Ömrüm bitmeden tüm dünyanın, en azından gördüğüm kadarının resmini yapmak istiyorum; yüzeyde bir şekilde değil derinlemesine, özünü yakalayarak.
Yazmak Üzerine-Ernest Hemingway
Uzun zamandır sorguladığım, son zamanlarda daha da açığa çıkan bir kavramı yazacağım bugün. Her gün okumak ile çözemediğim, iyi şeyler okuma çabamla sonlandıramadığım, derinlemesine düşünceler ve dertlenmek ile de varlığından bir şey kaybetmeyen bir sorgulama bu. Yüzeyselliğim. -derinlemesine okumadım hiç kendimi.- Bu durumu yazdıkça daha da çok hissetmeye başladım. Kullandığım dil ve üslupla bağlantısız olarak; yazdıklarımın yanında kendi bilgilerimi sorguladığımı, bu sorgulamaların da bir türlü beni tatmin etmediğini görüyorum. Hayatım içinde de yüzeysellikten uzaklaşma çabamın, aslında beni bir yere götürmediğini düşünmeye başladım. -henüz yeniyim bu konularda.-
Yüzeysel bilginin sığlığı ve ”Biliyorum.” düşüncesiyle insanı araştırmaktan uzaklaştırmasından korkuyorum en fazla. Yıllardır üzerine koymaya çalıştığım bilgi ve tecrübelerimin boş olduğu düşüncesi ile yazıyorum. Bu düşünce gerçek bir düşünce mi yoksa sorgulamalarımın bir sonucu mu emin değilim aslında. Kendi bilgilerimi ve yaptıklarımı dahi sorgulamaya başladım. Dostluklarımı, sevgi duygumun nerelere evrildiğini ve kalıp kalmadığını da. -var daha, yetecek kadar ömrüne.- Bu durumun sebeplerini az da olsa kestirebiliyorum. Yine de, kendimden emin olamadığım sürece yaşama bağlanma ihtimalimin azlığının da sorumluluğu var. Bu sorumluluk bir yere götürecek yahut beni olduğum yerde bırakacak. Yüzeysel olarak bildiğim konuları biliyorum, araştırma çabam da var. Ancak, hangi konuda tam bir bilgi dağarcığım var? Hiçbirinden emin olamıyorum. Her araştırma ile üzerine koymaya devam eden bir girdap. -belki henüz girmedim bile.-
Bu sebeplerden en önemlisi olarak düşündüğüm şey; sürekli farklı uğraşların içerisinde olmam. Yalnızca tiyatro ile uğraşmıyorum. Yahut edebiyat adına değil tüm ürettiklerim. Seslendirmen olma çabam da var. Hem müzik ile de bir geçmişim ve olmasını istediğim bir gelecek… Hangisini çok daha iyi yapıyorum diye bir sorgulamada ise, ömrüm boyunca hiçbirini hakkıyla gerçekleştiremeyeceğim fikri doğuyor. Bir öz güvensizlik hali de değil bu durum. Farkındayım kendi irade ve azmimin bana çok şey katacağına, devamlılık ile de tatmin olabileceğime. Yine de, fikirsel olarak çok yoğun ve dolu olan kimliğim, hepsinin üstesinden gelemiyor sanırım. -halen gelmesi için umut besliyorum.- Elbette yalnızca bu uğraşlar ile dolmuyor kimliğim. Hemen herkesin yaşadığı; maddi zorluklar, gelecek kaygısı -güya dolu cvim.-, sürecin zorluğu ve kayıplar ile de doluyorum. Bilgiden değil ama hayatımın bu kadar içinde olmasına rağmen ömrümden uzaklaştırılıyor gibiyim. -yahut sebep buluyorum yalnızca.-
Yüzeyde bir şekil değil. Ben, yüzeyde yalnızca bir şekilim. Kimse için ifade ettiğim başka bir kavram yok. Özelliklerim herkesin gördüğü kadar. Alıntının devamı ve kitabın bütününün etkisi ile; ömrümde kıymet verdiğim en önemli şey kendi hayatım oluyor. Yine ben yapmak istiyorum. Çabalamayı, zorluklar varsa onlarla başa çıkmayı, başa çıkamasam da yanlarında huzurlu olabilmeyi, ömrüme katılan diğer ömürleri anlamlandırmayı istiyorum. Yüzeysel bilgim ile bu ne kadar mümkün, orası sanırım halen bir muamma.
İstesen de istemesen de bizler yalnızca yüzeysel merakları olan, aykırı, uyuşuk, hıyar herifleriz.
Otostopçunun Galaksi Rehberi-Douglas Adams
Bu bölümle ilk karşılaştığım anı hatırlıyorum: Çok anlamlı, ifade gücü yüksek ve etkileyici gelmişti. -yalnızca bu kadar mı?- Ergenlik ifadesini kütüphane ortamıma pek yakıştırmasam da; o dönemlerin içindeyken bu tarz söylemler güzel geliyordu. Kaçışın mutluluk ve rahatlık getireceği düşüncesi vardı sanırım. -kaçacağım ne vardı ki?- Kitabın geneli beni halen çok tatmin etse de, bu bölümün bıraktığı etki çok değişmiş. Yüzeysel meraklarımın halen varlığının farkındayım. Ancak bunun yalnızca dile getirilerek ve ”Ben de böyleyim işte!” gibi bir dille ifade edilmesi beni rahatsız ediyor. Yüzeyselliğimin daha da artacağını hissediyorum. Korku olarak değil de, kendimden emin olmamakla ilgili yeniden. Hıyar gibi bir herif olabilirim belki; bunun farkındayken harekete geçmezsem soğurum kendimden. -belki orası daha güzeldir. değildir.-
Bu düşüncede olan ve bunu söylemenin de cool görünmek olduğunu düşünen çok insan var; çevremde ve hemen her yerde. Bilincin tam olarak anlaşılmadığı, yine yüzeysel kalan başka bir kavram olduğunu hatırlatıyor bana. Kendi sorgulamam ve yüzeyselliğim bitmeden insanları eleştirmem doğru mu bilmiyorum. -doğru.- Yine de; yalnızca ülkemizde olmasa da, yüzeysel bilgi ve hayata karşı yüzeysel bakışı çok gözlemliyorum çevremde. Maddi-manevi hemen her konuda da sürüyor bu durum. Kimliklerimize yakıştırdığımız bir kavram haline geldi. Aslında, geldiğimiz noktanın bir sonucu olduğunu da düşünüyorum. Bu duruma alıştırıldık biraz da. Yıllar boyunca gördüğümüz yüzeysel yöneticiler ve kitleleri etkileyen sanatçı-ünlü -ki arasında oldukça fark var.- insanların durumu; bizleri de yüzeysellik ile var olabileceğimiz düşüncesine götürdü. Bilinçli bir yaklaşım bu sorunu çözebilirdi belki. Ancak, bilinci dahi bu yüzeyselliğe dahil etmekten geri durmadık, durmadılar. -durmayacaklar.-
Özellikle sosyal medyanın iyice yaygınlaşması ile; yalnızca televizyon ekranlarında gördüğümü kişileri, olayları, sorunları ve güzellikleri yakından takip edebilir konuma geldik. Bu durumun neticesinde ise; özellikle maddiyat ve tanınırlık olarak ciddi bir seviyede olan insanların ne kadar sıradan, yüzeysel ve değerlerden uzak olduğuna şahit oluyoruz. Bu durum yalnızca o insanlardan uzaklaşmamızı sağlamıyor. Ne yazık ki bir yandan da bizi yüzeyselliğin dibine sürüklüyor. Adalet gibi daha derin bilgi gerektiren konular dahi olsa yine de yorumlamak ve araştırmadan hüküm vermek konusunda ustalaştık. Suçlu-suçsuz arayışı yahut açıklaması yapılabilecek bir konu olduğunu düşünmüyorum. Bu durumu biz istedik de diyemem, kolay bir kaçış olur. İstemeyip hayatına dopdolu devam edebilen insanların varlığı ürkütür hem.
İki tür doğru olduğunu söylemişti Bohr; karşıtları kesinlikle yanlış olan yüzeysel doğrular ve karşıtları da kendileri kadar doğru olan derin doğrular.
Sofi’nin Dünyası-Jostein Gaarder
Bu ikilemin içerisindeyim biraz da. Kendi yüzeyselliğimi bu kadar anlamlandıramam. Varlığımı temsil eden her şeye hakim olmak istiyorum. Hakim olduğumda da güçsüzlüğümü anlamak istiyorum. Bir öğreti ile hakim olamayacağım bir evrenin içinde olduğum kanısındayım. Doğru olan bilgiyi de sorgularken bir yandan, odaklandığım uğraşlarım ile ilgili bilgi sahibi olmak için uğraşıyorum. Tüm bu istek ve çabaların neticesinde de hiçbir şey bilemeyeceğim kadar az yaşayacağımı hatırlıyorum. Yarın sonlansa da aynı yetmiş yıl daha sürse de. -ki en fazla o kadar.-
Yüzeyselliğin her alanda basitlik ile eşdeğer karşılıkları oluyor. -mış gibi yapmanın devamı olarak katılıyor hayatımıza. Bilmediğimiz bir konuda, kulaktan dolma yahut ufak bir internet araştırması ile konuşmak rahatlatıyor sanırım. Konuştuklarımızın karşılığında bir cevap ile karşılaşmak istemiyoruz genelde. Bir cevap gelirse de yorumlama çabamız devreye giriyor. Bilmediğimiz konuda yorum yapmak da, ölümü bilmeden onun hakkında konuşmak kadar basitleşiyor. Ömrünün bir bölümünde yüzeyselliğin yeteceğini düşünürken, tamamen yüzeysel bir ömre sahip birey olabiliriz. Hiçbir bilginin tam karşılığını, inceliklerini öğrenmeden yaptığımız konuşmalar yoruyor bizi. Bilmemenin kutsallığına karşı geliyoruz. Onun gücü ile harekete geçmektense yüzeysel bilginin kandırmacasını yaşamak tatmin ediyor. -tatminsizliğim artıyor.-
Karşıtları da en az kendileri kadar doğru olan bilgiler görmek mutlu ediyor mesela. Sanırım, bilginin tek doğru yahut tek bir araştırma ile olamayacağının iyice farkında varıyorum. Bu durum tatminsizlik ve her an cahil olduğum düşünceleri ile yeyip bitirse de beni; yüzeysel olduğumu sürekli yüzüme vurup aydınlatıyor beni. Oldum demenin güçsüzlüğü ile karşılaşmamak güzel geliyor. Hoş, 21 yaşında ne kadar olmuş bir birey olabilirim orası da ayrı bir muamma. Hayatımda sürdürebileceğim uğraşlarım ve merak duyduğum gelişme ve kavramlar ile ilgili konular için çabalıyorum. Onların içerisinde olmak, yalnızca yüzeylerinde kalmamak isteğindeyim. Mümkün mü? Neden olmasın? -olmaz denmez ki.-
Gizlisi saklısı olmayan her şeyin ortalıkta yaşandığı, samimiyetsiz, hiçbir zorluğu olmayan, kolaycı, yüzeysel ve sade taklitten oluşan bir hayat…
Eylül-Mehmet Rauf
Hangi hayat? Nerede bunlardan uzak bir hayat mümkün? Sanırım ancak içimizde. Korku ve mutluluk bilincinin oluştuğu ilk andan itibaren; yüzeysel bilgi ile yaşadık bu duyguları. Korkularımız ve mutluluklarımız içinde bizi gerçekten yaşatan çok az şey oldu. Yüzeysel bilinç ile değil de gerçek bilinç ile kendimize bakabildiğimiz ve sorgulamalarımızdan korkmadığımı ilk an kurtulacağız yüzeysellikten. -sonra şükredeceğiz halimize.-
İyi çalışılmış bir provadan dönmüyoruz. Ömrümüz yarın da başlamayacak. Bu prova neticesinde bildiğimiz sahnelere çıkmayacağız. Yarının ömrünün en güzel gün olmayacağına garanti yok. En kötüsü de olabilir. Kendi boşluğunda boğulmadan önce boğulmamalısın yüzeysellikte. Elinden tutan olmaz, elinin hangi partiye oy attığı sorgulanıyor orada halen. -hem apolitik ellerin.-
Okumaya az zaman ayrılan, annenin diş ağrısı ile üzen ancak geçince mutlu olunan, İzmir’in güzelliklerini anne ile tekrar tattığım güzel bir gün oldu. -okuma azlığı dışında. onsuz güzellik eksik.- Yarın iş, pazar yeniden iş. Akşamları biraz muhabbet. Hafta başı yeniden seslendirme yoğunluğu ve okumalar. Haftalık seriyi düşlüyorum. -gözlerim yeterince açık.-
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 51. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Bugüne, Ömer Abi’nin de çok sevdiği bir eser ile ses olayım. Dumanın Deli’si ile. Güzeldir, aşıkane bir dili vardır. Yüzeyde daha kolay yüzmek. Ama zoru görmeden nasıl başaracaksınız ölümü? -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Başaracaksın.
memleket fazlası
yerel, cahil sanılan
sorularına değinmez anlatıcı görünümlü
dal-kavuk saltanat özeni. birikim
yapma gayretin için asgari ücretin
zam-mı? biri kim? yapma
uğraşı içinde kalkınma
muhalefeti
dikta, beyaz saray evrensel
peronlar arası burjuvazi. gerekli
görülen yerlerde yasa. hem
eşdeğer caz yapma diyen
zihniyetle. kurulu düzen
arayışı kurulları içinde
kamuoyunun
kör, devrim yalnız komünizm
sözünü esirge ki adresin
fişlenmesin. yeterince zor ay sonu
koleksiyonuna eklenen hangi örgüt? elini
doğru kaldırman için tapınaklar, yalnız
pusula da örgütten