Irak Ellere

Neye uzattıysak elimiz bir arşın bizden ırak
Kayıyor gözyaşlarının göğerttiği ne varsa gövdemizden
Saklı kim biz sırlı kim biz kimdir sığıntı biziz

Of Not Being A Jew-İsmet Özel

Çaresizlik ve zaten zor olan ırak kavramının en samimi ve en başarılı anlatımlarından birisi alıntıdaki ilk dize. Ulaşma çabası ile uzatılan ele rağmen halen arada olan bir arşınlık mesafe. -hemen her sevdiğim şeye o mesafedeyim. acizlik.- Irak bir diyarda değilim, Ege’de zaman geçirmekteyim bir süredir. Irak gördüğüm çok az maddi yer var. Kara parçalarına hasretliğim yok. Nadiren anlam kazanmakta dünyanın katmanları. -ben de öyleyim.-

Alıntıdaki şiir ile çok yoğun bir ilişkim oldu yıllardan beridir devam eden. Lisedeki edebiyat öğretmenlerimden Mustafa Karakurt’un hediye kitabıydı, bir İsmet Özel söyleşisi ardından. Yoğunluğunu sanırım ömrüm boyunca kavrayamayacağım. Anlamlandırdığım yerler sayfa sayısının onda biri, düşündürdüğü yerler ise iki katı aynı sayfa sayısının. Iraklık burada da baş gösteriyor. Irak olmak, mesafe ile kurulan bağın kıymetini arttırıyor sanırım. -yahut çok tozpembe düşünüyorum yeniden.- Şiirin kurulduğu dünyayı, yaşadığımız dünyaya yakınlaştırma çabasının en net örneklerinden biri Özel, kanımca. Onun şiirine ırak olmak ile şiirinden ırak olmak arasında da ciddi bir fark olduğu kanısındayım. Ben hangi noktada duruyorum, onu da halen sorgulamaktayım. -öznel yorumlarım beni de yordu, teşekkürler.-

Son zamanlarda edindiğim en büyük tecrübe, ırak olduğumuz ve ulaşmak çabamızın en çok evrildiği iki yer olduğu. Her ikisi de maddesel kavramlar değil aslında. Yaşam ve ölüm bu iki yer. Irak kaldığımızda en çok düştüğümüz yer yaşam. Irak kaldığımız için bir yandan huzurlu, bir yandan da tedirgin hissettiğimiz yer ise ölüm. Bu iki kavramın kesişim noktaları çok fazla. Bu yüzden sorgulamaları da fazla, çabası ve üşengeçliği de. Zıtlıkların doğurduğu en kıymetli ikilemlerden birisi yaşam ve ölüm. Yaşamın içindeyken ondan ırak kalmamız çok anlamlı gelmiyor aslında. Ancak, kendimizi soyutladığımız anda bir yaşamımız olduğunu fark etmekteyiz. Ondan uzaklığımız, korkunç seviyede bu yüzden. Ellerimiz olduğunu fark etmek gibi, gözlerimizi, kulaklarımızı. Ancak kaybı ile karşılaştığımızda değer vermek ve fark etmek gibi basitliklerimiz var. -doğallık uymuyor bu kavrama.-

Başlık nereye peki? Hangi ellere yazıyorum? Irakta kaybettiğim yahut aradığım ne var? -hiçlik ve bilumum kıymetler.- Aslında izah edecek kadar bildiğimi de sanmıyorum. Varlığımı ırak yerlerde arama yanılgısına ben de kapılıyorum halen. Annemin yanında geçirdiğim zamanda dahi, bu düşünceden sıyrılmak kolay olmuyor. Kime ve neye yazdığım sorusuna cevabım var: Bir gün okursa diye ilerideki bene. Bu ileri kavramı da ırak benden. Çünkü, bir hafta önceki yazıyı okuduğumda da ulaşıyorum, bir yıl sonra bugün yazdığımı okuyunca da -varsa ömrüm.- ulaşmış olacağım ona. -sanırım ırak, ulaşılamayana denmiyor.-

Yıldızlar, gözden ırak bir çiçek yüzünden güzeldirler.

Küçük Prens-Antoine De Saint-Exupery

Irak kavramının, bir yandan da temsil ettiği bir güzellik kavramı var. Bu güzellik kavramı; daha önce karşılaşmadığımız kadar, görmediğimiz ve idrak edemediğimiz kadar güzel gelmekte bize. -yahut yalnız bana.- Sözlerimize yön veren, hikayemizi anlamlandırma çabamızı sağlayan, kabaca iyi insan kalıbına dahil olma çabamız da bu güzellik kavramı sayesinde. İleriye yüklediğimiz anlam ile paralel. İlerinin ırak gelmesi, onun daha güzel anlara gebe olduğu kanısını oluşturuyor. Doğruluğu tartışılır, tecrübeler ile yalanlanır yahut olumlanır. Her ne olursa, ilerinin ıraklığı çözümsüz bir güzellik demektir. –çözümsüz güzellik. şiire nasip olmadı yine.-

-kısaca açıklanabilen düşünceleri açıklama yanılgısı içindeyim.- Irak olan hemen her şey bu güzelliğe kurban edilir. Varlıkları dahi silinmeye çabalanır güzelliklerinin büyütülmesinden. Yalnızca maddesel bir aşk, gelecek kavramı, görülmemiş yahut anısı olan yerlere karşı da değildir bu durum. Maneviyatımızın varlığı, görülmeyen kavramlara düşkünlüğümüz de bu kavram ile açıklanabilir. Açıklanamasa da bir yorum olarak yer alabilir bu yazını içerisinde. Irak kavramını en çok dolduran ve zenginleştiren şey de; ulaşılmaz ile arasındaki zıtlık. İmkansız demekten daha kabadır ulaşılmaz. Boyumuzu temsil etmediği için belki. Varlığımız ile aynı yoldadır. Varlığımız ile ulaşamadığımız bir kavram değildir ırak. Vardır, ihtimal dahilindedir. -ihtimaller yaşatır insanı. ölüm ihtimali gibi.-

”Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur.” sözü de sanırım bu yüzden eylem gerektirir söylendikten sonra. Irak olana yaklaşma yahut ırak olan yerine yakın olana ulaşma eylemlerini. -hangisi başarılı olur ki?- Bu kavramın doğruluğunu yeni yeni tecrübe ediyorum. Mutlu da değilim. Bazı kavramların sözde kalması daha insancıl kalıyor. Yıllarca bu kavramın yalan olduğunu düşündüm ve tecrübe ettim. Irak olmak daha manevi bir kavram olarak uyandı bende. Daha samimi, daha çok sorgulatan, maddi aşk ile heba edilmeyecek kadar derin. -aşk değil, maddi aşk. saygım kendimden fazladır aşka. kusur.-

İstekle yürüyünce ırak yer yakın olur
İstediği yüzü görünce can sahibini bulur

Kutadgu Bilig-Yusuf Has Hacip

Yeniden ve doymadan yaşıyorum; anlatmaya çalıştığım, yüzlerce kelime ve karakter kullandığım düşüncelerimi kısaca anlatan alıntılar ile karşılaşma mutluluğunu. Buradaki yürümek ve yakınlığı da manevi olarak düşlüyorum. Hücresel ve atomik reaksiyonlar ile ifade edemedim şiiri. -hoş, bibliyorterapi gerçeğine inanıyorum.- Yalnızca şiiri de değil, anlatma çabası olan her çabayı. En azından kendine de olan. -benim anlatma çabam hep o yönde.-

Irak görünen ifadesi daha da cezbetti beni bu bölümde aslında. Manevi olan hemen her kavramın, görünen ancak soyut olmasına heyecanlanıyorum. Anneliği hissetsem de varlığının maneviyatı kıymetleniyor. Yaşamın içinde olsam da, hissetmek anlamlanıyor. Kusursuz olanın kavram olduğu gerçeğinden ötürü sanırım. Ölüm, kusursuz bir gerçeklik. Yaşam da öyle. Ancak, her ikisinin de oluşturduğu binlerce travma var. Irak olanın gerçekliği etkiliyor bizleri sanırım. Hayali kahramanların gerçek kahramanlardan üstünlüğü, özellikle bizim coğrafyamızda, hiçbir zaman kabul görmemiştir. Gerçek hikayeler daha kıymetli geliyor. Onun ırak olmasına takılmıyoruz. Bilmek ve hissetmek ile derinleşiyoruz, duygusallaşıyoruz. Irak olmanın bize kazandırdıklarına meylediyoruz. -yolun kıymeti bu yüzden.-

Adımlanan yolun varlığı ile tatmin olmuyoruz hiçbir zaman. Ulaşacağız yerin düşü tatminkar kılıyor bizi. Yaşamımızda da böyle. Var olduğumuz gerçeğine değil de ne olacağımız sorgulamasına düşüyoruz. Irak olanı daha çok arzuluyoruz. Bu arzulama, çıkar yahut bir tatminsizlikten doğmuyor yalnızca. Bilinmezin gücünü temsil ediyor. İmkansızın değil, ulaşılabilir olan ırak kavramların çekiciliği ile yaşama gayreti içindeyiz. Sevginin ve inancın etkisi ile de gücümüz artıyor, sürekli hareket halinde kalabiliyoruz. Iraklık kavramı; korkutucu yahut üzücü unsurlardan tamamen sıyrılmış bir yol haritası aslında. İmkansızdan kurtaran, ulaşılabilir kılan. -yahut yalnız kendimi kandırma gayreti.-

Yaşamın sonu hiçbir zaman bana ırak gözükmedi. Her yüzde, her solukta, her büyüyende, her yaşlananda, her sarılmada, her sabahta gördüm yaşamın sonunu.

Yaşamın Ucuna Yolculuk-Tezer Özlü

Irak olanın gücü bu yüzden. Biraz çaba ile yakınıma geliverir. Biraz yaşamak ile görünür kılınır. Biraz tecrübe ile imkansızdan sıyrılır. -hoş, ölüm imkansızı temsil etmez.- Sevdayı yalnızca kişide görmeyiz. Ölümü ve yaşamı, hasreti ve kavuşmayı da. Kendimizi nasıl bir kalıp içerisinde göremiyorsak -sıkışık bedenlerimize rağmen.-, ırak olanı da sığdıramayız mesafelere.

Kusur, kaçış, çaba, emek. Ulaşılmazın korkusuna ışık. Kaçışların ırak olana olduğu devirdeyiz. Demokrasiyi arayan bireyleriz, demokratik ülkemizde. Okumayı arzulayan gençleriz, üniversite mezunu olan hallerimizle. Kutuplardan basıp duymasın diye dünya şu anki halimizi, hızla ulaşmaya ırak ellere. -gönüllere.-

Okuma, iş, idrak etme çabası. Alinin yazısını okumam gerekiyor kısa zaman içerisinde. Evet, yazdı. Heyecanlı ve mutluyum. Sesi kadar güzel olduğu inancındayım. Haftalık seriye son şekiller verme çabasındayım. Benliğimi belli eden cümleler yazmakta-yım.

Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 45. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Irak gördüğüm, bir gün yaşamak istediğim bir an ile ses olacağım bugün de. Olmaz. Siyasiyabend, Bizon gücüyle. ”Neden efendim kendi memleketimde rahat olmayacağım ki?” sorgulamasına saygıyla, yeniden. Kusurlarınız ile yaşınız doğru orantılı ilerleyebiliyor. Aman dikkat tünelin ucuna. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Kusurların, Yaşın.

ahalinin söylediğidir

hak, yolsuzluk yordamı
çatlaklığı ifade etmekte duvar
ağlaması. astığı posterin hümanist havası
ansızın hareketle, kusurlu hayalle kapanan
ters-yüz
ela yahut kör gözleri

özet, hızlı oku-ma
mektup ömrü, barut ile köşeleri
yıkılmış sokağın çeşmeleri son
hayrını sunmakta. göç yolları
üzre değil; köy aşıkları
hatrına

siper, toprak özlemi
firari düşünceleri içinde kayıp
failleri öğretisinin. savunduğu kitapların
yazarı bilinmiyor best seller
ruhlar alemi sonra, kabul
görmüyor sevdiğinin
ismi

Zaytung 45. Gün Ses Kaydı.

Yorum bırakın