Her Gün Yazmak ve Aysar*

Özgürlük büyük bir kandırmacadır sahip iken bir bedene

Emre Tan-Bir Katedralin Yıkımı

Kudretli bir dili var Emre Ağabey’in. Ben hadsizce kullanıyorum sanırım, başlangıcı daha fiyakalı kılsın umuduyla. Zordu bu yazıya başlamam ve O ortak oldu masama bu günlerde.

Boşluğu yoğun hissettiğim günleri geride bırakmayı umarken daha da zorlu bir yola girdiğimi fark ettim. Düzenin monotonluk getireceği düşüncesi, okuduğum yazarlara ayıp etmişim, kuyunun dibini görmeme neden oldu. Uyku düzeninden yemek, izlemek, hayal kurmak, bağırmak düzenine kadar. Komünizme yöneliyorum sanırım.

Yok, siyasetin pek anlamı yok şu durumda. Yazık ki yöneliyorum, yazık ki bir ideolojiye yönelmem bekleniyor. Söylemlerim arkadaşlarımın telefonlarını kapatmalarına ya da saklamalarına yol açıyor, aynı anda ben biliyorum ki dinleniyor benim taka.

Artık IP numaramı da alsınlar -daha rahat ulaşırlar evime-, belki okurken onlarla beraber birkaç kıymetli insana da ulaşırım ümidiyle yazıyorum ve yazacağım. Ne faydası olacağını tahmin etsem de bir sene sonunda görmeyi, edebiyat çevrelerince, sanırım sadece arkadaşlarım oluyor, görülmesini umuyorum. İnsanın insandan uzaklaştığı anlarda, konuşmayı özellikle de boş konuşmayı seven biri olarak sözlerimi biraz da boş bir ekrana ileteyim. Dolu insanları buluyormuş bu meret.

Belki en olmayacak dil ve üslupla bir adım, başlangıç yaptım. Fakat kandırmaca bir özgürlüğün içinde kendime ne kadar alan açarsam o kadar iyi. Devlet şu an turizm bölgelerini açmakla meşgul, onlardan da talep edilemez.

Ezcümle -haydar ergülen okudum evet, dün- her yazıya biraz şiir karalaması, birer ses kaydı, biraz da benim için önemli anıları ve denemeleri karalayacağım fanzine vira*bismillah.

Ses kayıtları -değişim payı bende saklı- ağırlıklı olarak Zaytung’un makale ve absürt haberlerinden olacak. Darılmayın, ben sadece bir sesim. Hem diksiyonum düzelir biraz, kim bilir?

*Aysar ne ola ki? deyip bu yazıda cevapsız bırakmamı mazur görün, -ve evet mazur görün gibi ifadeler de yer alacak, sürekli aforizma kasmamalıyım sanırım- bugün iki yazı olacak ve sonraki yazıda açıklamaya çalışacağım Aysar’ı. Hem benim için önemini hem öz anlamını.

Çokça paragraf kullandığım, özgürleştiğim yanılgısına kapıldığım yazıdan şiirin niyeliğiyle ayrılayım
Açık kapılar daha korkunç oluyor bu arada kapalılardan, ufak bir anı.

belgesel

Çadıra kapandı, örümcekler
örmüyordu kapısını.
Şaşırdı, kaleminde mürekkebi
içeride kağıt vardı
Belindeki silahtan daha güvenilirdi

Sağına ilişti, sıkılaştırdı kapısını
-ne kadar denirse-
Bulunurdu yolu, girdiği çadırın
rengi açıktı

yazılan göğe değmezdi,
çocuğuna el değmeden öğretirdi
özgürlüğü

Zaytung 1. Gün Ses Kaydı:
https://drive.google.com/file/d/1Rpy1aJ5WddK8dAHnNywtl3m_-wwAM9zd/view?usp=sharing