Neden? Bilmem

Gece gündüz neyin peşindeyim
bilmem ne isterim tanrım
neden yanan kalbim sönmüştür
ne arar benim yorgun bakışlarım

Yaralarım Aşktandır-Furuğ Ferruhzad

Ömrümü şarkı, şiir, film ve tiyatro üzerine kurma çabam baş gösteriyor. -normallik canımı sıkıyor.- Daha önce sorgulanmış ve sonuca bağlanamamış düşünceler ile kafa yormaya devam ediyorum. Özgünlüğüme ket vuruyor bu durum. -eğer varsa.- Sorgulanabilir kavramlar olarak nitelendiriyorum hemen her şeyi. Varlığımı, yokluğumu, özgürlüğümü, sınırlarımı, yaptıklarımı, yapmadıklarımı. Bu kadar kişisel sorgulamalardan ibaret olmuyor elbette. Olur da bireysel sorgulamalarım bu sonuca kavuşur, insanlara karışmam gerekirse diyerek dünya ve çevrem ile ilgili de sorgulamalar yapıyorum. Çırılçıplak kalmamak adına. -doğumuma ihanet ediyorum.-

Neden bilmem sorusu da bir şarkı ile buldu beni. Benim o soruyu bulmamdan yıllar sonra. -denk gelmek güzelliktir.- Yeniden siyasiyabend ile. Bizonun sesiyle. Kalıptaki tonlamanın neler değiştirebildiğini sorguluyorum mesela. Başlıktaki söyleyiş; başlangıç selamı aslında. İlk olarak sorgulamaya, bilmediğinin farkında. Arayışa hazır. Neden bilmem? ise çok daha derin bir anlam ile karşılıyor beni. -sorular, cevaplardan daha çok ilgimi çekiyor.- Bilmediğimin farkındayım ancak neden bilmiyorum ölümü? Bu kadar hayattan olan kavrama karşı neden bu kadar uzağım? Yahut sevmeyi neden bilmiyorum bir türlü? Sevilmek ve sevmek kadar bireysel çok az şey var, evet. Ben, kendi içimdekini sorguluyorum yalnızca. Neyin sevgi olduğunu -çevremin etkisiyle, sağ olsunlar.-, kalıplardan çıkarmaya çalışıyorum. -beni bir kalıba sokuyor aynı çevrem. sağ olsunlar yeniden.-

Hayatın bu sorgulamalar ile ne kadar ilerleyemeyeceğini biliyorum mesela. Yıllarca bu sorgulamalara düşersem -ki düşüyorum.-, bir karakter oluşumundan uzak kalırım. Netlik bazen gerekli hale geliyor. Evet, hayatın bu sorgulamalar olmadan da ne kadar ilerleyeceğini bilemem. -bilmem de değil, elimde olmayan pek çok şeyden biri.- İşte bu noktada ulaştığım sonuç oluyor yine ve yeniden sorgulamak. Hücresinden kurtulmak istemeyen bir suçsuzum. Adaletin düzene girmesini bekliyorum. -benim dememle hem düzensiz oldu bir anda hem de düzene girecek değil mi? değil.-

Yazıyorum bir yandan. Hatta çoğu yandan yazmaktayım. Ayrıca değinmeye çalışacağım bir yazı paylaştı geçen günlerde Ömer Abi. -tanıyorsunuz kendisini artık.- ”Değil yazmak, bazen bir şiiri okumam bile günlerimi alıyor.” Daha doğru çok az şey var bu konuda. Günlük olarak Aysarda paylaştıklarıma şiir demiyorum. Ben demediğim için şiir olmuyor değiller. Ama biliyorum ki üzerine daha fazla uğraşmalıyım. Buna rağmen, paylaştığı o yazı, yaptığı şeyi olumlu olarak gören beni yoğun bir sorgulamaya itti. Yazdıklarıma etki etti mi bilemiyorum. Neden bilemediğimi bir de burada sorguluyorum. -teşekkürler.-

Ben artık ağlıyorum.
Senelerdir ağlamadan acı çekmeyi öğrenmiştim.
Şimdi ağlıyorum yine, bilmem neden?
Beni ağlar görünce Leylâ da ağladı.
Anlaştık bu işte ana kız: beraber ağlıyoruz.

Memleketimden İnsan Manzaraları-Nazım Hikmet Ran

Neden ağlamadığımı mesela, merak ediyorum. Ağlamak kavramının kıymetini yitirdiğimi düşünüyorum. -pek çok şey gibi.- Bilmem neden? diyerek kendime soracak mıyım ağlarken bir gün, onu da bilmiyorum. Bilmemek kadar korkunç bir kavram ile karşı karşıyayken bile ağlamıyorum. Yahut hayatımın devam etmesine aldırmıyorum o kadar da. -sorgulamalarımı burada yapmak iyi mi onu da bilmiyorum.-

Yanlış olan ve beni etkilediğini düşündüğüm çok az şey var. Her kavramın, ömrüme yön verdiği kanısındayım. Olumlu-olumsuz olması da, bilinçli olduğum sürece önemini yitiriyor. Olumsuz bir deneyimin devamında bir kez daha yapmayacağım diyebiliyorum. Uyguluyorum da bunu. Kendini bilmek bu kadar kolay olmamalı diyorum sonra. -tatminsizliğim yoruyor.- Ağlamak kavramına bu yüzden çok deşemiyorum. Hatıralarımda yaşadığım hüznü bu eylem ile açığa çıkardığımı görüyorum. Fakat, bir süredir bu eylemden kaçış halinde mi ona ulaşma çabası içinde mi hareket ediyorum net değilim. Var olan tüm gerçeklikler gibi orada duruyor. -olur olmadık yerlerde ağlamam da dahil.-

Neden sorgulamasının, çok büyük olumlu sonuçları oldu hayatımda. Yalnızca benim de değil; bu soruyu ilk soranlardan günümüze kadar herkese katkısı olmuştur. Bilmem diyebilmek de insanlığın güzelliği kanımca. Cahillik olarak algılanabilecek bu kavram, cahillikten en uzak söz gibi geliyor bana. Her adımımızın başlangıcı. Her düşüncemizin devamı. Her hayalimizin çıkış noktası. Bilmedikçe gelen araştırma isteği, karşılaşılan herhangi bir bilgiye Neden? sorusunun sorulmasıyla şahlanıyor. Ulaştığı yerin tatmin ediciliği de ilgi çekmiyor. Yeniden değineceğim ama, o yolda olmak insanı zenginleştiriyor. -tekrara girmeye başladım. korkunç.-

Gül der ki yüzüm yüzlerden güzelken
Ezer suyumu çıkarırlar bilmem neden.
Bülbül de şöyle der ona sanki içinden:
Bir yıl dert çekmeden var mı bir gün sevinen?

Rubailer-Ömer Hayyam

Bazen basit düşünmenin kıymeti kadar kıymetli işler yapmıyorum. Kıymetli gelen sorgulama ve çabalarımın, basit görmek kadar etkisi olmuyor. -nimet.- Yine de, ömrüm boyunca bu basitlikten kaçacağım. Kötü ve sığ olduğu için değil. Temsil ettiği güzelliklere rağmen. Minimalize olmasına rağmen. Bunun sonucunda da; şu anki sorgulamalarımın bana ilerisi için zenginlik katacağı, sıkıntılı ama bilinçli bir sürecin getirilerinin olacağını, kısaca bir gün sevinmek için -ki buradaki bir ömürlük olabilir.- dert çektiğimi düşünmekten kaçacağım. -aranıyor da yazmayacak.-

Ezip suyumu çıkaran da yine benim sanırım. Kimsenin benim hayatım için özel bir ilgisi yoktur. Varsa da beni ezmeyi düşlemezler. -zaten acizim.- Hayatın acımasızlığı da değil. -ki acımasızdır, orası ayrı değil.- Bilmemek kavramından uzaklaşma çabası sadece. Her an daha çok yaklaştığımı hissediyorum üstelik. Her yazdığımda daha da cahilleşiyorum. Her okuduğumda biraz daha eksiliyorum. Okunacak, yazılacak, bilmediğim şeyleri öğrenince daha çok öğrenilmesi gerektiğini anlamak yaşatıyor bunları. İyi ki yaşatıyorlar, huzursuz değilim. -öyle umuyorum.- Hayatımın içine almakta zorlanıyorum. Fikirsel olarak olmasak da, basitleşmiş yaşamımız içinde barınacak kadar öğünleri yok. Fikirlerimiz yok. Cahilliğini kabul etmeyen insanlara bir şey öğretebilecek değiller. -iyi ki de değiller.

Bilmediğini söyleyen birinin ne kadar kaale alınacağı sorusu geliyor aklıma. -ne acı, geliyor.- Ali Abinin söyledikleri geliyor aklıma. ”Şair şiirde soru soruyorsa, okur o sorgulamayı kendi üzerine alır. Şairin bilgisi ile yazması gerekir. Şiirde soru çok sık olmamalıdır.” Haklılığını çok tecrübe ettim bu sözlerin. Evet, soru sordukça, bir şey öğretmiyor düşüncesine kapılıyoruz. Fakat öğreten biri değilim. Öğrenen bile değilim. Öğrenme çabasıyla hareket ediyorum. Nedenleri sorguluyorum, bilmediklerim üzerine yoruluyor ve heyecanlanıyorum. Bildikçe azalacak mı sorgulamalarım, onu da bilmiyorum. -artacak.-

Gam ile yuğrulmuş bu dertli beden
Yoksa tecelli mi bilmem ki neden
Vasiyetim size budur ölmeden
Oku çalış öğren ölene kadar

Dostlar Beni Hatırlasın-Aşık Veysel

Ölene kadar. Sevgi, holiganlık, emekli olamama korkusu ile heba ediyoruz o zamana kadarki yaşamımızı. O kavramları savunuyoruz ölene kadar. Seviyoruz, holiganlık yapıyoruz. Bilmediğimiz kavramlar ile karşılaşmaktan korkuyoruz. Nedenlerini sorgulamasın istiyoruz kimse yaşadıklarımızın. -hoş, kimsenin işi değil.- Biz kaçıyoruz nedenlerinden, kendimizle yüzleşmekten çekiniyoruz.

Ömrüme dokunan sorgulamalar biriktirmek istiyorum. Korkularımı arttıracak, düşüşlerimi kuvvetlendirecek, adımlarımı sağlamlaştıracak. Bilmediğimi haykırmak istiyorum tüm kitaplara. Söylemek istiyorum karşılaştığım tüm sorulara: Neden? Bilmem. -çözümü üreterek, mümkünse.-

Okumak, izlemek, seslendirme. Devam. Yarın ve pazar kitabevi mesaisi. Annem ile güzel bir günün sonu. Haftalık seri için çabalar artmakta. Haftaya yetişmesi umuduyla. Youtube biraz daha ağır işliyor. Kusurlarımı azaltma çabam arttı.

Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 44. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Başlığa vesile, kıymetli bir eser ile de ses olayım bugün. Neden Bilmem. Sorgulamalar ile dolu geçsin ömrünüz. Kıymetinizi arttırır. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Ömrün, Kıymetini.

bulut pamuğu

teselli, bağışlandı ölüm
bağımsız sahada karşılaşmak için
sevdiğiyle. görmemek için avuç içlerinde
bayram beyazı. yazılmaz kirli
düşünceleri, bağımsızlığı köleleştirir
teni

çan, dinler faşizmi
karıldığı toprağa merakı, tattığı
elmaya. tahrik gücüne yalanın-yasak
yaşamın. çizgisel yanında, sevdiğini
düşlemek. sekiz/beş yeterli
çalmaya vakit

araf, gamzeye gülüş
kin dengesi yitmekte. huzur
darmadağın yaşamı içinde memur
duası. çelişkili fikirlerine
atamakta devlet yetkili
kadrolarını

Zaytung 44. Gün Ses Kaydı.

Yorum bırakın