Umudum her zaman bâkidir ama,
Abdurrahim Karakoç
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun…
Kısa yazın her zaman daha ilgi çekici gelmiştir. -umarım okumayı sevmiyor olarak görülmem. kaygılarım yalnızca bu minvalde.- Herhangi bir olay, duygu, durum yahut fikri açıklarken kullanılan kısa dil; doğum anını anımsatıyor bana. Aylarca beklemiş, gelişmiş, büyümüş ve sonunda bu zamana göre ufacık kalan bir anda hayatla buluşuyor. Büyümesi ve gelişmesi, insanlara dokunması da uzunca bir süre bitmiyor. -yahut genç ölüm. ki her ölüm genç.-
Yazmak Eylemi’ni okurken biraz da bu yüzden çok etkilenmiştim. Hikayesel olarak film senaryosu da çıkabilecek bir olayı, toplamda üç cümle ile de ifade edebilmek özgürlüğü kıymetli gelmişti. Elbette bu durum her zaman makul karşılanmıyor, bunun bilincindeyim. Kimi zaman yıllarca aynı fikri uzun uzadıya, her seçim dönemi yapılmadığını göze sokarak tekrar yapacağız nidaları da atılabiliyor. -üstelik oy da alabiliyor. evet seçilmiyor, oy alıyor.- Kimi zaman da olayların kısa anlatımı, o olayın kıymetini kaybettiriyor düşüncesi ile uzun anlatım tercih ediliyor. Kıymetin kısa yahut uzun yazıyla değil de, doğru aktarım ve özgün bir dil ile olabileceği düşüncesini de ben tercih ediyorum. -sanırım bu yüzden hiçbir zaman doğru aktaramayacağım.-
Bunu biraz da kısa film sevgime bağlıyorum. Fikrin ve anlatım tarzının, uzunluk ile ölçülemeyeceği düşüncesi anlam kazanıyor. Kısa filmlerden, kimi zaman, uzun metraj bir sanat filminden alamadığım heyecanı ve duyguyu alabiliyorum. -anlamıyorum uzun metrajı demiyor da!- Dilin ve anlatım tarzının kıymeti, imkansızlık ile doğru orantılı ilerliyor sanırım. Daha az ve kısıtlı imkanlarla çekilmiş bir iş, yapım sürecindeki istek ve çaba ile doğru orantılı olarak, büyük bütçeli ve hemen hemen sınırsız imkana sahip yapımlara göre daha ilgi çekici olabiliyor. Bu durum yalnızca sinema yahut görsel sanatlarla da sınırlı kalmıyor. Yazın dünyası da bu imkansızlığın zenginliğinden payını alıyor. İyi ki de alıyor.
Aslında yukarıda değindiğim durum, emek ve çabanın sonucu oluyor. Kısa olması için bir çaba yok aslında; çaba, imkanlar dahilinde üretmekten geçiyor. O imkanı en iyi şekilde kullanarak çıkan eser kısa olabiliyor. Kısa olması da, kitlesel olarak bizleri sürekli etkileyen sloganlaşma mantığına evriliyor. Daha önce Ömer Abinin bana söylediği slogan kavramından bahsetmiştim. Burada değindiğim ise, kitlelerin imkansızlık içinde üretebildiğini gösteren eserler olmaları. Hemen hepimizin çevresi ile kıyas hali var. Bu kimi zaman komşu çocuğu kimi zamansa sınıf-iş arkadaşı olabiliyor. Burada da kıyas yerine rol-model örneği kendini gösteriyor. İmkansızlıklardan doğan her fikir, imkansızlık içinde olan her kesime örnek olabiliyor. -fazla makalesel oldu, teşekkürler.-
Zaman kısa. Zamana biçilen ömür beni her zaman korkuttu. Bir meyve ağacı gibi, sürekli meyve vermektedir halbuki. Bir sene alırsın, sonraki seneye kadar beslersin ve yeniden ondan beslenirsin. Onunla bağın, kendinle kurduğun bağ kadar kıymetlidir. Yahut kısa bir ömrümüz olduğu gerçeği zamana bağlanmamalı. Kısa olan insan ömrü, zaman ebedi bir kavram. Ve kullanmamız gereken süre ömrümüzün içinde, zamanın değil. -kısa yazmayı överken, uzunca anlattığım için bu düşüncemi, üzgünüm.-
Kısa olan iptir, derin olan kuyu değil.
Konfüçyüs
Bu söz beni çok düşündürüyor her okuduğumda. Bağlamının soyutluğunu düşündükçe daha da derine gidiyorum. Bir cümle, toplam yedi kelimenin düşündürdükleri çok anlamlı geliyor. -düşünürüm ben de halbuki anbean.- Bir yandan beni çok bağlıyor kendisine kısa anlatımın ip olması. Düşüncenin, olayın, fikrin kısalığı değil; anlatımın kısalığını ifade ediyor. O kısa anlatımın içinde dağılmak ve tekrar toparlanmak da derinlik oluyor. Sözün kısalığı değil de sözün gücünü ifade ediyor. -yahut bir genç yine bir yerlerde düşünmeye çalışıyor.-
Güçlü bir dil kurma çabasının içerisindeyim uzun zamandır. Çabam, başladığım süreden bu yana aynı iştahla devam edemedi. Ne yazık ki de diyemiyorum. Bu bilince sahip olduğum için mutluyum ve bundan sonrasını düşlüyorum. -uykudan da hemen uyanırım aslında.- Güçlüden kastım da sınırlı değil. Buradaki güç, hükmetmek değil, çok köşeli bir dil değil. Yazdıklarımı, kendi sevdiğim dil ve üsluplar ile pekiştirme gayretime saygılı olmasını umuyorum. Güçlü diller ve üsluplar okuyarak bir üslup kurma çabasındayım. Özgünlüğüm, ben onu okuduğumda; “Bu benim yazım.” diyebileceğim kadar olursa, kafi. -aza tamahım iyice artıyor.-
Kısa sanatın en etkileyici yanlarından biri de, okura yahut sanatsevere sunduğu özgürlük alanı. Elbette söz ettiğim “Seni seviyorum/gözlerin yeşil.” gibi bir kısa anlatım değil. -buna ve minvallerine de saygım var. o kadar.- İfade ettikleri daha anlamlı geliyor sanatın. Kullanılan semboller, neden kullanıldığı, herhangi bir rakamın aslında herhangi bir olmadığının kanıtlarını ve gücünü seviyorum. Neden bir sahnenin uzun olduğunu yahut neden o açıdan çekildiğini; bir kelimenin neden o dizede, neden o hikayenin içinde geçtiğini sorgulatıyor. Hoş, bu durum kısa olmayan eserler için de geçerli. Ancak, kısa eserlerde bırakılan özgürlük alanı çok daha işlevsel geliyor. O eserin, sanatsever tarafından yeniden oluşturulmasına imkan sağlıyor. -teşekkürler.-
Her şeyin bir yüzü vardır
İlhan Berk
Kısa bir süre
Hem aşk da karanlıkta kalabilir
Her şey bir boşluk bırakır
Sanırım sevdiğim bir diğer yanı da bu. Hayatın doğal süresinin bir yansıması oluyorlar. Elbette konuyu kısa eserler artsın, zaman ayıramıyoruz düşüncesine çekmiyorum. -haksızca bir düşünce.- Yalnızca, sevdiğim ve keyif aldığım eserleri aktarmaya çalışıyorum. Her kısa eserin amacı bu olmayabilir. Yaşamın kısalığına dem vurmasına gerek yok. Hatta sanat eserinin amaçsızlığı bile doldurulabilir. Paylaşılması, bunun için yeterlidir. O kısalığı, ömür boyunca anımsayacak okur, izleyici, dinleyiciler bulunacaktır. -varlar, çoklar, kıymetliler.-
Kısa bir süre. Sürdürülebilir enerji kaynakları haline geliyorlar. Güçleniyor, artıyorlar sayısal olarak olmasa da. Her yüzünü görmemizi sağlıyorlar. İyi ve kötüyü de, aşkı ve ayrılığı da. Bırakılan bütün boşlukları yine kendi yarattıkları evren ile dolduruyorlar. Okuması kısa sürmüyor hiçbir zaman kısa bir yazıyı. -kimi tek cümleler benim paragraflarca yazımdan mesela, daha uzun sürede okunabiliyor. -kusur.-
Sanatın, hemen her insanda karşılığı farklı. Varlığı yetiyor aslında. Neyin sanat olduğu sorusu çok yoğun ve sanırım hiçbir zaman net bir şekilde de cevaplanamayacak. Buna bir cevap da veremeyeceğim hiçbir zaman. -en azından kendime soruyorum bazen.- Ancak, kısa sanat eserlerinin temsili beni her zaman çok heyecanlandırıyor. Uzun uzadıya tek bir cümleyi tartışmak, tek bir sahne hakkında konuşmak -kimilerine anlamsız gelse de.- mutlu ediyor beni. Varlığım kadar basit ve kısa bir metayı bile ömrüm boyunca sorgularken, sanatın kısa temsillerine ayırdığım zaman kadar kıymetli çok az şey var. -ömrüm bu sayede biraz daha uzuyor.-
Hem galiba
Ölüme Dair-Nazım Hikmet Ran
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
Onu bırakın Ahmet Cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
Tabut, her daim kısa kalacak boyumdan. Ölüm anım kadar kısa yaşayacağım. O an temsil etmiş olacağım en büyük ve kıymetli sanat eserimi. -yaşamımla anılmak isterim halbuki.- Kısa sanatı paragraflarca anlatmak üzere bir yolun içindeyim. Doğruluğunu değil de bu yazıdaki birkaç kısa bölümün varlığıyla mutluyum. -yahut henüz değilken bir sanat/eseri.-
Okumak, eski mahalleye anne ile yeniden dönüş, muhabbet, çaba. Yoğun bir gün, geç gelen bir yazı. Tamamlama çabasında seslendirme ve düzenlemelerini videoların. Okumaların süresi uzuyor, mutlu oluyorum. -teşekkürler aysar.-
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 48. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. En çok yaptığım sorgulamayı güzel bir düzen ile aktaran Neden eseri ile ses olayım bugün. Ömrünüzün kısalığı ile acizliğinizi unutmayın. Güzellikler getirir. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Ömrünün, Acizliğini, Unutma.
çakır/keyif?
tabut, sihirbaz kutusu
volta ritmi adımlarında, görmemiş henüz
nasıl kurulur dar ağacı? kısır düşünce
zor zanaat baba mesleği. hem
dikilmemiş göç ormanına ismiyle
ağacı
kalem, devrim aracı
dönmemiş fikirlerinden, henüz
çöplük denmemekte gençliği için.
kağıt kokusu pür dikkat, barut ile
temsil edilen ölüsü. janti görünümü
lakin ölüme benzer
ölüsü
kıble, yüz dönülen tabut
doldu bardağı, kırılmakta sınırsız yağan
yağmurunda. el tetikte. el elinde olan
günler üzre hasreti. çocukça geliyor sevmek, hem
hangi politik sorun doğurmamakta
hasreti?