Bir An

Sonu gelmeyen an, ulaşılmayan an yoktur. Büyük bir tutku ile beklenilirse, zaman geçtikçe beklenilen günün yaklaştığı sanılır. Bir yıl mı geçti? Daha iyi denilir, hazırlanacak zamana ihtiyacı vardı. İki yıl mı geçti? Gelmesi yakın….

Doğunun Limanları-Amin Maalouf

Sonu gelmeyen an. Mümkün mü sorgulaması yapmaktan yorgun düşüyorum. Bir yanda her anın sonsuz olabileceği fikri yer ediyor. Güçleniyor bu fikir geçmişimdeki saniyelik anların halen etkisinin sürmesi ile. Daha da güçleniyor, ölümün anlık olmasına karşın ebediyeti ile. Güçleniyor doğum anının kaçınılmazlığıyla. Ancak eksiliyor da sevmekten kaçtığım anlarda. Sevgiyi dile getirmediğimiz anlarda. Bir yandaysa, hiçbir anın sonsuzluğa erişemeyeceği fikri uyanıyor. Öyle olsaydı diğer anların, yaşamaların anlamsızlaşacağı fikri uyanıyor. -uykusu derin de değil.- Huzursuz bir sorgulama bu, anı kaybederek yapılabiliyor. -net değilken üstelik sonsuzluktan.-

Bazen yazarak dahi belli anları kaçırdığım düşüncesine kapılıyorum. Dopdolu yaşayamıyorum çünkü her anı. -umarım bir kısmı öyledir.- Hikayemin, en azından benim için, okunabilir olması çabasıyla hareket ederken; hangi anlar kıymetli sorgulaması çok yormaya başladı. Sanki hayatımın hiçbir anı sürpriz olmayacakmış, her an birbirinin farklı roller ile tekrarı olacakmış hissi oluştu. -çok sürpriz ve beklenmedik an yaşamama rağmen. acizliğime ve tatminsizliğime sağlık.- Hangi an bugün önemliydi sorgulamasını inanarak savunuyorum, savunurum da. Günü doğrultmaktır benim için. Batanın yalnızca güneş olduğunun kanıtını oluşturmaktır. Fakat, -cümle ne kadar dolu da olsa fakat geliyorsa vardır bir sıkıntı.- bu sorgulamanın bir sonraki günü ve spontane olayları kaçırmaya yaklaştığını da düşünüyorum. -üzgünüm.-

Sevdiğim bir arkadaşım birkaç saat önce Tarot Falı baktı. Seviyorum o hissi, eğlenmeyi o kartlarla. Üstelik tasarımları da çok güzeldi. -inanmak için zorlamışım kendimi sanırım.- Her şeyin içinde en çok dikkatimi çeken de, içime attıklarımın çok olduğunu söylemesi oldu. -ki doğru.- Dikkatimi çekmesinin sebebi halen daha olması. Bu kadar yazıyor olmaya rağmen -ki amacım bu değil.- nasıl içime attığım şeyler olabilir? Neden bu kadar fazlalar? Neden ömrümün ihlalini yapıyorlar, daha doğrusu yapıyorum? Anları anlamsızlaştırdığının bilincindeyken üstelik. Hemen her şeyi anın kıymeti ile yaparken, bunun için çabalarken hayatımı bu kadar bağlamış olmanın gerçeği ile yeniden yüzleştim. -bir tarot falında evet, gariplik artıyor.-

Anı beklemek ile ilgili alıntı ise daha korkunç geliyor. Belki de o anlar bizi bekliyor. Mesela mesleğimiz; bizi bekliyor, ilk günümüzü o işte. Bizim beklemek ve zamana yaymak gibi özgürlüklerimizin olması büyük bir kısıtlama. Elbette niyetim her şey şu an olsun değil. Olmasa da beklemek yerine daha inovatif hamleler yapabiliriz. -girişimci değilim.-

Bir an kayboldun gibi. Yaşadım kıyameti

Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

Şiirler-Erdem Bayazıt

Biliyorum ki kaçmak isteği olacak, biliyorum ki her şey hissedilince güzel ama bu bölümdeki bir anlık kaybolma eylemini düşünmeden edemiyorum. -kriz, okul, meslek sıkıntısı gibi konular düşünmeye değmez!- Kıyameti de yaşayarak, yorularak ama emaneti bularak. O emanet; hayat amacından yaşama sevincimize, ölümümüzden cennetimiz yahut cehennememize kadar büyük bir skala içinde. Her şeyi kapsayabilir. Herhangi bir an da bunların tamamını kapsayabilir. Hayalden öte yaşama ihtiyacım var sanırım. -evet.-

Yorulmadığımı söylemek de içime atmaya dahil sanırım. -bir fal gerçekleri ortaya koymadı aslında, biraz yüzüme vurdu.- Yorulduğum çok şey var. Çok çaba, çok hayal, çok sevgi arayışından. Sevilmek değil, sevgi. Sevmek de değil, sevgi. Ancak, yorulduğumu söylediğim anda -doğal bir alışkanlık olarak.- gelecek olan dinlenme haline mesafeliyim. Hangi döneminde yaşamımın -ki yirmibir, belki bir hiç.- gerçek anlamda dinlendim bilemiyorum. Hangi zorluktan sonra -neye zor dediğimi de hatırlamıyorum.- yorgunluğumu attım? Uyumak kadar basit bir dinlenme haliyle değil elbette. Bir anda dinlendirebilecek eylemler de mümkünken. Dinlenmeyi anı kaçırma olarak gördüğüm için sanırım bu. Ve bu düşüncenin yanlışlığından kaçırdığım anlar. -bugün doğru konuşuyor biraz.-

Bir an kayboldun gibi. Daha önce değindiğim kırklara bir anlık görünmek isteği ile paralellik gösterdi bu alıntı. Kaybolmanın ve bir anın da benzerliği var. Genelde yaşadığımız, aslında kaybetmediklerimize karşı, ani reaksiyon ve heyecan ile aradıklarımızın aslında hemen yanı başımızda olması gibi. O bir anlık hissi yaşayabilmek için bir oyun oynuyor belki de beynimiz bize. Hayattasın diyor, kaybettiğin ve kaybedeceklerinin kıymetini bil diyor. -yahut bir genç gereksiz yere konuşturuyor onu.-

Bir an kelimeler durur ve sessizlik anlatmaya başlar…

Hall Cibran

Evet, sanırım kelimeler ancak bir an durabilir. -çok dolu bir an olsa da.- Sessizliğin susmadığı anları yaşıyorum kendimle yüzleşirken. Sürekli, kendi içimden gelmeyen -yahut öyle zannettiğim.- sesler ile karşılaşıyorum. Delirmek değil. Bilinçli olarak yapıyorum bunu. -öyle olsa daha iyiydi, kim bilir?- Sonra, kelimeler ile olan beraberliğime doğru yola çıkıyorum. Yazmak önemsiz, okuyacağım tonlarca şey var. -yalnızca hacimsel ifade etmem küçük göstermez onları.- Bir de yazarsam, teşekkürler.

Anlarımı kıymetlendirme çabamın kaybettirdiği anları düşünerek biraz daha an kaybediyorum. Çabanın, hayatın ani gelişmelerine karşı reaksiyonsuz kalması bir gerçek. Bunu yaşaya yaşaya tatbik ediyorum. Okumalarım bu kadar anlam veremezdi sanırım bu konuya. Ömürlük bir anı tasavvur ettiğimi düşünüyorum bazen. Bunun zorluğunu, imkansızlığını, hayal ürünü oluşunu. Ömürlük düşündüğümde, bu reaksiyonsuz kalmak ile nasıl başa çıkmayacağımı da. -çok sağlam başa çıkamazdım be.- Bu yüzden adımladığım günlük düşünme kavramına rağmen böyle hissetmeye devam ediyorum. Boşlukta değilim sevgili okur, buna inandırmıyorum da kendimi. Bilinçli ve diriyim. Yalnızca, halen daha anı yaşamanın kıymetini savunabildiğimi düşünüyorum. Yeterli değil, avukat değilim. -olsam da yeterli değil.-

Bir an o kadar çok kullanılıyor ve kısa zaman olarak görülüyor ki; kalp krizinin, sevdanın, doğumun, ihanetin, kirin, günahın ve sevabın bir anlık olduğunu unutuyoruz. Ve bir anlık da unutmuyoruz. O bir anı gerçekten yaşayınca ancak hatırlayabiliyoruz. Çoktan geçmiş oluyor çoğu şey. Çoktan çoklaşmış-çolaklaşmış oluyor anlar. Bu anı mesela, bu yazı ile geçirdiği için herhangi biri, o kişiye duyduğum saygı ve ettiğim teşekkür bir anlık olmayacak. Yakın görünme çabasında değilim, zaten büyük ihtimalle de çok uzağız. Anı kim ve ne ile geçiriyorsak, paylaştığımız şeyin kıymeti kadar kıymetleniyor.

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür

An Gelir-Attila İlhan

İşte o bir an, ne kadar sürmüş olursa olsun, bir andan daha uzun olan ömrünün hırsızı olacak. Kimsenin diyecek sözü olmayacak. -yalnız helal olsun, nasipse.- Kimsenin sözü geçmeyecek, hiçbir makam arabası ile tekrar geri getirilemeyeceksin. Adının okunurluğu gidecek yıllar geçtikçe, yeniden üzerinden geçemeyeceksin.

Anın ölümle bağı, zamanın zamansızlık ile bağı ile güzel. Onlar ile anlamlı. Yalnızca ölüm değil bugünkü sözlerin ulaştığı yer. Bizim ulaştığımız yer orası yalnızca. -yalnız.-

Okuma, arkadaş, muhabbet, seslendirme. Anne heyecanı. Dinlenme süreci olmadığını daha net hissedemeyeceğim günler yaşıyorum. Boş zamanım halen var, yoruluyorum düşünürken. Haftalık bölüm heyecanı ile.

Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 42. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Güzel bir eser ile, yeniden siyasiyabend ile ses olayım. Paranoya. Yaşıyoruz her gün azar azar. Muhabbetin kıymetini kaybetmeyin. Sessizlik ile de kendiniz ile de. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Kaybetme, Kendin

bilet

kumar, içgüdüsel kayıp
çocukluğunda oynamadı bilmediği
insanlarla, çekingen. çapulcu kavuklu
yemişleri ile öğretenlerin. çoğulluktan yanaydı
halkın kabulü komünist
damgası, oy pusulası

simge, karelere sığmıyor algı
masa başı iş, markasız üstündeki
okumuşluk. yolsuzlukları savunmuyor, dindar
kimliği alınmakta. görevleri kısmen yerinde
sayıyor

sayım, varlıksız miras
şiddetli ağrıları, anlam-sızı okuduğu
yalanların. dokunduğu soğuk, hissiz
kalanların. tarihi önemsiz, bilmeden yaşamının
son gününü. kusursuzluk, mermer.
yakıştırmakta

Zaytung 42. Gün Ses Kaydı.

Yorum bırakın