şeyhim 14 milyar yıl ne çabuk geçti
Korkma Ben Varım-Murat Menteş
yaş kırk oldu kırklara karışamadım
ben defterden sildim ölümsüzlüğü
şeyhim kainata alışamadım…
Popüler şarkıların geldiği yer, barındırdığı anlamın -benim için.- anlamlı olmasını seviyorum. Koşulsuz sevgi ve hayranlığın, kıt kanaat karakterleriyle geçinen insanlara bağlandığı günleri uyuşturuyor. Derinliğe ihtiyaç yok elbette. İnsan olalım yeter.
Kırk günü dolduruyor olmanın heyecanı yokmuş gibi yapamam. -içim gerçekten kıpır kıpır.- Biraz sakin kalmak ve doğru ilerleyişi sağlamak adına yukarıdaki girişi yaptım. Heyecanımı kontrol edemeyen yapımdan da çok çektim. En azından burada biraz sakin kalayım. -kimi kandırıyorum ben? kalamam ki.- Bu ara cümlenin ardından kırklara, yedilere kavramını açıklayacak olmanın zorluğu eklendi şimdi de. Heyecanım yerini tedirginliğe bırakıyor. -kendimle yeterince konuştum, teşekkürler.-
Aslında bu ifadeyi iki ay kadar önce Zümrüdüanka’da yazmış olmanın da mutluluğu var bir yandan. Yazdıklarım ile ilgili hiçbir zaman yeterince bilgi sahibi olamayacağım. Ne kadar okusam da biliyorum ki kaçırdığım birkaç yazı daha olacak. Hele ki bu kavramlar bu kadar derin ve üzerinde yorum yapılması zor kavramlar olunca, tedirginliğim tarif edilemez oluyor. -yazarak tarif edemiyorum diyemiyor da.- Zümrüdüanka’da yazarken yaptığım araştırmanın ciddi seviyede olduğunu düşünüyordum mesela bu yazı için tekrar araştırmaya başlayana dek. O derinliğin içinde nerede ve kim olduğumu, bu kavramları hangi yaşımda tahayyül edebilecek ve gerçekten anlayabilecek olduğumu sorgulattı. -üzerine yazı yazacak kadar.- Dini ve manevi kavramları yazarken zorlanıyorum. Gerçek düşüncelerimden dolayı değil, onları yazıyorum zaten. Yine de zorluğunu her seferinde yeniden hissediyorum. Gaybı daha önce yazdığım için, silmek ile bağını kurduğum için biraz şanslı hissediyorum kendimi. -yeteri kadar değil, olsun.-
Murat Menteş’in tüm kitapları var kütüphanemde. Bir güç bu aslında. Herhangi bir ismin tüm eserlerine çabuk ulaşabilir olmak. Hemen hemen hepsini de okumuş biri olarak -ilk verdiğim detay önemini yitirdi.- alıntıdaki ifadesinin gücünü ve samimiyetini hissedebiliyorum. Kırklara karışmak kavramı günümüzde gözden kaybolmayı, uzun süreli veya aniden görünmemeyi karşılıyor. Asıl manası ise, gaybın en güzel temsillerinden birisi haline geliyor. Aptal olmak arasında çok ince bir çizgisi olan abdallık kavramını temsil ediyor. Oralara karışma isteği bir yana; karışamamış insanların yazdıkları da hayranlığımı arttırıyor.
Yusuf
Bir Yusuf Masalı-İsmet Özel
Üç cin tarafından yedi yaşında
Kaçırılarak karışmış oldu kırklara.
Garip geliyor, İsmet Özel’i her okuduğumda aklıma Yusuf’u ondan tam anlamıyla dinlemiş olmak. Yeterli değildi, araştırmaya itti evet. Ancak Bir Yusuf Masalı ile ruhi dünyasında buldum kendimi Yusuf’un. -hiçbir şey yeterli değildi.- Onun adı her geçtiğinde de bu şiiri gelir aklıma. Yoğun ve derin kalemi. Bu şiirden bu bölümü almadan da olmazdı. -olmadı.-
Kırk kelimesinin o kadar farklı mana ve hikayesi var ki, bendeki yerini anlatmak denize bir damla eklemek olacak sanırım. -denize at demişler, başı önemli değil.- En zoru bu kısmı. Yazıdaki kırkıncı günü anlamlandırma çabasını mı, vefatların ardından gelen kırkı mı anlatmalı? -neden anlatmalı?- Çok vefat gördüm, evet. Ancak yaşamadım birden fazla. Sadece babam ile yaşadım bunu. Her baktığımda gördüğümü düşündüğüm, zannettiğim gerçeği yaşadım. Onun kırklı yaşlarını hatırladım; benim sorun olarak sadece okul masrafı çıkardığım yılları. Sonra henüz elli ortasında olduğunu hatırladım ve kırklı yaşlarının ömür sonu için bir orta yolculuk yapmadığını anladım. Sonra kırkıma gelince de, kırk yıl geçse de kırkının geçmeyeceğini. -karışamayacağım kırklara.-
Yazıya devam etmeli. -ara cümle bir önceki olmalıydı.- düzen biraz karıştı yalnızca. Uzun yılları sığdıramayacak olsam da -ki kim bilir?-, kırk günü sığdırabilmiş olmanın mutluluğu var. -buruk bir mutluluğu kabul edemem.- Açıklamam gerekirse -gerekmez.-; bir diğer yazıda bahsettiğim, sanki aysar ile yeniden doğmuş olmak, onunla saymak takvimimi daha da gerçek olmaya başladı. Kırkım yeni çıkıyormuş gibi hissediyorum. -yok, ağlamıyorum.- Çocukluğumu yaşamamış, bilinçli bir ufaklık olacağımı hissediyorum. Babasıyla hatıralar biriktiren bir çocuk olacağım yeniden. Yeniden bisiklet süreceğim ve şimdiki yaşım için mümkün olmamış hayaller kuracağım. Kurmaca bir ben oluşturmaya başladım. Sevmeye çalışıyorum. -zor.-
Mürşitten kurtuldu
Kağıt Helva-Ağustos 3
Ellerinle karşılaştı, ancak
o zaman karıştı
Kırklara *yedilere
Kendi şiirimle bir alıntı yaparak devam etmem hoş bir hareket değil. Biliyorum. Narsist bir çaba, farkındayım. Ancak, bu yazıda değinmeye çalıştığım şeyleri daha önce yazmış olmanın saf mutluluğunu yaşıyorum. -mazur görün.- Ve kırk kez yazıyor olmanın da bir artısı olduğunu düşünüyorum. Karışabilmek amacıyla kırkalara yedilere bir çabam yok, olmalı mı onu da bilmiyorum aslında. Karışacağım kavgalar ile onlara ulaşmak ne kadar mümkün hem? -sevmek ile de.-
Sevda kavramı -kavramsallıştırmak her şeyi, doğallığı kaybettiriyor.-, geçmişim ile çok büyük anlam kazanıyor. Şu anki düşüncelerimi oluşturan hemen her şeyin sevgi ile ortaya çıktığı kanısındayım. Sevginin Gücü isimli filmi çekmemiş olmak var bunun yanında. Hüzün de değil, ben çekmiş olsam -tek kişi yapıyor ya zaten.- o kadar iyi olmazdı. Bu gücün etkisi ile yazdığımı, üretmeye çalıştığımı düşünüyorum. -ne kadar oluyorsa.- Gaybın içinde, şu anki gerçeklikle paralel ilerleyen olayların varlığı daha da anlam kazanıyor. Orada da sevebiliyorum. Gaybın içinde de. Kırklara karışmadan onları da sevebiliyorum. İyi-kötü ayırmıyorum. -insanlar ayırıyor.- Kimliğim arkasındaki kan grubu değil bu, iyi-kötü ifade edemiyor insanları. Nüfus dahi anlamış bunu; herkesin iyi ve kötü yanları olabileceğini. -yeni kimlikler ruhsuz. bir kere kadın-erkek ayırmıyor. ayıp!-
Çene çalma hissini en az yaşadığım yer oldu Aysar. Çok konuştuğumda, kimse bir şey söylemezse dahi, kendi kendime ”Çok konuştum ben yine, kusura bakmayın.” diyorum. Burada, ne kadar yazarsam yazayım, bu his oluşmayacakmış gibi bir düşünce içindeyim. Okuru olmak kavramı çok hayal-bilim geliyor bana. Aysarın olunabilir, benim? Hangi gerçeklikte yazdığını hatta olduğunu sorgulayan birinin okuru olunabilir mi? -aslında çok oldu.- Sorular sordukça gerçekliği yitirdiğim hissi uyanıyor. Korkularımdan biridir bu; hiçbir şey bilmeyen bir insan olmak. Bilmediğini de bilmeyen. Kırklara ters yol ile ulaşan.
Ama nâmı kalmış pirimin… Halkım onun asıldığına güler! İhbar eden asıldı, kendisi kırklara karıştı derler. Aynı İsa Mesih’in çarmıh hikayesi. Ha, şu “insan ötesi” kavramında yahut deyiminde de yanlışın var sanırım. Şuna insanca demek, asıl yaşamak istediğimizin kendisi değil mi? Bir düşün bakalım. İnsan bizsek, bizden ötesi niye?
Leylim Leylim-Ahmed Arif
Bu son bölüm yakışır kalmalı kırklara. Bu son bölüm anlatmadan meraklandırmalı okuru. -var ise.- Bu son bölüm, kırkının çıktığını haykırmalı kısık sesinle. İhbar eden asıldı, dedikodu yapan. Suçu belirleyenler belli, cezayı kendine göre yorumlamakta her kadı. -o kadar ilkel artık adalet. hatta keşke o kadar olabilse.- Karışmadan kırklara-yedilere onlar hakkında konuşabiliyorum. Görmeden babamın mutlu olduğunu, onun hakkında da.
İnsan bizsek. Kırkların biz olduğu düşüncesi neden hayal kırıklığı? Neden anlam yüklemekteyim bilmediğim herhangi bir konuya bu denli? -soru soran bir genç.- Kızıl düşüncelerim neden aykırı kalmakta? Kızıl, beyaz aynı denmişken üstelik? Anlamı artıyor karıştıkça kırklara birimiz daha. Yaşamı değil ölümü anlamaya çabamız. Varlığımızı değil ölümüzü yetiştiriyoruz. Kırklara yakıştırıyoruz kimliksiz düşlerimizi. -belki yalnız ben.-
Pazartesi. Daha çok uyku, daha çok okuma, 14 yıllık dost ile yeniden ilk kez buluşma. Tıraş, fatura ve kira ödemeleri ve bilumum yaşamsal zorunluluklar dahil, güzel bir gündü. İşteki boşluğu nasıl doldurabileceğim sorgulaması ve harekete geçme isteğiyle de pekişti. Bir onluğu daha tamamladım, seslendirme ve araştırmalar, haftalık bölüm için çalışmalar hız kazandı. -ben de kazanırım umarım bir gün.-
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 40. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Hayaller değişse de, hatta hayal kavramı neredeyse tedavülden kaldırılmış olsa da ilk dinlediğimden beri, beni heyecanlandıran ve sakinleştiren bir eser ile ses olayım bugün. Kırkıma ve geçmişime yakışacak şekilde. -umarım.- Hayalin Kadar, güzeldir. Her gün, yeni bir umudu gerçekleştirmek, yeni şarkı dinlemek, yeni insan tanımak gibi güzelliklere gebe. Cinsiyetsiz olsa da kıymetli bu durum. Kıymetini biliniz. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Kıymetini bil.
kanat
fiş, vergi bilinci
yazdıkları çok banal, kelimeyi kullan
ilk. kavgası henüz dövüş
halinde. dava olmak için yavan
seçimleri. tapınaklar üstelik, kısa
görünmekte kanatlarına
oyun, yeterince oyuncu
bu kez e harfine yaslanan
beyaz saçları. sığınmakta uçurtma
ile aynılaşmaya. garipsemekte eylem
olarak uçmayı. kolları yeterince güvenilir
gelmekte
fal, motive yalan
eşikte yakın görünmekte adımı, sırası
değilken cennet-cehennem. kıtaları
saymayı biliyor. öğrenmekte kağıtları
hem dişlerinin sarısı hem
saman