Bilinmezlik hakkındaki düşüncelerimize genellikle, bilinenler hakkında kafamızda olan kavramların rengini yakıştırırız: Ölümü uyku hali olarak adlandırıyorsak bu, onun dışarıdan bakıldığında uykuya benzemesinden kaynaklanır; ölüme yeni bir hayat dememizin nedeniyse, hayattan farklı bir şey gibi görünmesidir.
Huzursuzluğun Kitabı-Fernando Pessoa
Uzun bir alıntı ile giriş yapıyorum. Etkisi ve doğruluğu onu kesmeden koymam gerektiğini düşündürdü. -devamı için kitaba buyurun.- Bir süredir aklımda olan bir başlıktı bilinmez ve bilinmezlik. -in içinde çok zaman harcıyorum.- Yaşadığımı, duyduğumu, gördüğümü yeni yeni idrak etmeye başlamışken, bilinmezin kudretine beslediğim hayranlık da arttı. Bilmeden bu yaşıma geldiğim binlerce şey varmış. -ölümümü bu yüzden çocukça hüzünle karşılıyorum.-
Güçlendiren bir kavram da değil. Bilgi için de aynı şeyi düşünüyorum. Evet, bildikçe -ki ne kadar mümkün?- şekilleniyor kavgan; yoksa eğer ediniyorsun. En azından kendini dava olarak görüyorsun. Ancak derinine indikçe dipleşen ve bu dipleşmeyi arşa çıkaran yegane şeylerden de biri aynı zamanda. Bitmeyen düş, yolun bir bu kadar daha dedirten uzunluğu, kurmacanın geldiği yerin merakı. Bitmeyecek arama çabasına yönlendiriyor. Güçlü hissetmekten uzaklaştırıyor insanı. Bilinmezlik de yakın bilgiye, bir, beraber. -tarihte de öyle oldu daima.- Onun gücü araştırmakla beraber merak etmenin diriliğini de getiriyor insana.
Gayb ile ilgili yazıyla benzer noktaları olacak sanırım. Aynı değiller, evet. Bir başka dünyada -varsa.- biz de gaybı yaşıyor olabiliriz. Bir başka dünya ise bilinmezin konusu oluyor. Onun var olup olmadığını sorgulamak, emin olmamak onun gücüne güç katıyor. Bazen korkulu düşlerin bazen hayalin serabına yönlendiriyor. -zıtlıkları barındırmasının güzelliği.- Gaybın varlığına inanmak -farzı.- yetiyor bir yerde. Gaybı sorgulamak ondan korkmaya yahut umur beslemeye yönlendiriyor. Hemen her kavramı da bu şekilde zenginleştiriyoruz. -seviyi de ölümü de.-
Taleb şan değildir. Razı ol, şan da senin, nam da senin. Varlığını bilinmezlik toprağına göm. Gömülmeyen şey nabit olmaz.
Yoksulluk İçimizde-Mustafa Kutlu
Varlığını bilinmezlik toprağına. Orada olduğu, herhangi bir yerde bulunduğu rahatlatıyor insanı. -bilmenin huzuru.- Aslında Kutlunun bu alıntısıyla çeliştiğini düşünüyorum bilinmezliğin. Bilinmezliği gömmek mümkün değil. Ölüm gömülmek ile mümkün değil. Elbette bunu ifade etmiyor Kutlu. Ancak bilinmezlik, gömüldüğü yeri dahi yeşillendirebilir yahut kurutabilir. Etkisi eksilmez, toprağın gücü mağlup olur.
Kendi varlığımızı bu bilinmezlik içine, toprağına gömdüğümüzde; işte o anda hareket edebiliriz. Zamanla olduğu gibi onunla da arkadaş olabiliriz. Puslu, kendini anlatmayan, araştırmamıza iten, korkutan ama keyif de veren muhabbetiyle. -kendimle arkadaşlığımı hatırlattı, eyvallah.- O güçten bir pay alamayacağız. Yakınlaştıkça uzaklaşacak, uzaklaştıkça yakınına girmek için çabalayacağız. -yok, sevdiğimiz insan için değil bu kez.-
Geleceği bilinmez olarak tanımlamayı tembellik olarak görüyor Victor Hugo. Bilinmez görülmeyecek kadar net mi bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum ve bu durum beni daha çok çabalamaya itiyor. Yine bir yerde 11 saatini temel ihtiyacı için ayıran, yalnız, yine de parasız, yazmaya ve okumaya çabalayan biri olabilirim. -şükür, rağmen de değil. an’a şükür.- Yahut? Yahutu yok. Yalan, hayal, mükemmellik ve iyi şiir yazdığım bir dünya olacak. -hepsi olabilir ama sonuncusu? çaba, yalnız çaba.- Neden bilinmezin gücüne yakınlaşmayayım? Onun gücünden pay alamasam da; hayatımda güçlü olan bir kavramı taşımak güzel olacak. Hem yarın da -ki gelmeyecek bir gün.- ölebilirim. -iyi şiir yazamadan üstelik.-
Ah, yaşamanın büyük gizi, bilinmezlik mi yoksa seni böyle çekici, tutkulu, güzel kılan?
İnsanın Acısını İnsan Alır-Şükrü Erbaş
Evet! diyerek cevaplamak isterdim. -henüz net değilim. üstelik yazım yakışmıyor sevdiğim şairlerin yanına.- Ancak yine de evet diyeyim göze alarak bazı şeyleri.
Bahsetmeye çalıştığım gücüne ek olarak; bilinmezlik, insanın geleceğe merakla -ara sıra umutla.- çaba göstermesinin de aracı. Ki bu güç pek çok etkisinin yanında, daha akil, kaliteli, insancıl kalıyor. -evet, bilinmezliğe yakıştırdım bu sıfatları. korkunç.- Kaç yaşında öleceğimizi görmek için yaşıyoruz. Bu merak bizi diri tutuyor. Bu bilinmezlik. Ölümü düşünmeden ona doğru gitmekteyiz. Sözlerimizin neler doğuracağını bilmeden konuşurken, bu çok da ihtimal dışı görünmüyor. -ihtimallerin tamamı olasıdır. düşüncesi olan her şey yaşanabilir. ve evet bilinmez hangisinin yaşanacağı.-
Bu merak yalnızca ölüm ve gelecek için de bizi diri tutmuyor. Okumak, hobilerimiz, sevgimizi gösterme şeklimiz, değişimi amaçlamamız da bilinmezin etkisi. Ne olacağını bilmeden yaşamak amaçsızlık doğurabileceği gibi; kimliklerimizin daha net, hızlı oluşmasını, yolculuğa daha erken çıkmamızı da sağlayabilir. İnanç kavramının çoğulluğu etkileme gücünü de bu şekilde tanımlıyor pek çok düşünür. -inançsız onlar diye addediliyor bir çoğu. yazık.- Beklenti ile yakınlık kursa da, bilinmezi biraz olsun bilinen kılma çabası olduğu düşünesi hakim oluyor. Yaşama amaçsız kalıbı yüklemek kolay olsa da bilinmezi doğuruyor. Ona, köşe başları olan çizgiler bağlamaksa daha umutlu görünüyor.
Dini konuları yorumlamak her seferinde haşa deme isteği uyandırıyor. -seçkin bir kimse değilim. acizim.- Ancak sorgulamalarımın ve çabalarımın yolunu açan da o oldu. Sorgu, sanırım, kendimizle beraber inançlarımızı sorgulamakla başlıyor ve gelişiyor. En bilinmez kavramlar olarak görüyorum. Güçleri de buradan geliyor.
Bilinmezi sorguladıkça yaşadığım boşluk hissini seviyorum sanırım. Bilinmez olarak görülmeyen, görülmesi hatalı olan şeyleri de. Huzurlu yaşamı arzulamıyorum. Mutlu olduğumu sorgulamıyorum. Bilinmezin huzuru ve gücünü sorguluyorum. Yaşamım o bilinmezin içinde savrulmasın diye. Savrulursa doğru manevralarım hazır olsun diye. -ehliyetim yok. teşekkürler.-
İnsan tragedyasının özü bilinmezlik oysa. Hangi ölçüte vurursan vur doğru ya da yanlış seçeneklerini kestiremezsin. Çıkmaz sokaklarda dolan dur.
Kapan-Vüs’at O. Bener
İnsan tragedyası. İster yazılmış ister doğaçlama. Sahne doluyken seyirciler var ya da yok. Biletler cennet yahut cehennem. -yahut toprak.- Anne yahut baba. Kader ya da heves. -bilinen sözlerin bilinmez soyutluğu.-
Bilinmez yalan söylemez. Bilinmez hatasızdır. Evrilip çevrilse de, yaşamdaki, sonsuzluğa en yakışan kavramdır. Dönüş yolunu güzelleştirir. Hastane yolunu umutlar. Ölümü cennetleştirir. Vuslatı doğrular. Gücü kul yapısını sağlamlaştırır. -acizliği? umarım.-
İş ve tanımak, birkaç iyi insan. Haftaya hafta sonu çalışmaya başlayacağım. -umutlu işlere zaman, biraz daha.- Okullar açılmasa da açıldı gibi. Hiçbir şey olmasa bile kesin bir şeyler oldu sanırım eğitimde. -iyi kavramı kaldırıldı tedavülden.- Haftalık köşe ve Youtube Seslendirmeleri hız kazanacak bu sayede. -umarım.-
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 35. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Kendimi anlatan bir başka eser ile ses olmaya çalışacağım. Bomboş, siyasiyabend ile yeniden. Hem aşkla dolu bir kalbin var/hem kalbinde kimse yok. Teşekkürler. -kalbime.- Bir kıyıdan okuyorsanız, selamlar denize. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Okuyorsan.
kampanya
önce bir, kazanova selamı
ağırlığını yanıltıyor çekimi
güçsüzlük. yaz ortası. televizyonda görmekte
yalnızca sorunlarını -memleket.- okumadan
alt yazılarını. sessiz ölümü
tatmakta
önce iki, hitler bıyığı
süssüz kelimeleri tdkda, seçmekte. halen
hissizliğ. ürkütmekte kanatları
odasında ilahi kitapları ayak ucuna
koymamakta. uzaklaştığını faşislikten
böyle düşünmekte
önce bir, demirel şapkası
kırmızı kanı, söylemleri anlamsız
dolui boş yorumnlanmakta. fikir sahipleri
yaşamın. yüzündeki kurdu önce, dağdaki
çobanı sonra oylamakta
kapısında aslı
Birisi “Bilinmezin Gücü” üzerinde düşündü