Hastalıkta Sağlıkta

İnsanların bazen de mutsuz olması gerekir. Hatta depresyona girmeleri bile gerekir veya heyecanlanmaları, ya da korkmaları gerekir. Psikologlara göre duygular, hastalık belirtisi. Onlara göre hayat hastalık.

Klon-Kevin Guilfoile

Silmek kavramının içini oymaya devam ettim bugün de. -hatıralarımı tekrar yaşamaya çalıştım. kötüleri özellikle.- Sonra anıların içerisinden çıkan hastalık, bedbahtlık, kabalık anlarım -hastalık kabalık da.- daha da ağır bastı. Onları da silmek istemiyor olmamı garipsedim. Hemen her şeyi doğal karşılarken bunu neden garip karşıladım onu da sorguladım. -kendimle konuşmam delilik-akıllılık seviyesine doğru gitmekte.- Onların içerisinde sağlıklı kalmamı muştuladım. -ikinci yeni okumaktayım, evet.-

Aslında çok rahatsızlık yaşayan biri değilim. Hastalıkları da bu şekilde tanımlamıyorum. Ufak eksiklikleri hastalık olarak görmek, hasta olmayı doğal karşılamayı engelliyor. -doğallıktan uzaklaşmak güzel.- İçimde olan tüm eksik ve geliştirilmeye muhtaç noktaları hastalık olarak görüyorum. Rahatsızlık kavramından rahatsızlık duymamak, özgürleştiğimi hissettiriyor. Kaç yaşında bu hastalıklardan kurtulacağım, bilmiyorum. Öğrenmek de istemem. Tedavi süreci umudu yetiyor. -yanıt veremeyeceğim uyuklamarın içinde.-

Her şeyi yaşamak istemiyorum. Sorunları yaşamak bu her şey kavramına dahil değil. -onlar eksilerimi gösteriyor.- Fakat kurtulmak istediğim bir benliğin içinde de değilim. -bu haldeyken üstelik.- Kendime sevdiğim şeyleri söylemiyorum, biliyorum onları. Sevmediklerimi ise düşlerimde kurmaktan geri duramıyorum. Zıtlıklarına rağmen, kesişim kümelerinin büyüklüğü matematiğe hayranlık uyandırıyor. -sayısalım kötüdür, yine de.-

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

Lavinia-Özdemir Asaf

Asaf bu dizeleri üzerime alınacağımı ummazdı sanırım. Kendimi çok yakın görüyorum son dizeye. -hastalıklarım daha da ağır basıyor.- Tedavisi mümkün olmayan yaşamın, getirdiği ve götürdüğü onca kavrama rağmen eksiltemediği tek şey -ölümden evvel.- içimizdeki şifa. Elbette bir meditasyon kavramı olarak kullanmıyorum bunu. Çevremizi belirleyebilecek, adımlarımızı atabilecek erilliğe ulaştığımız andan sonra; hem hastalıklarımızı hem de tedavimizi yalnızca kendimiz getiriyoruz bünyemize. -zamanla bu yüzden de arkadaş olunmalı.-

Genç olarak, hislerimi toparlama, kendimi tartma zamanına sahip olarak -onbir saat çalışarak ne kadar zaman kalıyorsa.- bunları düşünmem rahat bir hayatım olduğunu gösteriyor. En büyük hastalığın da zamanı unutmak olduğunu düşünmemi sağlıyor. Unutabilecek kadar dolu yahut boş günler geçiriyor oluşumuz. Geçirdiğimizin zaman ve günler olduğunun da farkında olmamak. -üstelik ömrümüz?-

Hangi kapıları açabilir tedavi yönetimim bilmiyorum. Anatomi bilgimin eksikliğinden de değil. Daha insancıl eksiklikler buna sebebiyet veren. Yaşlandığımda da vücudumun hastalıklarını yine son düşünce sırasına alıp his ve karakter hastalıklarıma ayıracağım zamanın çokluğunu bekliyorum. -zaman ne kadar dost kalacaksa benimle.-

Ölümü kurmaksızın yaşamı kurmanın olanaksızlığını duymak, özellikle duymak, hastalık belirtisi sayılsın varsın; nasıl olsa, ne yaparsak yapalım, ölüme hazırlandığımıza göre, bir yaşam dengesi tasarlayabilmek pek çılgınca bir şey olmasa
gerek.

Gece-Bilge Karasu

Ölümü kurmaksızın. Teşekkürler Karasu. Gerçekten sanata hayranlığım onu tanıma çabamın artmasıyla paralel ilerliyor. Hatta geçiyor bile. -kendimi tanıma çabam da bu yönde ilerler umarım.- Denge ve düzen kavramlarına hayranlığımın da arttığı zamanları yaşarken, karşılaştığım olaylara çok politik ve hikayesel yaklaşımım artıyor. -artan onca şeye rağmen azaldığımı da hissediyorum.- Kurmaca bir dünyada dahi olsak -ki mümkünlükler sonsuzdur.- o kurmacanın düzenini sevmeye başladım. Düzen beni kendine layık görmese de pek sesini çıkartmıyor.

Her şeyi düşünmenin de hastalık ile ilgili olduğu bir gerçek. -hele kendinden fazla düşündüğün şeyler varsa. var.- Bu hastalığın tedavisi unutmak ya da silmek, umursamamak olmuyor. Olmamalı. -gereklilik kipini yeniden kendim için kullandım.- Tedaviye ihtiyaç duyan bir hastalık olmadığını da düşünüyorum. Yaşamın içerisindeki tercihler ile beraberinde geliyor alışmak kavramı. Rağmen yaşamak değil de beraber yaşamak.

Ölüm ve yaşam gibi. -basit örnek ama zıtlıklara hayranlık duymaktayım.- İkisinin de tedavisi olmuyor. Ölüm, son olsun olmasın, tedavisinin olmaması zarar vermiyor. -kime?- Ancak yaşamın tedavisizliği, yaşarken bunun bilincinde hareket etmek duyguların düzeniyle oynamakta. Hareketsiz bırakmakta, çok konuşturmak, çok yazdırmakta. -payımı aldım, nadir anlardan.

Baylar, yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; hem de tam anlamıyla, gerçek bir hastalık. Fazlasıyla bilinçli olmak, bilincin her türlüsü hastalıktır.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Bunun bir yetenek olduğu inancındaydım. -küçük bir çocukken büyülendim.- Halen tam anlamıyla bunu yaşadığımı düşünmüyorum. Yaşamak isteği içinde, hastalık hayranlığıyla uğraşmaktayım. Sağlıklı bir birey olma çabası. -hastalıksız mümkün mü?-

Çoğulluk, medeniyet, kurmaca, hayranlık, profesyonellik, profesörlük. Yakışır her biri hastalığa. Sağlıklı görünen benliğimizi de sorgulatır. Doğum ile evet dediğimiz en büyük sözü saklamışız daha basit kavrama. Hastalıkta-Sağlıkta.

İş, çaba, yol, okuma. -dörtlemeler eksilecek kadar artmakta.- Kurumları sevmemeye başladım. Esnaflığa iyi dayanmış babam. Yazdıklarımı da iyi okurdu aslında.

Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 34. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Sorgulayan bir şarkı ile ses ve haşa olayım. Tanrı Dünyayı Yeniden demiş siyasiyabend. Hafta ortası, arkadaşlık bağının artması. Kısa sözlerin güzelliğine inanın. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- İnan

kısa pas

güneş, turna yanılsaması
yöre türküleriyle büyümekte çantasımdaki
sureti. kısmi zamanlı yaşamakta.
çocuklar büyümeyen gözleriyle, evlerinin
ışıyan duvarların karalığında
kabrinin

alkış, halden domates
köprüsü çelimsiz taşlarıyla tarihin
çalıntı mimarlık oyunlarıyla. yap
işlet, devret halkı. seviyi hor
görmek. çatışmalarıyla
ayakta. -uçurum-

nokta, yarım elma
gökkuşağı şemsiyesi. hem bulutlarla
tütünü sarmakta, utanma
toprağın yeşili sayende
boyanmakta
adına

Zaytung 34. Gün Ses Kaydı

Yorum bırakın