Bir şey olmasaydı yazmak olmayacaktı.
Yalnızlık Paylaşılmaz-Özdemir Asaf
Başka bir şey de olmasaydı
Silmek olmayacaktı.
Gaybın silmek ile bağlantısı düştü aklıma. -yazdıklarım ardından yazmaya başlamak, garip.- Silmeden hatta hiç bilmeden oluşan bir kavram gayb. Silmek, çizgisel bir ifade. Temizlik de tasvir edilebilir, ölüm de, doğum da, kir de, unutmak -hafızana yazık ederek.- da. Ancak her biri izini bırakmaktan kurtulamaz. -hatıranın ve kirin gücü.-
Bir de bu düşünce içerisindeyken alıntıdaki dizeler aklıma geldi. Gerçekten yazmak olmasaydı silmek kavramını hangimiz, ne için kullanacaktık? Yahut hemen her kavram gibi o da elbet bir gün karşılayacak mıydı bizi? Kendi adıma yazını daha da anlamlandırmak adına tutunuyorum ilk sorunun kullanmayacaktık cevabına. -yeterince güçlü değilmiş gibi.- Sildiğim her kelime yahut dizenin, hatta harfin bağlamına daha çok düşüyorum. Yazma sonucu ortaya çıkandan daha çok düşündürüyor beni. Neden tercih etmediğimi, olsaydı nasıl gelişecekti sorguları basıyor etrafımı. -bu da daha çok olasılığı kullanmaya itiyor, kıt dağarcığımla.-
İlber Ortaylının yazdığı bir söz de etkiliyor beni. Bazı isimleri tarihten silemeyeceğimiz ile ilgili. Savunuyor olsak da olmasak da. Bu düşüncenin devamlılığı olarak; hiçbir isim ve düşüncenin silinemeyeceği düşüncesini savunuyorum. -benim için aynı durum geçerli olmasa da, dünyada internet çökmediği sürece yazdıklarım için geçerli.- Silinmenin izi o kadar güçlü bir hal alıyor ki; kendini yitireceğin kadar değiştirmek zorunda kalıyorsun yaptıklarını. Geçmişi, yaşanmışlığı, insanları silmek doğrudan buna götürüyor.
Güçsüz yapımızın bir sonucu olduğu kanısındayım. -yok, profesör de değilim.- Hayattaki hemen her insan yapısı duygunun, korkunun, mutluluğun ve aşkın etkisi bir başka duygu ile eziliyor. Silinmeden, üzerine yaşanması da insanın acizliğine acizlik katıyor.
Bu düşüncesiz milletin kof yaşantısı o kadar haksızlık içeriyordu ki, birçok olayı yok saymak ve zihnimden silmek isterdim. Ancak gerçeklere sadık kalma içgüdüsü, hüzün duygusuna üstün gelmelidir.
Çocukluğum-Maksim Gorki
Gerçeklere sadık kalma içgüdüsü. -bende var mı biraz da olsa?- Sanırım en büyük sebebi de bu. Acizliğimizin çıkış noktası haline geliyor. Gerçeklerin sonucu acı da getirse, yüzümüze vurulan her gerçeği bir gün yaşayacak olmamız doğruluğunu kaybettirmiyor. Biliyoruz ki unutmak istediğimiz olayı gerçekten tüm duygumuz ve haz-acı ile yaşadık. Biliyoruz ki sevdiğimiz insanı unutmak ona duyduğumu aşkı öldürmeyecek. Hele ki sevgiyi asla silemeyecek. -insan yok olsa da sevgi baki kalacak.- Olmamışlığın acısını yaşıyoruz her sildiğimizde.
Söylenmemiş sözlerin ve yazılmamış eserlerin günahı olmayacağı düşüncesini eleştirmek istiyorum. -günah her yerde.- Aslında kaybımızın, en azından kaybımın bu olduğunu düşünüyorum. Okumadığımı bir kitaba yıllar sonra, doğru zaman da değilken üstelik rastladığımızda hüzünlenirken; nasıl o an söylenebilecek bir söz yahut o gün yazılacak yazının hüznünü çekmeyiz? -çok çektiğimi daha net ifade edemezdim, teşekkürler.- Yapılmamış her şeyin günahı vardır; en az yaptıklarımız kadar.
Çocuksu bir heyecanla alıyoruz silmek gücünü elimize. İlk kez silgiye dokunuşumuzu ve hatalarımızla yaptıklarımızı silebilme gücünü görüyoruz. -korkunç.- Her kavramı daha geç anlıyor insan. Silginin gücünü, tatlı gösterilmesi için kokulara bulandığını daha geç kavrıyor. Durup düşünme, kendini kontrol etme yetisine engel oluyor. Sürekli hatalarını silebilen bir güce sahip olduğumuza inandırıyor. Yolun ve ömrün sonunda hiçbir şey yoksa bile -zorlama yoktur öğretisi ve kalitesi.- vicdan dinsiz bir kavram. Her insanda var. -olmalı ve çoğulluk sayılır.-
Bütüne gitmek için ayrıntıları da biraz silmek gerekiyor, çünkü şiir hiçbir zaman ayrıntı değildir. Ayrıntı vardır ama görünmeyen, silinmiş ayrıntılardır.
Harfler ve Notalar-Hasan Ali Toptaş
Şiir hiçbir zaman ayrıntı değildir. -dur bir düşün.- Bu kavramın inancı çok büyük bende. Ancak uygulamadaki sıkıntılarımı da görmezden gelemem. Silmek gerekiyor. Düşünce olarak anlattıklarımın zıttı olsa da, faydası olduğu anlar aklımda yer ediyor. -silinmiyor.- Yazmaya çalıştığım her şeyde -şiir ve deneme uğraşları, çok çeşitli değil aslen.-, silmek istediğim yahut sildiğimi düşündüğüm kavramları görüyorum. Mutsuz değilim bundan. Genelde silmek istediklerimle tutunuyorum hayata. -aciz.-
O silinmiş ayrıntıları yazıyorum. İçindeki her ayrıntıyı yazmamam onu şiir yapıyor. -eğer oluyorsa. niyet de önemli ama?- Silmek çok yaratıcı, çok günah, çok da yavan. -bu üçlü ülke ekonomisinin özeti değildir.- Neden silmek isteyeyim herhangi bir detayı hayatımdan? Hayatımı silmekten başka kazanacağım -kaybedeceğim.- ne katabilir bana? Tamam, yaşamış olmaktan da çok şey kazanmadığım anlar var. Ancak onların varlığı daha da anlamlı kılıyor yaşamı.
Kısır döngünün güzelliği. Okumaya çalıştığım kitaplardan da silmek istediklerim var mesela. Kimisini çok güzel olduğu için heba ettiğim düşüncesi ile, kimini de sığ düşüncemle anlamlandıramamış olmaktan. Ama ayırdığım zamanı geri getiremeyecek oluşu var. -hemen hiçbir şeyi geri getirmiyor düşünceler. ama yenilikler doğuruyor.- Neden o zamanı düşünüp çıkarım yapmayayım, kullanılan kelimelere odaklanmayayım? Beğenmediğim şeyleri silerek de değil, silgiyi kullanmadan.
Her gerçek acı, yanında granitin tereyağı gibi kaldığı gizemli bir maddeden levhalar üzerine yazılır. Yazılanı silmek için sonsuzluk bile yetmez.
Büyülü Öyküler-Dino Buzzati
Yetmez. Sonsuzluk kavramını silmek istemekte pek çok düşünce uzun zamandır. -siyasiler hariç.- Silinebilecek ömür yaşamak istemediğimden belki bu düşünceler. Kendi gözümde neden yaşamışım sorusunu -eğer soracak kadar akil olabilirsem.- birkaç cümle ile açıklayabilme isteğimden. -uzun cümleler yakışmaz ömrüme.- Sonsuzluk içinde dahi silmek istemem yaşadıklarımı. Pişmanlıklarım olduğu gerçek. Pişmanlıklarım var demek için silmek istemem.
Ancak beyaz sayfa, üzerinde siyahlığı kalemimim pek net açıklamamakta yaşama nedenimi. Sileceğim kelimelere saygısızlık etmemek isterim. Kullanacağım bir gün, en fiyakalı düşündüğüm yerde. -hiç.- Güce taparsam yine o gün, silmeye çabalarsam bir şeyleri ömrümden; çocukluğumun saflığıyla kalacak kokulu silgi. Devrimimi saflaştıracak. -devrim/imi.-
Çalışmakta, okumakta. -yım diyeceğimi düşünmek.- Sanırım yeni takvimim Aysar ile şekilleniyor. İkinci ayımda yaşamanın. Üçüncü gününde. Çelimsizim halen, bünyemin aksine. -iri-yarıya uymakta kalıbım.- Hafta başı heyecanı, maaş azlığı, kitap alımı. Süreklilik güzel. Soluk almaya hazır değilken.
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 33. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Güzel bir şarkı, The End. Sonsuzluğa yakışmakta. Çözümüm son olmadığı, aslında bir çözüme ihtiyaç olmadığı arılığı ile. Sokakta kedilere ve köpeklere aşçılık ve serinlik yapabilirsiniz. Haddim olmadan hatırlatma. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Yapabilirsin.
etik çabası
resmi, protokol yanlışı
öznel düşünceleri ayakta tutmakta
askeri ayaklanmaları. uğraşları yanlış
yola çevrilmiş. kazıdığını tırnakları
sanmakta
ezel, doğum anı
resimlerini gösterirken aklında
canlanıyor ilhamı. yaylalar gözüne
manzara. yeşili toprağa
yakıştırmakta. üzgürlüğü serçeler
kanatlarında
ateş, kavramsal ideoloji
genç, hem bahar getirmek? kıvılcımı
hafife alıyor. bakış, niyet, besmele
anlamsız. çekilmiş adına
devrim
imi