Gayb Olmak

Şiir, şairin gayb ile olan etkileşiminden doğabilir. İlhamın “bir melek kanadının kalbe değip geçişi” olmadığını kim bilebilir?

Hüzün Hastalığı-Kemal Sayar

Dünkü yazının etkisi ile uyandım bugün. -daha kaliteli yazılar etkilememişti halbuki, narsist.- Kul olmanın gökte uyandırdığı etkiyi konu alıyor yaşamım. Sorgulamalarım bunun üzerine. -inançsız kalıbı da takılmış çoktan. ne hoşnut.- Bunun üzerine bir de siyasiyabend sorgulamaları dinlencesi eklendi. Bizonun doğaçlama yeteneği nerelerde onu da düşünüyorum. -kuramazken üç beş cümle.- Şarkıda geçen kayboldum/gayb-oldum bölümü ile -yüz kez dinlemişken daha önce.- fikrin yazıya dönüşmesini istedim. Oradaki kadar rahat hareket edemezdi böylece. -ben rahat hareket etsem de düşünceler agresifleşiyor.-

Gayb kelimesini araştırıp üzerine yazılmış içerikler bulmaya çalıştım. Dini bir metaforu kullanmak hadsizliğine de girişmek istemedim. -ilahiyat mezunu değilim.- Az kullanılmış, arı bir kelime gayb. İyi ki de öyle. Yazımda basit değinmem onun kıymetini düşürmeyecek sonuçta. -hemen her düşünceme böyle yaklaşıyorum.- Göremediğimiz, algılayamadığımız kavram ve ifadelerin bütünü gayb. -tdk daha güzel açıklamış elbette.- Sanırım hayatımdaki her günü gayb olarak yaşamanın heyecanı var. Ulak filminde geçen ifadeye tekrar bağlanıyorum bir yandan da. Sonunu bilmediği şeyden korkar insan. Yazının dahi nasıl biteceğini bilmiyorken, korkularımı bu kadar arttırmak ne kadar mantıklı bilemiyorum. -genelde bilmiyorum.-

Şiir ile bağlantısına değinmiş Sayar. Nerede imgesel bir ifade, durum yahut eserle karşılaşsam; soyutluğuna inmeye çalışıyorum. -hiçbir soyut öge yoksa dahi.- Benim şiir düzeni ile yazdıklarım içinde, herhangi imgesel ifadenin ne kadar gayb ile bağlantısı var? Hangi melek ile bağ kurmuşum ki? -sağım-solum, oralarda devrimsel değişimler olmuyor umuyorum.- Hangi melek zamanını ayırmak için iner ki benim yazdıklarıma. -yahut ne zaman çıkar yazdıklarım oralara.-

Gayb, daima kişiyi kendisini anlamaya, keşfetmeye çağıracaktır ve bunlar o kişinin en derin fıtri ihtiyacı haline dönüşecektir.

Mektuplar-Ali Şeriati

Okumayı, düşünmeyi çok sevdiğim bir isimdir Şeriati. -kıymetini arttırmaz, anılır yalnızca.- Bu düşünceye kapıldım ben de. Hemen her şeyi sorgulamaya çalışan biri olarak, soyut ve anlamlandıramayacağım kavramlar üzerine daha büyük hayranlık besliyorum. Sorgulamalarım onlarla dolup taşıyor. -dünyevi meseleler halloldu ya, paşam mutlu.-

En derin fıtri ihtiyaç. Bilginin ve sanatın katkılarıyla öğrendim yaşamı anlamsızlaştırmayı. -ihanet ettiğimi düşünmezler umarım.- Anlamlandırmak çok terimsel, evrimsel, çekingen netliğine karşın. Aslında hayat ve yaşam da gaybın içinde. Onunla beraber. Hatta onlar doğurdu gaybı. -kaybı da.- Kuru dalın içindeki yaşamı, nasıl öldüğünü göremezken yaşamaya; bilmeden ve bilemeyecekken yaşamak korkunç geliyor. -hangi ölüm tatmin edecek?- Her öyküsü sanat filmi edasıyla sonlanan bir yapının içindeyiz. Ölmeseydi de bir soru, yaşamasaydı da. -yazmasaydı.-

Lafta kalıyoruz çoğumuz. Bir sözün içinde. Dedikodu yahut övgünün derinliğinde. Ömrümüze sığdıramadığımız konuşmalara konu oluyoruz. Bu da gayb sayılır. -sayılmazsa da başvurulur ysk’ya.- Nerede ve ne ile bunu yaşayacağız hemen hiçbirimiz de bilmiyor. Hangi sorgulamada adımız anılıyor, hangi anımız bizimle yaşanan başka bir dosta yahut günlük arkadaşlığa anlatılıyor? Soruları da cevapları da bulamıyoruz, konuşmalar yalnızca sürüyor. -vardığı yer de tatmin etmiyor.-

– “Bugünün anlamını kavramalıydım önce, ölümün ardını kim bilebilir, kim bu gayb perdesini aralayıp geride neler var, iplerimiz kimin elinde, hangi katlardan geçip gidiyoruz, görebilir ki!

Hayyam-Sadık Yalsızuçanlar

-tanıdık bir ismi daha konuk etmenin mutluluğu.- Bugünün anlamı. Kavrayabilecek miyim bir gün? O gün hangi günün anlamını kavramış olacağım? Ne kadar geç kalacağım ve neye gecikeceğim? Sorular çok artıyor, uykuya ihanetim sürüyor. -yalnızca ona.- Bu kadar sorunun içinde nasıl net olabilir insan? -soru ve sorun.- Ben olamıyorum. Cevap vermek korkunç bir sorumluluk. Kendime de veremeyeceğim, neden karşıma çıktın diyen herhangi birine de. Her cevabımda yeni bir gayb yaşıyorum. Daha büyük sorular karşılıyor. -karşılaşmak da istemiyorum.-

Çok düşünmek, anlamlı yaşamak değil. Olmayacak. Boşluk da değil, sanırım. Gayba hayranlık, mümkün. Çelimsiz yaşamımı oraya kurmak istiyorum. -dünyayı gezmeden hem de.- Bazı anlarda kimler için gayb olduğumu düşünmeye itiyor beni. Neden orada bulundum? Neden anlaşılmaz biri oldum ki düzgünce tasvir edilebiliyorken? Gaybın içinde de gerçekten anlamlandırabileceğim olayları sorgulardım sanırım. Bulunduğum yer boşluk da olsa -kitaplar engel oluyor buna şu an.-, en fiyakalı yer de olsa, sorgulamalarım beni diri tutacak sanırım.

Göremeyeceğimiz hemen her şeye karşı düşkünlüğümüz var. -cennete ve cehenneme mesela.- Korkularını da göremedikleri ile büyütüyor insan. Karanlığın korkunçluğu bundan. Aydınlıktan her daim ellerinde güvercin ile insanlar geleceğini düşünüyoruz. Karanlık; oradaki Yusuf da olsa köleliğine takılıyoruz. -ki bir daha yusuf olmayacak.-

Gayb rüzgarı bu cihanı kah tamir, kah harab eyler; senin cehlin onun hikmetine tasarruf edemeyeceği için bari sus ve seyirci ol!

Yolcu Nereye Gidiyorsun?-Samiha Ayverdi

Benim cehlim hele. Seyirci olayım. Olmalıyım. -zorunluluktan da seyirciyim zaten yalnızca.- Ayverdi okumaları sırasında çok büyük aydınlanmalar oluşmuştu kafamda. -yaşamıma da dahil olur umarım.- Burada da yalnızca susmak kavramı sorgulatıyor. Susuyorum aslında çevremin yanında. Şu an da sessizim. Yazmak, gayba doğru oluyor. Okunması onu anlamlandırıyor. -benim için hiçbir zaman gayba ulaşamayacak, daim mutluluk veriyor.-

Hangi gerçeklikte tam anlamıyla sorgusuz sualsiz net olabilirim bilmiyorum. Netlik bozulmakta gördükçe, tanıdıkça insanları. -hoş, kendimi tanırken de.- Gaybı hissedebiliyor insan. Bu özgürlüğü veriyor. Hayata karşı netlik kaybım gözlük numaramı aşıyor.

Sorgulama kelimesine sansür gelmesinden korkuyorum. -düşüncesizliğe konulması umudum.- İş, okuma. -sevgili zaman dostumla iç içe.- Suya yazdığımı hissediyorum. Düşüncelerim o derinliğe ulaşır umarım demekten başka sözüm yok. -şimdilik.-

Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 32. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Hafta başı, hafta sonu yaşamadan. -yaşamayı unutmadan mümkünse.- Ömrümüz Yine Geçiyor ile ses olayım. -bir gün bu şarkıları gerçekten söyleyip ses olmak üzere.- Kıymetinizi bilin. Basit ama etkili bir yoldur doğru ölmek için. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Kıymetini.

altı patlar

sıra, hırs öncelemek
kısa sözcükler kullanmayı, ömrünü
heba etmeyi seçti. soluk
alması yetmez şahitliğine. oysa
zorluğu çelimsiz ciğerleriyle
nefessizliği

kara, yer çekimsiz kareleri
gönlünü dağa yakınlaştır, kızıl harita
yeşillenmekte manzarasıyla. uzağın
adı yakın. mesafesiz uçmakta. hem
sevilmediğini söylemek
-hangi turna?-

hayret, sıradan tarih
dili sürçer fakat yazmakta defterine
son yüzyılın on yıla sığdırılmasını
saatinin markası kolunu ağırlaştırmakta
cebindeki ölüm
üçlüsü

Zaytung 32. Gün Ses Kaydı

Yorum bırakın