Kararmışlığı Temizleme

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

Kaldırımlar-Necip Fazıl Kısakürek

Otuz gündür yazmanın verdiği heyecan ve mutluluğun yanına sorumluluk da eklendi. -her gün olsa da arttı daha.- Yazabilir miyim, devam edebilir miyim süreci geçti. Öyle umuyorum. Yalnızca, otuz gündür yazıyorum ve yazdıklarım ne kadar tatmin etmekte beni, ne kadar düşündürmekte tekrar okuyunca onu sorguluyorum. -tatminkar olamıyorum.- İşin iyi yanı da bu. Otuz günlük yazıyı sorgulayacak bir birikim katmışım kendime. Zamanı gelince -zamansızlığın içinde.- artık bunu düşünmeyeceğimden de korkmuyor değilim. Her gün üretmek -dişe dokunmuyor ama dilde acı bir tat bırakıyor.- sorumluluğunda devam yaşama. -ya.-

İşten dolayı ne yazacağım sorusuna net cevap veremiyorum aslında. Her günün planı belliydi, iyi de hizmet etti o plan bana. Yeni plan da uygulamada ama günlük olay ve anların sorgulaması da yazıma inmeye başladı. -oraya kadar düştü.- Biliyorum ki bu sorgulamaların artması da yazmamın devamlılığı ve -özellikle.- okumalarımın düzenliliği sayesinde oldu. Yine biliyorum ki, planladığım her şeyden parçalar da olacak yazının içinde. Ne kadar anı ve günü yazıyor olsam da. -kendimle konuşmam bitti, teşekkürler.-

Kara, karar, kara parçası, beyaz. Bir arada düşününce hepsine bağlanıyorum. Bugün yeniden yaşadım bu hissi. Yeniden basitleştirdiğim kelime ve hikayelerin derinliğine yenildim. -güzel bir mağlubiyet, hak ediyorum.-Bir yanda aklıma Cemal Süreya’nın tüm kara parçalarında dizesi bir yanda da alıntıdaki bölüm, Üstadın şiiri geldi. -hikayeleri de çok kıymetlidir. bana kattıkları da.- Her iki kavramın içinde buldum kendimi. Kara neyi ifade ediyordu? Karanlık, zıttıyla iç içe olmadan yaşayabilir miydi? -kara bağladığım günler ol/muştuydu.-

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

Vasiyet-Nazım Hikmet Ran

Aslında basit bir temizlikti olup biten. -her yerde, düşüncelerde de olması gereken.- Yalnızca kararmış yerleri silmem söyleniyordu. Yalnızca kararmış. Garip ve vasat geldi ve yalnızca kararmamış, üzerine de basılmış yerleri de temizlemekten geri durmadım. -düşüncelerimde de bu kadar titiz davranmak istiyorum.- Neden bilmiyorum demeyeceğim ender anlardan oldu bu yaşadığım. Kararmış yerlerin temizliğini yaparken ne kadar dolu düşündüğüm, dolu muydu düşündüklerim onu da sorgulamadım. -rutin bir sabah kahvaltısı.-

Sonra, mesai bitmeden sakinleşen zamanda -fenerin de maçına rağmen üstelik.- kararmış yerleri kıymetlendirdim. Babamın yüzü, toprağı, gri taştaki kara adı. -nereden geleceği ölüm fikrinin belli olmuyor. bir sabah halbuki.- Dünyadaki en ak karalık olduğunu düşündüm. Yalnızca kara bir boyaydı, karartılmıştı. Yalnızca esmerliğiydi, teniydi. Yalnızca kararmış yerlerdi. Yılları yahut yaşanmışlıkları da dahil değildi. Yalnızca kararmışlar. -yalnız da.-

Onun varlığını yazılarımı eklemekten hep sakınca duyacağım. Saygısızlık olması en büyük korkum. Ancak, basit bir temizlik ihlalinin düşündürdüğü bunca şeyin kıymeti ve bende uyandırdığı his de diri tuttu beni. Karalık yalınlaştı. Yalın haliyle, aydınlığın içinde daha da belli etti kendini.

İşin duygu kısmı bir yana, -yazmaya çalışmalıyım, aciz bir varlık olsam da.- yalnızca kararmış kavramını uzun zaman çıkarmayacakmışım gibi geliyor. Hislerim ve duygularım içinde, sevgim ve huzurum içinde takıldığım tek yerin de oralar olduğunu kavramaya başladım. Güzellikler yerine karanlık noktalara odaklanıyorum. Yalnızca kararmamış da, üzerinde durmuşum, iyi olsun diye uğraşmışım. Yine de sadece onların üzerinde duruyorum. -her duygum, düşüncem sütten çıkmış ak kaşık zaten.-

Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Üvercinka-Cemal Süreya

Yalnızca kara parçaları. Fazlası değil bir ölünün gözünde. Gezmek istediği yerleri gören bir gencin gözündeyse cennet köşe. Ne yalnızlaşırsa onun hakkında konuşmak ve yazmak daha anlamlı hale geliyor. Kişinin yalnızlığında toplumun yalnızlığına kadar. -kimi zaman susturuluyor, orası ayrı değil.-

Canlı kanlı yaşayacağım gün sayısını bilmiyorum, yalnızca yaşayacağım. -umarım yalnız olur bu süreç.- Günlerimin bu kadar anlamlı olmasını ummak da eğlenceli geliyor; bu kadar rutin bir konuşmanın beni ne kadar daha yazdıracağını düşünmek de. -yazdırmak, parasız, çıkarsız. ne mutlu.- Kapımı açık tutmak, diri kalmak istiyorum. Ölüme de yaşamaya da. -ölüme kapalı olsa da faydasız hem.- Yalnızca karartılmış, yalnızca yazmış, yalnızca sevmiş de olmak istemiyorum. Yalnızca insan demeleri yahut yormadan kimseyi yalnızca insanım demek de yeter. -bir lira da yeter, yüz lira da.-

Her parçayı derinleştirmeye başladım. -benim rakımım kaç halbuki?- Nimet olarak da görüyorum bunu. Fayda sağlıyor. Ne kadar sürer, kafam ne kadar kaldırır bilmesem de sürdüreceğim. Benim elimde olmadan ilerliyor ayrıca. Bilinçli sorgulamalar yapmaktayım; sorgulayacağım kavramlar bilinçsizce seçilebiliyor. -sevebiliyorum, kimi ve neyi olacağını seçemiyorum.-

Sen benim kara ömrüme vuran
Suyumu harelendiren sevincimdin.

Girmek mi Yitmektir Kalmak mı?-Birhan Keskin

Sen benim kara/ömrüme vuran. -derinleşti diye kendimi kandırıyorum, özür dilerim.- Karalık, karanlık ve karar. Toplumun kara ve kararlarının paralelliği, kalbimdeki yıkıntıların aydınlığı. Karalık olumsuzluğu ifade etmekte, yüksek ihtimal ben de kullanacağım. Ancak her şeyi karalığa yakıştıracağım artık. Karalığıyla bağlanmak isteyeceğim.

Kumun rengi, tenimin beyazlığı da karalaşabilir. -kararlaşabilir düşüncelerim bir gün. bir.- Onları ve kendimi çirkinleştirmeyeceğim. Onlar da insan yerine, yalnızca kararmışlar, yalnızca diyeceğim. -yalnız ben.-

Ay doldu. -zamanla arkadaşlığım iyi ilerliyor.- Aysar, kıymetini biliyorum. Hediyeler almak istiyorum sana, bir gün. Bir ay. İş, okuma. Kartlarımı doğru açıyorum, bilmiyorum ama poker. -güzel bir şiir dizesi olurdu, kullanıldı artık.-

Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 31. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Bir de çok şeyi sevdiğini biliyorum, Ağrı Dağını. Kimse bilmez onu. Şimdi ses oluyor bana, buyurun. Sesimin çirkinliğini anlatıyor bana, teşekkürler Bizon. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Buyur.

otuz-üçten beri

kudret, yatıştırmış annesi
döndüğü tarafta evrimleşmiş
düşünceleri çevresinin. isyanları sayfalardan
öteye geçememiş. yazdığı mektupların örnekleri
tutmakta
-kim sevsin-

enkaz, kentsel yıkımı belediyenin
ilkel konuları konu etmekte sıradan
sarayına -odalı- çiçeği yaratmaktan bahsediliyor
yaşlanınca, itiraflarım kitabını
çıkaramamak. sansür bu kez
susturulacak

hürmet, koltuk devir-teslim
sosyal fikirleri toplumun açılamamış
kesimiyle iletişim. kovalar kendini, yetiş
hevesine. kitapları eline alınmamış
fikirleri
otuz-üçten beri

Zaytung 31. Gün Ses Kaydı

Yorum bırakın