Tövbekarın saygınlığını, geçmiş günahlarının büyüklüğü belirler.
Ruhi Mücerret-Murat Menteş
Yirmi bir yılda geçmiş ne olabilir? Kendimi teselli edeceğim yahut umutlanacağım ne yaşamış olabilirim? Yaşanmış olanı nasıl benden bir parça haline getirebilirim? Geçmişin ve başarılı bir şekilde patika atlatmaktaki geçmek fiilinin bağlantısı ne? Hiçbirine cevap verilmeyecek bu yazıda. -ben de cevap veremiyorum, sorguluyorum işte.- Fakat geçmiş hakkında daha önce ne yazdıysam, geçmişimde ne konuştuysam hemen hemen o minvalde ilerleyeceğim. Soluduğum hangi nefes son olmalıydı? -yahut ilk kez fark etmiştim.-
Bir ay öncesinin geçmiş sayılıp sayılmayacağı ile ilgili düşünürken, o düşüncenin başını bile geçmiş olarak nitelendirdiğim geldi aklıma. -osho katkısı.- Olduğum yerdeli, jeopolitik-politik konumumdaki değişim ve geçmişim de büyük hikayelere konu olacak kadar iyi değil. -politika tıkandı, benlik değil.- Elbette değişimler, katkı veren gelişmelere saygısızlık etmeyeceğim. Güzel diye adlandırılacak şeyler de oldu. -yazmak gibi.- Hayatın içinde kötü tecrübe olarak adlandıracağım çok az şey olması bir yandan iyiyken; kendimi ilerletmeme engel olduğunu da düşündürüyor. Eh bugün de yaşadık işte be! demek ne kadar saygılı olur geleceğime? -varsa gelecek herhangi bir güzellik.-
Geçmişimin dolu olması arzusu var her şeye rağmen. Ölümün geleceği yahut bizim ona erişeceğimiz an belirsizken, hangi kitaba dokunursam onu da okuyup ölmüş olacağım. -en azından.- Alıntıdaki ifadeyi de bu şekilde yorumluyorum aslında. Günahkarlık değil konu; o yalnızca bir metafor. -kendime açıkladım, eminim sen ilk okuyuşta zaten çoktan anlamıştın.- Günü geldiğinde başına gelecek her olaya, değişime, ihanete, sevgiye, söyleyeceğin söze karşı oluşturduğun geçmiş. Kaybettiğin anları anlamlandıran -anlam, güzellik değil sonuçta.-, keşkeleri dizginleme ihtiyacını uyandıran gerçeklik ile.
Hayal kurarken “Liza’nın bana sevgisi geçmiş günlerin çamurunu, faydasızlığını affettirecekti” diye düşünüyordu.” Aylak, ahlaksız, ruhen ölmüş eski Velçaninov’un yerine; hayata temiz, mükemmel bir varlık verecektim.
Ebedi Koca-Dostoyevski
Zaman kavramının içine sıkıştığımızı işe başladıktan sonra daha çok hissetmeye başladım. -yine de dostum, saygıdeğer.- O sıkışıklığın kazandırdığı dakikalar anlamlaştı bu kez. Düşüncelerim daha seyreldi. -ilk kez iyiye doğru.- Korkularımı, hayallerimi, ödevlerimi doğru zamana yaymaya başladım. Geçmişimi düzenliyorum bir nevi. -aysar, aralarında en temiz sahne olacak sanırım.-
Yaptığımız her şeyi bir başka davranışa karşı yapma içgüdümüz üzüyor beni. Etkiye tepki veren yalnızca sinirlerimiz aslında; tüm yaşantımız buna göre düzenlenemez. -düzenlenmemeli diye düzelteyim.- Kötü olan düşünceleri bastırmaya odaklıyız, yok etmeyi uygun görmüyoruz; yaradan için var o kavram. Var etmek, olmayan düşüncelere evrilmek -ki doğamız gereği evriliyoruz.- de sakıncalı kalıyor uy-u-mak ve okumak kavramlarının yanında. Geçmiş gün, tam hatırlamıyorum kalıbına saygımızı yitiriyoruz. Evet, hatırlamıyoruz. Yahut hatırladığımız kişiye artık uzaktan, objektif bir gözlem ile yaklaşabiliyoruz. Değişimi ve geçmişi yakınlaştırmak, paralelleştirmek hapis cezası vermeyecekse eğer; geçtiğimiz her gün ufak bir tümsek. Sonraki günler azalmayacak ama aştıkça kurtulacak kimliklerimiz.
Hatalarımı hatırlıyordum en çok geçmişi düşününce. -pek çoğumuz yapsak da benimkiler uyumamışım kadar çok.- Bu bir ayın en kaliteli değişimi de bu yönde oldu. Hata yerine güzellikler de dahil oldu. Doğallık eklendi, hayatın içinde olduğum gerçeği. Bir robottan farklı olduğum. -bazen olmamak da güzel aslında.- Tutunduğum anların olduğunu hatırladım. Unutmamışım, onunla ayaktaydım. Sadece andaki halimi ona yormaktan uzakmışım.
Oysa ne çok geçmiş var, ne çok zaman
Yağmurun Altında-Melih Cevdet Anday
Ne çok gelecek, ne az zaman.
Teşekkürler Anday. Kaliteli isimlerle tanışmak büyük mutluluk. -gemişimi anlamlandırıyor.- Sanırım takıldığım hataları büyütme sebebim buradan geliyor. Geçmişimi boş görmesem de, geleceğim ile ilgili binlerce fikir ve düşüncenin karmaşası -aslında bir yaşansa doları bir lira yapabilirim.- içinde bulunduğum anı o kadar anlamlandıramayacağım korkusunu yaşıyorum. -korkmadan demişken üstelik.- Şu an başlasam 20 yılımı dolduran şeylerin 50 yıl alacağını düşünüyorum bazen. Ve yalnızca 1 senede de olabileceğini. -yarısı boş, diğer yarısı dolacağını umuyor.-
Kıymetli anların ve hataların hatırlanması dışında da günler geçirdim bir yandan da. Hatırlamadığım, detayları beni aydınlatacak bile olsa çoktan benden uzaklaşmış zamanlar da yaşadım. Benliğimi kaç kez sorguladım, paramı -olduğunda.- nereye harcadım, kiminle sohbetim sırasında onu dinlemek yerine çözme çabasına giriştim, hangi maçını Fenerin küfretmeden izledim? -bunlar mı aydınlatacak çok doğru bir soru. hayır.- Olmaya çalıştığım kişiyi seviyorum. Şu anki beni de bu yolda olmasından dolayı hayranlıkla takip ediyorum. Korkum da az, hiçliği biliyorum, yalnızlığı ve parasızlığı da. Sanırım konuk olduğum hayatta sevdiğim sohbetleri bulmayı umuyorum. -çabalıyorum.-
Geçmişi konuşmak ve sorgulamak, hele de takılıp kalmayı sevmeyen bir yapım var. Ama tek kişilik oyun yazdığım -metni halen yaşıyor.-, kitapları her yere götürdüğüm, Nuri Pakdil’i tanıyıp cebime kitaplar koyduğum, insanlarla daha çok konuştuğum, şairane sevgimin olduğu zamanların bugünüme kattığı çok şey var. -sevememek de dahil sanırım.- Onları arada hatırlamak iyi geliyor. Dinlendirmiyor, her anıda hatam var hemen hemen. Ama okumayı sağlıyor. İyiyi öğrenip daha iyi olma çabasına itiyor. -zorlamadan, isteyerek.-
İnsan yalnız başına kalınca neler söyler, ne türküler…
Beyaz Gemi-Cengiz Aytmatov
Geçmiş yıllarını hatırlar, gerçekleşmemiş arzularını, daha gençken, aşıkken olup bitenleri…
İşin üzücü yanı, bu kadar yalnız kalabilmişken sorgulamalarımın azlığı. -ama geçmişe üzülmek de geçti, tam şu an. şimdi şimdi.-
Korkularımı da sevgilerimi de dostluklarımı da hayranlığımı da büyüdüğümü de geçmişime bağlamadan ilerlemem gerekiyor. -gereklilik zor geliyor.- Her gün korkabilir, her gün sevebilirim. Farklı olan gün de olmaz yalnızca; aynı korkuyu yenice yaşayabilirim, aynı kişiyi-şeyi yeniliği içinden sevebilirim. -seveyim de korkayım da. yakın zaten çokça birbirine.-
Çabayı, emeği bir aya sığdıramam. Korkmayı ve sevmeyi, yazmayı ve okumayı, unutmayı ve ölmeyi de. Gelişir. Geliştirir. Geçmiş, ölünce de saygıyı hak eder.
Bir ay. -kısa.- Otuz gün. -kısa.- Otuz yazı, otuz şiir karalaması, 25.000 karakter. -kısa.- İş, okumak, 11 saat köle, işçiye saygı, büyümek uyumadan. -uzun bir.- Aysar, ay dönümüne dahil etti; sevdi, kızdı ama uzaklaştırmadı yanından. Güzelliğini yahut çirkinliğini göstermedi. Zamanı gelince. -zamanı gelecek mi?-
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 30. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Çabam kendime, kendi kütüphanemi, akli dengemi korumak ve onlara katkı sağlamak üzere. -üzere, pek mümkün değil.- Ulaştıysa sana, bir ayda bir yahut otuz kez ne mutlu bana. -umarım mutluluk paylaşılmıştır.- Yalnızlığım sürecek, kitaplar ile ne kadar yalnız olunursa -hiç.- o kadar. Sessizlik güzel. Ancak Güzel Ne Güzel Olmuşsun demek istiyorum Aysar’a. Dinlerseniz ne güzel, beraber deriz. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Dinlersen.
çal başına
ulak, sensiz yola varmak
tenha, eşdeğer ifadeleri yaşamının
ıssız. örülmemiş saçları, çocukluğunu
esirgemiş yüzü kirlenmiş sakalından
acıtmakta sevdiğini
ferman, ölüm-fetih arası
kanında yok, seçilmemiş tanrı
tarafından ismi. sorgusu çetin
insanlarca. söyle! yahut
asıl, yanmakta
ellerin
çekiç, parmak ağrısı
yeleği sırtına yakıştırıldı. kefeni
de. istendi konuşması, susması gökten
çirkinliği. hem aramakta
işgalini