Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin
Aşk Şiiri-Hasan Hüseyin Korkmazgil
Çünkü aşk şiirden önce gelir sende
Oysa şiir önünde gitmelidir her şeyin
Büyük git-geller içinde seçtim bugünkü yazıyı aslında. -ne yazacağımı seçebiliyor muyum gerçekten?- Bir yanda düşünce yazılarını okurken gücünden etkilendiğim Nurettin Topçu vardı. -iyi ki.- Bir yanda da şiirleri benim için sınırlarımı aşan, bunlar şiirde olur mu sorgulamasına sokan Hasan Hüseyin Korkmazgil. -sanırım şairleri daha yakın hissediyorum kendime.- Bu iki isim arasındaki düşünce farklılıklarına değinmeyeceğim. Yeterince bilindiğini düşünüyorum. Onlar düşündüler, okudular, anlattılar. Bize de okumak kalıyor. -daha güzel miras bırakamazlardı.-
Nerede tanıştım Korkmazgil ile çok net hatırlıyorum: Lise sonda -daha önce de okumuştum ama derinlemesine okuma yapmamıştım.- Nazım Hikmet Oratoryosunu hazırlarken, araştırmalar sırasında Haziranda Ölmek Zor şiirine rastlamıştım. -rastlanmak doğru kelime olmayabilir, ben uğradım o güzel durağa.- Sonrasında heyecanımı sürdüren, dediğim gibi sınırlarımdan ötesini okuma fırsatı veren bir kalemi okumaya devam ettim. Sağ-sol kavgalarının içinde büyümedim. -genelde sağ elini kullanırdı bizim kesim.- Buna karşın araştırma isteğimi arttırmıştı o kavgalara. Yazdıkları bundan ibaret olduğundan değil; tanıştığım şairlerden farklı olduğundan.-
Nazım da okuyordum, okuyorum evet. Ancak ondaki hissiyat bir araştırma ile değil daha çok okuma isteğiyle sürmüştü. Kavgalarını -on yedi yaş güzelliği ile.- sevdalarıyla anlıyordum. Sevdalar kavramının çoğulluğu da rahatsız etmiyordu üstelik. Korkmazgil’de bu durum değişmişti. Onunla beraber Nazımın hikayesini de daha derine incelemek istedim, Zarifoğlu’nun da. Yazıkları, kullandığı kelime ve ifadeler, şiirlerdeki özel hayatı buna sebep olmuştu sanırım. Genelde alışmıştık olmayan şeyleri okumaya, ifade edilmesine. -kötü değil, saf şiirdir elbette.- Bu kadar samimi görmesi şiiri çekmişti beni. -her şeyin önünde gidiyordu hakikaten.-
Artık çocuk değiliz, susarak da konuşabiliriz.
Akarsuya Bırakılan Mektup-Hasan Hüseyin Korkmazgil
Bu etkinin devamı ile de daha çok okumaya başlamıştım hemen her şeyi hakkında yazılan yahut onun yazdığı. -bilgilerim biraz hamlaşmış, üzerinden geçeceğim.- Ve ilk olarak da bu şiirini seslendirmiştim. Sanırım en çok bilinen -eğer varsa tabii çokluk kavramına uyan bir sayı.- şiiriydi Haziranda Ölmek Zor ile birlikte. Susarak konuşmak şiirinin etkisiyle -daha önce de okuyup etkilenmiştim şiirden.- Avaz Avaz Susmak isimli bir şiir yazmıştım, Raşit Hocamın çok beğendiği. -ben de arada açar okurum, nadir.- Bu ifadenin derinliğini çok konuşarak ve yazarak bozmak istemem. Kalsın bu sadelik ve arılıkta. -şiirin devamı da okunur hem belki.-
Şiir yapısı olarak şu an üzerinde durduğum yapıdan daha uzak bir çizgide aslında. -güzellik de burada.- Hiçbir şiir, kim yazarsa yazsın yavan gelmiyor. Kendime göre kurgulamayı çok seviyorum. -sonuçta şairinden çıkmıştır artık şiir.- Onun şiirlerinde de bunu yapmayı çok seviyorum. Bir şair okuması sırasında kalemle notlar tutmaktan, olmayan kafiye yahut düzenlerle zaman harcamaktan çok büyük keyif alıyorum. Korkmazgil’in şiiri buna izin veriyor ve daha da özgürleştiriyor beni.
Kaç kez okumaya başlayacağım, yeniden okudukça daha önce görmediğim noktaları göreceğim bilmiyorum. -hayatımda da her hata bu sorgulamaya yeniliyor.- Şiirinin içerisindeki bazı bölümlerde utandığımı dahi hatırlıyorum. Allah Allah, nasıl yazılır bu? -kendisi çok iyi yazıyor ya, paşam.- Şu sıralar daha anlamlı geliyor yazdıkları. Halen sorguladığım yerler olmakla beraber; erişemediğim o kafa yapısının empatisini, sanırım, yapabiliyorum.
Anlamak yasak değildi benim ülkemde
Kandan Kına Yakılmaz-Hasan Hüseyin Korkmazgil
anlatmak yasak!
Bölümün güzelliği -ve haklılığı.- bir yana; başlığın gücü beni çok etkilemişti. Sanırım şair ve sanatçılara hayranlık duyduğum ve üzerinde durduğum en önemli konu buralar olmaya başladı son yıllarda. Kimsenin sanatı toplum için yapması beklenemez. Kimsenin sanat yapması da beklenmez. -kimsesiz de kalabilir, güçlüdür.- Buna rağmen, çıkarları olmadan bu çabayı sürdürmek fiyakalı duruyor. -çıkarları olmadan, önemli bir nokta.-
Bu durumun yalnızca solcu diye tabir edilen -sol kavramını araştırmaktayım, yeterince bilmiyorum hiçbir şeyi.- insanların-sanatçıların yaptığı bir durum olduğu düşüncesi hakim genel olarak. Hem çevrem hem de toplum nezdinde. Bunun zıttı olan o kadar çok isim var ki, okumaktan kendime bir ömür daha biçmek istiyorum. -bağışlanmamı diliyorum.- Laf sokmak kavramına takılıp kaldığımız için sürekli olarak geri durduğumuz bir bölüm oluyor bu minvalde eser üretmek. Halbuki sanat amacıyla yapılan, eleştirel bir bakış ile yorumlanan noktalarımızı görmek -hangi tarafta yahut tarafsızlıkta olsak da.- büyük bir nimet. Kıymeti bilinmeli.
Korkmazgil’in şiirlerinde bu noktaların varlığı ve harmanlanan sevgi, aşk ve yalnızlık ögeleri tek bir tema olmamasını sağlıyor. Yakın zamanda yazmaya çalışacağım ”Bu Şiirin Teması …” başlıklı yazının -başlıktaki kalıp saçma gelmeye başladığı için yazacağım.- zıttı bir şiiri var. Temadan çok amaç ile. Şiir bir araç mı amaç mı sorgulaması çok derin, buna girersem çıkamam. Ancak, amaçların sanat yoluyla ilerlemesi -zarar vermediği sürece.- mutluluk veriyor.
İyi oku yolunu, avucunun içi gibi bil! İyi bil yolunun engellerini! Dizlerini, ciğerlerini, yüreğini sıkı tut, iyi dengele! Ovada koşar gibi vurma kendini dik yokuşlara! Uçuruma atlar gibi bindirme kayalara! “Daha koş, daha koş!” diye alkış tutanlara kanıp da , kesilip kalma yarı yolda! Dipdiri varmalısın oraya! Varıp bir şeyler yapmalısın! Hız koşusu değildir bu, ey yolcu, engelli koşudur bu!
Nehirler Aka Aka-Hasan Hüseyin Korkmazgil
Uzun bir alıntı. Uzun. Uzun.
Umudum bana bu kadar şey katan insanları yarı yolda bırakmadan hareket edebilmek. -varılmayacaksa bile yolda nefes nefese kalmamak.- Benim için yazılmadı düşüncesi ile hareket etmiyorum. O, taşlı bir düşünce. Benim için yazılmadıysa ne var, okumak bana kısmetmiş. -umarım anlamak da.-
Her an ayakta kalmalı. Gücümüz yettiğince demek de sığınak güçsüzlüğe. Daha derin anlamları olmalı. Yaşamın anlamını aramıyorsak da, öyle bir şey yoksa da kendimizi anlamlandırmalı. Ne olacağını, anın evvel olacağını unutmadan yaşa-malı. Nerede ne ile karşılaşılacağını bilmemenin özgürlüğü ile. az önceki çiçekler nasıl da diken diken anlarını yaşayacağımızı bilerek. -korkmadan.-
Okuma, yazma, iş. Devam. Nicesine. Annem de iyi. -ne mutlu.- Günleri saymayı bırakmamı sağlıyor aysar. -ay doluyor.- Yine de bugün merdivene su koymayı unutmuşum, yorucu bir vicdan azabı.
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 28. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Bugüne ses olmak için Niyə Bələ Uzundur Bu Yollar diyeyim. Uzunu kısa eylemeden, anı yaşayarak uyuyun. Bugüne erişmek güzel. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Uyu.
yurtsuz bayrak
seyyah, mahallende yabancı
incinirdi görünmekten mavi gözleriyle, renkli
görünürdü karanlık. yüzlerine teslimiyeti kalplerinin
ademden gelmekteydi. havvanın
solundan
çıplak, kral-halk
yoksulluk dahi yoktu. ceplerinde
yok-yok. üçüncü sayfa ilgisizliği
gazetelerden. meraklanmakta yine de
haberi mi toprağının yoksa
-ilgi çekici manşet-
zafer, algı oyunu
kurmakta saatini. izin ancak ona
verilmekte. küllerini yarasına sakladığı
gerçek. hem duyulmakta yansıması
cennetin. aslında
yaşıyorum, teşekkürler