Leş Güzellik

Koridorun ucundaki ışığı görüyor musun?
Tabii görüyorum
Öyleyse niçin yazmıyorsun?

Leş-Ferit Edgü s.71

Kütüphane güzelliklerinden biriydi kitaplaşmak. -şu an devam etmeye çalışıyorum, zor.- Öğretmenlerimizin de katıldığı, kütüphane ekibiyle birlikte dönemde bir kez yaptığımız keyifli anlardan biriydi. -konya lisesi, kütüphanesinden ve güzelliğinden bahsetmiştim.- O anılardan en güzeli de, Tuba Hocamın hediye ettiği Leş kitabıydı. İkinci kez karşı karşıya geliyordum Ferit Edgü ile. Heyecanım hocamın yazdığı giriş ile daha da artmıştı.

O günden bu yana kütüphanemin en önemli parçalarından biri olarak yerini koruyor. -koleksiyon değil; koleksiyon biraz daha sabit bir kavram.- Ve sanırım 5-6 kez de okudum kitabı. Hacminden korkmadan, sıkılmadan, her seferinde yeniden anlamlandırarak. O kitaptaki pek çok güzel bölümden biridir alıntıdaki öykü de. -şiirsel öykülerin çokluğu da başka bir güzellik.- Niçin yazmıyorsun? -kötü olduğum için deyip sıyrılmak kolay geliyor.-

Evet kötü ve sıkıcı şeyler yazabilirim. Gelişmeyebilir de yazım. -gelişmesi için çabalıyorum, umarım öyle bir şey olmaz.- Ancak yazmak kadar anlamlı bir noktada bulunmaktan keyif alıyorum. Ego tatmini olmadığına da inandırmaya çalışmıyorum kendimi. Eğer öyleyse, içimdeki bir şeyleri harekete geçirerek tatminlik oluşturuyorsa bile bundan utanmıyorum. Uğraşıyorum diyebiliyorum en azından. Ne kadar mümkünse o kadar. -belki biraz dahası mümkün..-

Eğer yalnız yaşamaya alışırsan, korkulacak bir şey yoktur.
Ölümü bile gülümseyerek karşılarsın.

Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı-Ferit Edgü

Ne kadar öveceğim konusunda bir sınırım yok herhangi bir şeyi. -hele ki bir hediyeyse tuba öğretmenden.- Ancak, hemen her yazıda yaptığım gibi, farklı bir şekilde ilerlemeye çalışacağım. -en azından satırlar aşağı iniyor. gücüm de bu arada, neyse.- Yeterince araştırmadığım için üzüldüğüm bir isim oldu Edgü. Tekrar tekrar okumama rağmen neden daha fazla irdelemiyorum diye düşündüm bu yazıyı yazmaya başlarken. -yapılacak ilk iş oldu, onlarca şey gibi.-

Bunun en büyük sebebi de yazılarındaki sorular, irdelemeler ve kurgu tarzı. Bildiğim bir şeyi, normalde düşündüğüm kavramları aktarma yolu ilgimi çok çekiyor. Hangi yoldan buraya ulaştığı, nasıl bende bu etkiyi uyandırabildiği soruları sormamaya çalışsam da sonunda yenik düşüyorum o güce. -güçsüzüm ama ondan da değil.- Uzun öykülerinin yanında kısa hikayede de başarısı ayrıca bir güzellik ve zenginlik katıyor heyecanıma. -kaliteli kalemler okumak güzel. ne yazık ki siz şu an bundan uzaksınız.-

Kitabın isminin Leş olması ve toplu öykülerini içermesi beni fazlasıyla tatmin etti. İsimdeki güç ve eğretiliğin bir arada oluşu düşündürüyor bazen. -neden böyle şeyler yapamadığımla ilgili.- Hemen hemen her gün karşılaştığım olay ve karakterlere rastlamak bir yana, bunları yazarın gözünden irdelemek, farklı bir bakış açısını görebilmek basitliğimi yüzüme vuruyor. -bunu çok yaşıyorum, sorun bende.-

Yalnızlık kavramının ifade biçimi de onu ayrıca araştırma ve tanıma isteğini pekiştirdi bende. Çok yalnızım gibi bir düşünce ya da can sıkıntısı ile hareket etmiyorum. Gerçekten yalnızlığa güvenen biriyim. -ortada sen varsın, aslında en güvenmemen gereken de bir yandan.- Bana hissettirdiği en büyük duygunun özgürlük oluşu dolayısıyla sanırım. -sınırlarım olsa da onların içindeki alanda özgürüm. kısmen.- Sorumluluk seçimi, var olanlarla tek başına başa çıkmaya çalışmak -bu arada yine egoist bir ifadedir; başa çıkmak.– iyi hissettiriyor. Her anımı doğru yaşama çabası ile değil de doğruyu sorgulayarak geçirmeme izin veriyor.

Kitapları da dostlarını seçer gibi seçmeli kişi, öyle değil mi? Ben öyle yaparım.

Hakkari’de Bir Mevsim-Ferit Edgü

Bu bölümü her okuduğumda çok mutlu oluyorum. Dostumu, beni ben yapan en önemli isimlerden olan hocamın hediye ettiği bir kitapta buna rastlamak kadar güzel anlar yaşamak istiyorum. -kötü şeyler de olsun ama arada gerekiyor böyleleri.- Seçim yapmak her zaman zordur -bir sonraki genel seçimlerde mesela.-. Ancak böyle güzel dost ve kitapları seçtikten sonra bir şeyler daha da kolaylaşıyor.

En büyük nimetin de üretmeyi seven, sürekli üretmiş isimlerle karşılaşmak olduğunu düşünüyorum. Hep üreten, üretmek için araştıran, ürettiği şeyi sorgulayan, eleştirel bakabilen, eleştiriyi alabilen insanlar ile. -her yerde olsalar ya bir gün.- Soluklandığım anların kıymetini de anlıyorum bu sayede. O anlarda neler yapmam gerektiğini, kendimi nasıl toparlamam ya da tekrarlanacak şeyin aynı şey olmadığına ikna etmeye çalışmam gerektiğini görüyorum. -sadece bakmıyorumdur umarım.-

Kitapları dostlarımı seçer gibi seçiyor muyum tam olarak bilmiyorum aslında. Elimdeki kitabın beni çektiği çok fazla değişken var. İnsan tanımak olarak görüyorum biraz sanırım. Daha derine inip, kütüphanemde önereceğim bir kitap olması zaman alabiliyor. -kaç kişi okur benim önermem ile orası ayrı.

-Bana bak delikanlı, dedim. Burası kasap dükkanı değil, kuyumcu dükkanı hiç değil. Burada tişört satmıyoruz. Kitap satıyoruz. Alıp okuyasınız, akıllanasınız, bilinçlenesiniz, Hanyayla Konyayı bilesiniz diye.

Yazmak Eylemi-Ferit Edgü

Sanırım bir kitabevine girmem gerekiyormuş bu bölümü kullanmak için yazımda. -yazmak eyleminde bu yüzden kullanılmamış demek ki.- Cümleye bu şekilde başlayacağım herhangi bir gün olacak mı bilemiyorum tabii. Sanırım bana kurulması daha muhtemel; gülen bir yirmibirli genç kim olabilir ki?

Konyayı bildiğimi sanıyordum. Ancak çok hikaye dinlemeye, daha çok insanla tanışmaya başladıkça ne kadar az bildiğimi fark ettim. -her araştırmada bunu hissetmeye devam ediyorum, ne güzel.?- Okumayı çok övüyorum, farkındayım. Okumayı sevip her ne olursa olsun az okuduğumu düşünmekten kendimi alamadığım için. Her gün sayfalarca okuma isteği varken gerçekleştiremiyor oluşumun eksikliği. Ama yine de sevdiğim hemen her şeye keşke kitaba ve yazmaya ayırdığım zaman kadar zaman ayırsam demeden de geçemem. -gerçek bir tanım.-

Yolcu, bir gün yolunu yitirirsen, artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine.

Hakkari’de Bir Mevsim-Ferit Edgü

Yitirir miyim, yiter mi, yitecek bir yolum var mı? Her birini sorgulamak güzel bir ayna tutuyor. Kaçırdığım her anı yeniden yaşama isteğinden çok yeniyi yaşama isteğini getiriyor.

Leş, bir öyküden gerçek bir hayat anlamı çıkarma çabası içinde okumaktan sıkmıyor. -leş dediğimiz her kavramı sorgulatıyor.- Her şey demek doğru mu bilmesem de; hiçlikten güzellikler doğuran bir hayatta her şeyin, leşin de güzellikle bir paralelliği var. -düşünün, kimler kimlerle yan yana geldi.-

Okunuyor, yazılmaya çalışılıyor. Ay dolmak üzere. -aysarı heyecanla görmek istiyorum.- Youtube seslendirmelerine başlayacağım ay dolunca, yazıları sıra ile orada seslendirmeye çalışacağım. Umarım güzel bir soluk olur. Kitaplarla doluyum, boşluğumu daha net anlatan başka yapıtlar olamazdı. -teşekkürler.-

Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 26. gün seslendirmesi aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Bugüne de siyasiyabendin Olmaz eseriyle ses olalım. Neden efendim kendi memleketimde rahat olmayacağım ki? Olun, ben de olayım. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Ol.

kendi memleketimde

pusula, koridorda kaybolmak
sen mesela; korkunç hikayen
sessizliğin sıralarda, meydanlarda kayboldu
sustuğunu neden duymakta bürokrasi
elinden alınınca
pamuk şekerin

duvar, ağlama-k-taşlama-k
başkentler savaş başlatmakta
mesela orta. doğu ister
istemez eklenir sonuna. kimsesiz
cennetin varlığını hem
onlar da sorgulamakta

yanıt, bilgi yanılgısı
sevmeden bitmiyor, konukların
tatmin olmamakta sunduğun bolluğun
azlığıyla. perden çekik yahut ihtiyaç
duymakta gizliliğin gözlerine
başkalarının

Zaytung 26. Gün Ses Kaydı

Yorum bırakın