İnsan, dipte silah sesleri duyulur, yukarıda Azrail dolaşırken ön sahnede acı çekerse yücedir güncel olay.
Yavaşlık-Milan Kundera
Bu konuyla alakalı on günü geçtiğinden beri sürekli yazma alışkanlığım, yazmak istiyordum. Araştırmam sırasında karşılaştım bu alıntı ile de. Okunacak bir isim daha çıktı karşıma. -araştırmanın verdiği güzellik.-
Aslında güncel ile nemlenmiyor yazdıklarım. Onları güncel olaylar ile zenginleştirmeye -yahut acizleştirmeye.- çalışıyorum yalnızca. Okuyup gördüklerim yanında maruz bırakıldığım onca şeyi de yaşıyorum. Hakkında yazılmayacak herhangi bir konu da yok benim nezdimde. Bu da, alakası bir konuda dahi, güncel herhangi bir olaya yer vermeme yol açmaya başladı. Ve en acı yanlarından biri de, güncel olayların hemen hepsinin sıkıntılar, ülkemizin sıkıntılarını belli eden ve cinayetlerden oluşması oldu. –öteki oluveriyorsunuz bunlara değinince yahut değinmeyince de.-
Sosyal medya ve medya bizi etkilediği ve yönlendirdiği sürece de bu durum pek değişmeyecek gibi aslında. Uzak kalmak mümkün. Sadece bunu istemek gerçekten fayda sağlıyor mu sorusu önemli bir hal kazanıyor. Güncelin tüm yoğunluğu içerisinde kendi sıkıntılarımızdan uzaklaştığımızı düşünüyor, bizden kötü-iyi olanların yaşantılarına odaklanmak; siyasi eleştiri yapıp halen kime -ne acı ki hangi partiye demiyoruz. orada da bireyselleşti devletimiz.- oy atacağımızı bilemiyor ya da boş oy atacağımızı söylüyoruz. -gerçekten boş yapıyoruz.-
Hemen her sıkıntımız güncel ile pekişiyor ya da hemen değişime ayak uyduruyor. Psikolojik olarak tutunduğumuz bir dal haline gelmekte, evrimini sokaklarımıza, apartmanlarımıza ve evlerimize girerek sürdürdü. Şimdi tuvalet ve yatak odalarımıza kadar uzandı ağları. -kelime oyunu, evet. komik de değil, haklısınız.-
Sessizlik
Bütün Mevsimler Güz-Şükrü Erbaş
sesten -hele de güncel ve kof- her zaman iyidir; düş gücü,
iç zenginliği verir insana.
Yok, yazıda yeniden sosyal medya eleştirisine girmeyeceğim. -gücü tartışılmaz, olumlu-olumsuz etkisi belki.- Aslında bendeki ve yazılardaki etkisi üzerine konuşmak istiyorum. -kimse yok yanımda, burada konuştuğumu sanıyorum.-
güncel ve kof. İyice ya da kötüce bu duruma evrildik sanırım. Kof değerler, kof korkular, kof düşünceler içinde günceli tartışıyoruz. Günceli bir de gündem haline getiriyoruz, korkusuzca. En çok da düşünebilen insanların dahi güncelden uzaklaşmak istemesi üzüyor beni. Ayrımcılık değil elbette ama belki birkaç düşünceleri ile bizi, toplumu olumlu yönde düşüncelere sürecek kimseler de kaçıyor güncelden. -korku değil de umutsuzluk.-
Bendeki en büyük etkisiyse uzaklaşmak yerine daha da dahil olma çabam oldu. Hemen her yazıda güncel yahut yıllardır güncel kalan olaylara bir atıfta bulunma çabam nüksetti. Poetikada, sinema yazısında hatta aysarda bile. -bir zamanlar bu kadar kaçık değildim diye umuyorum.- Nedeni beni memnun ettiği, günceldeki -genelde politik.- konular ilke ilgili yorum yapmanın egomu okşadığı değil. Ne olduğunu bilemesem de, görmediğim yorumları yapmaktan da kendimi alamıyorum.
Arkadaşlarımla konuşurken de yer versek de, genelde konuşmalarımız bizim güncelimize dönüyor. Olması gerektiği gibi. Ne yapıyoruz, neler bekliyor, neler için çabalıyoruz, nerede üzüldük, nerede ağladık. -güldük mü sorusu sorulmaz hiç.- Ancak güncel olaylarda rutini halk ve dönemimizde partiler, siyasi figürler ve sanatçılar -hem de nasıl.- belirlediği, medya da desteklediği için olayların monoton bir hale dönmesi git gide zorlaşıyor. -günde üç kez parti değiştirenler var. ya da sahne ücretleri. -yine değindim güncel kalanlara, yazık.-
Çünkü güncel şeyler insanları geçmiştekilerden çok daha fazla ilgilendirir ve güncel şeyleri iyi bulurlarsa, tadını çıkarır, başka şey aramazlar; hatta prensin başka şeylerde kusuru yoksa, onu savunmak için her şeyi yapacaklardır.
Prens-Niccolo Machiavelli
Beni en çok korkutan detay da bu aslında. -bulunduğum toplum ile ilgili benim bile korkularım var.- Yalnızca güncel olaylar ile düşünceler üreten, güncel dışında, aslında daha önemli olan konular ile ilgili düşünmek, araştırmak yahut konuşmak için kendini yormayan -yani geliştirmeyen.- bir hale evriliyoruz. Sanırım bu durumdan da bir güncellik yaratarak çıkmaya, sadece o gün, o hafta bir şeyler düşünür ve yeni güncelin aaltına süpürürüz. -yalnızca piskliklerin kaybolduğuna inanırız böylece. kendimizin değil.-
Düzen ve hayat rutinin monotonluk olarak adlandıranlardandım ben de. -uzun bir kelime oldu.- Ancak ihtiyaç kavramını yaşamaya, hayatta heyecanın diri kalması ama saklanınca kıymetlenen bir duygu olduğunu anladıkça düzen ve rutin bir yaşantı daha ilgi çekici olmaya başladı. Her gün aynı şeyleri yapmak değil bahsettiğim. -*her ne kadar her gün yazı yazıyor olsam da.- Aksine her gün yapılacak şeylerin belli, nizamlı ve huzurlu olmasa da sonundaki yol için yapılması.
Her gün kitap okumak değil mesela konu: Her gün yeni bir kitap yahut aynı kitabın farklı sayfalarını okuyor olmak. Günün içini dolu dolu yaşayabilmek, saatleri boşlukta değil bir uğurda harcamak. O uğur ne ise, ne ile anlam kazanacaksa. Çabanın günden faydalanması, zamanı kullanması, ona boyun eğmemesi. Her duyguyu anında, doğru zamanda, yaşanması gereken zamanda yaşamak.
Evet, gündem yoğun, hızlı ve renkli, ama onu gergin kılan biziz ne yazık ki.
Firarperest-Elif Şafak
Kendi gerginliğimizi kılan da biziz; hüznümüzü, mutluluğumuzu. Anın kıymeti güncel ile değişmiyor. Acımız varsa acıyı, mutluluğumuz var ise mutluluğu yaşamaktan korkmamalıyız.
Güncelin en büyük zarar; bu güncelin hemen hiçbir noktasında önemli olmayan, insanlığın içinde ufak bir tane olarak kalan bizlerin zamanını, fikrini, inancını, bilgisini bu kadar sömürüyor oluşu. Her gün güncelimiz olsun, bizim belirlediğimiz, dayatılmayan, aynı şeyleri tekrar tekrar konuşmayan. Ki biz de her gün hayatta olduğumuzun farkında olalım. -güncelin hayattasın demesiyle değil.-
İş yerinde ikinci gün. Yoğun ve güzel. Okumalarımı aksatıyor yalnızca. -intihar sebebi dahi olabilir aslında.- Ancak yine de okuyor ve yazıyorum. Ne kadar zamanım varsa o kadar. Şiir ve film uğraşlarına ağırlık verdim, 11 saat çalışma sonrası -uyku dışında, acizim. -tüm zamanım yazı ve okuma odaklı ilerliyor. -ve biraz müzik.-
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 18. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmaya ve dinlenmeye hazır-nazır.
Kitaplara ihtiyaç olursa -ki olmalı hemen her şeyden fazla.- uğrayınız kitabevlerine. Belki karşılaşırız. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Uğra.
çanta
ilik, bağış ihtiyacı
sonsuz evrenin kaçıncı
gününde doğrulup yerinden
kaldıracaksın hiçbir yanakta
acı hissettirmemiş
yumruğunu
sabır, çatlak duygu
yolda bulunmuş bozukluğun
kaç lira ettiğinin bilincinde
sonra hansın elinde
ne olacağını
mutluluğun
hiç, trip atma içgüdüsü
yahut ermişliği
devrilmiş kimselerin, kıyamların
yanlış gerçekliğin önünde
diz çökmekte; saygıdeğer
köleliğin