Şiir, gençlik yıllarımda, üzerine titrediğim bir şeydi; bugünse şiirin üzerine titrenilecek bir şey olduğunu kavrayabilmek için ayrıca bazı titizlikler gerektiğini anlıyorum.
Şiir Okuma Kılavuzu-İsmet Özel
Devlet Dersi’ni yazacaktım aslında. Ancak dün yazmaya başladıktan sonra aldığım notlara rağmen bir kez daha okuma gerekliliği oluştu. Yoğun bir okuma ile yarına hazır olacak, mutlaka yazmak istediğim kitap. -yaşlandım mı acaba?-
Şiir ve şiir ile ilgili yazmaktan hep çekindim. Halen çekiniyorum aslında. Hayatımda bana daha sağlam tokat atan, beni kendime getiren hiçbir şey olmadı şiirden başka. -kavgaları izleyen yahut ayıran tarafta olduğumdan sanırım.- Onun gücüne inanıp araştırma yaptıkça daha da derin bir bağlantı ile ona hayranlık duymaya başladım. Ve yazı ile birlikte hemen her dönemde kendine yer bulan şiiri, bu denli uzun soluklu bir uğraşın neresinden başlayarak anlatmalıyım bilmiyordum. -şiir ile ilgili hiçbir şey bilmiyorum yedi yıla rağmen, korkunç.-
Halen gençlik yıllarında bir okur olarak şiirin üzerine titrediğim, onu okuduğum ve yazdıklarımın okunur olabilmesi için uğraşlarım artarak devam ediyor. Özel’in bahsettiği kavramlar kitapta çok güzel bir dil ile aktarılırken; şiiri yazmak ve okumak için insanın yapması gereken titizliklerin varlığından bahsediliyor. -umarım her kavramı daha da derinleştiren biri gibi görünmem.-
Yalnızca okumak ve ”Güzel şiirmiş.” demenin yanında; anlama çabası ile, tıpkı ortaokul ve lisede -artık kalmadı, yok eğitim değil bu çalışmalar.- ”Şair burada ne demek istemiş?” sorusuna tutunmak mutlu ediyor beni. Bir şiir ve şair ile ilgili araştırma yapmak; kendimi arama maceramdan daha anlamlı geliyor. -bu kadar da erken soğumasaydım kendimden.-
Ve şiir
Bütün Şiirleri-Şükrü Erbaş
O ince hilaldir lacivert yalnızlıklarda
Sarınıp süzgün ışığına
Katlanmanın türküsünü söylediğim.
İsmet Özel’in kılavuzunda geçen insanlık gereği yapılan her aktivitenin nedeni ve nasılını cevaplamak için bilinçli olmak gerekir. Şiir için de durumu bu şekilde açıklıyor. Onun neden ve nasıl okunduğunu önce sorgulamak sonrasında da cevaplamak için bilmek gerekiyor; kendini, şiiri, dönemleri, hisleri.
Şiiri bilmek? Mümkünlüğünü her zaman sorguluyorum bu soruya evet deme ihtimalimi. Ömer Abi ile ilk konuştuğumuz sıralarda ”Neden şiir yazıyorsun?” sorusuna verdiğim cevaba ”Daha büyüyeceksin tabii, doğaldır böyle olması şimdi.” demişti eli omzumdayken. -sanırım neden çağırdım bu çocuğu şimdi de demiş olabilir.- İçimi dökebilmek, kendimi anlatmak için yazdığımdan bahsetmiştim. Bugün o cevabın aslında nedenini aktaramadığını çok daha iyi anlıyorum. -bir büyük, iyi ki girmiş hayatıma.
Halen daha dil oluşturma yolunda olan bir genç olarak şiiri nasıl ve ne düzende ve neden yazdığım sorusunu her hafta soruyorum kendime. Uzun zamandır cevaplar değişiyor, düzenli ve net bir cevabı olamıyor. Her anımda içimde yaşatmaya çalıştığım şiirin düzenli bir şekilde bende değişik sebepler uyandırması daha ne kadar sürecek, ne zaman oluşan dilin gerçek bir tanımı ve cevabı olacak neden yazdığım sorusuna merak ediyorum. -aysar çok yakışıyor şiire.-
Okuduğum ve keyifle şiirlerini anlamaya çalıştığım şairlerin değişmemesi bu duruma tezatlık oluşturuyor bir yandan da. Günümüz şairlerini ve genç isimleri de okumakla beraber yalnız kalıp zamanımın olduğu anlarda yine hemen hemen aynı isimlere bir geri dönüş oluyor. Her ay yeni şair okusam, tüm şiirlerine baksam dahi düzen değişmiyor. -ancak birkaç genç isim inanılmaz heyecan uyandırıyor, umuyorum ileride kalemlerine hayranlığım sürer.-
Şiir bir şey anlatmaz. Anlaşılmak için de değildir.
Poetika-İlhan Berk
O isimlerden biri de İlhan Berk. Bu düşüncesi ile karşılaştığımda benim de anlaşılmama korkum olmamakla beraber; yazdıklarımın -en azından bana.- bir şeyler anlatıp anlatmadığını sorgulamıştım. Neden bu kelimeleri seçmişim, hangi yapı daha doğru, neden aynı şiirin içinde hem dörtlükler hem de bentler kullanmışım, başlık neden bu oldu, bu bent bütüne hizmet ediyor mu? Daha nice soruyu sormaktan kendimi alamıyorum bir şiir yazmaya başladıktan ve bitirip -hiçbir zaman bitmiyor aslında.- tekrar okurken
Şiir ile alakalı ”Şiir aslında şudur!” gibi kalıplara girmek istemiyorum. Şiir, içerdiği her kavram ve sözcüğe göre değişmek ve gelişmekte. Sadece kendi aklımdaki birkaç cümle ile -o kadar yazılana birkaç cümle asla yetmeyecek ama.- ifade edebilirim.
Şiirin kazandırdığı insanlarla bir ömür geçirebileceğim düşüncesine inanıyorum. Deliliğe hazır bir şekilde, karşılıklı konuşabileceğim şairler tanıdım. -beni karşılarına güzel insanlıklarından alırlardı ancak.- Bu düşünce ile de karşılık konuşan şairler oluşturmaya başlamıştım. Nazımla Necip Fazıl, Cemal Süreya ile Sezai Karakoç, Zarifoğlu ile İlhan Berk ve nicesi. Onların dizelerini karşılıklı dizmekten çok büyük keyif alıyorum. Sanırım bu mutluluk da bana şiirin her devir ve düzende yeni ufuklar açabileceğini gösterdi. Asla tükenmiyor, asla eskimiyor. -benim bazı şiirlerim eskidi bile.-
Sanırım hiçbir zaman iyi şiir yazamayacak olsam da -belki hırssız bir kimse gibi görünebilirim ama.- şiirle uğraşmış olmaktan duyduğum mutluluk hiçbir zaman azalmayacak. Hayatımın her anını ve her duygumu anlamlaştıran, benim için yazılmamış olsa da gerçekliği ortaya koyan her şiiri omzuma titreyerek eklemenin verdiği sorumluluk ve güç ile devam edeceğim hayatıma. -yüküme dayanır umarım gücüm.-
İnandığım başka bir şey de hayatın bütün anlarında şair olmanın gerekliliğidir. Şair olmak, insan olmaktır.
Füruğ Ferruhzad
Yalnızca şairler mi insandır? Bu soruya net cevap verebilecek bir konumda değilim. -orta yolcu olmanın zararları.- Ancak hemen her çabamı insan olabilme kavramı üzerine kurmaya çalıştığım için bu düşünce güç veriyor bana.
Elbette sevgi ve aşk kavramlarını da konuşmadan bitirmemeliyim. -fazlasıyla kullanmış biri olarak şiirlerde, bir zamanlar.- Sanırım yavaş yavaş kişiye duyulan sevgi ve aşkın aşk sözcükleriyle ifade edilmesinden uzaklaşıyorum. Çok güzel lirik ve aşkı ifade eden şiirler var, okurken de keyif alıyorum. Ancak sevginin, özellikle karşı cinse duyulan sevginin şiirde daha sade aktarılması daha çok ilgimi çekmeye başladı. Sevgiden değilse de zar zor yazdığım şiirin içinde biraz daha önemli konulardan daha çok bahsetmek, kendi sorgulamalarıma, çıkmazlarıma odaklanmak, toplum yahut insanlık sorunlarına eleştiri getirmekten yana tavır alıyorum. -şiirde orta yolculuk sevilmez.- -ve böyle düşünsem de ne kadarını iyi anlamda uyguluyorum tartışılır, kesinlikle.-
Hiç kimse şair, ressam veye müzisyen olarak doğmaz. Tıpkı muhasebeci olarak doğmadığı gibi.
Waldo Sen Neden Burada Değilsin?-İsmet Özel
Sanırım tutunduğum en kuvvetli düşünce bu; halen şiir yazma çabası içinde olmamın.
Şiiri bir gencin kötü dilinden, kendi düşüncesiyle okudunuz. Yahut şu an Zen Şiiri araştırması yapmaktasınız. Her ne olursa olsun şiirin aidiyet ve çabası içinde olmanın samimi ve güçlü hislerini yaşamaktayız. Bir gün karşılaşılır birkaç dizenin, sert yazılmış, zıt görüşlü kalemleri.
Biraz kapalı anlatım ile, hayatımdan atamadığım yahut atmayı hiç istemediğim düşünce ve yaşanmışlıklar ile şiirin dünyasına girdim, yürüyorum orada. Çok ufak bir hanem, ufak bir kalemim olsa da dağlar gibi yazılmışlıklar var. Usanmamak, haneyi sevmek ümidine.
-heceleri kırınız.-
Bir kez daha Devlet Dersi okunmakta, sıkışmadan, derinlemesine. Şiir, metin ve sözlük okumaları devam. Dili ne kadar güçlendirebilirsek. -hiç.-
Okullar açılmıyor ve daha çok boş zaman ekleniyor çoğumuzun hayatına. Doldurmak üzere. -yarın bir kitabevinde çalışmak için deneme günü geçireceğim. aysardan sonra en büyük mutluluğum oluşabilir.-
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 16. gün ses kaydı da aşağılarda. Okunmaya ve dinlenmeye hazır. Olur da ilgi çeker diyerek Abdullah Harmancı’nın Köri Soslu Kız öyküsünün seslendirmesini bırakıyorum. Çocuk kalmışsa biraz içinizde hoşunuza gidecektir. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Hoşuna.
vesika
dergah, restorasyon zamanı
kolumu güçsüz kılıyor
ağırlıkları dünyanın, kırılmış
gözlüklerim, sopası uzunca
yolunu çizmiş
pişmanlıklarım
sultan-demokrasi? mümkün
ülkemin khklarınca
konuşamam çillerinin rengini
beşeriyet katıyor yazdıkları
ma, ağır
medeniyetsizken ülkemin
cinayetleri
uçurum-yar? trajikomik
eşseslilik
gömülmekten kurtarıyor dar
ağacı adlarını
ölümlülerin