Senin doğduğun gün şeytan öldü. Artık bir melek bulmak için cehennemden geçmen gerekmez.
Aforizmalar-Halil Cibran
Sevgi, aşk ve türevleri ile ilgili yazı yazmak zor geliyor her defasında. Zor bir görevi üstlenmiş bir ulak, sürgüne gönderilmiş bir kimse oluyorum düşünürken bile. Lise yıllarında yazdığım şiirlerin hepsinde yer alan bu anlatımları -ki iyi ki yer almışlar.- bugün konuşmak da yazmak da anlaşılmayacağım, düşüncelerin ütopik yahut distopik algılanacağını düşündürüyor.
Bu yüzden gereksiz düşünceler olarak başladım. Benden başka kimsenin düşüncelerime ihtiyaç duymadığını düşünüyorum. -bir yandan da herkes okuyor ve etkileniyor düşüncesiyle yazıyorum; kusur.-
Aforizmalar başlığında bir yazı yazmayı arzuluyorum. Okuyabildiğim -anlamak ne haddime!- ve ne anlama geldiğini aforizma kavramının aktarmak istiyorum. Günün her anında aforizmalar ile yaşamak mümkün olsa, onları anlayıp yorumlamak üzerine kurulsa; çok düşünürdük her kavramı.
Girişi uzun tutuyorum ki bu konuları yazmaktaki çekincem daha net anlaşılabilsin. Sevginin bireyin kendi sevgisinden geçtiğine inandım hep. Bunun geliştiği anlar olsa da başlangıçtan bu yana aynı çizgide ilerledi. Kusur kavramının, kusurlarıyla sevme kavramının birinci karşılığı olmasını arzuladım; kendini sevebiliyorsan eğer onca kusura rağmen bir başkasını sevmek de kolaylaşır. -aşağıda sevmenin zorluklarından bahsetmeyecekmişim gibi.-
Bu kusurların en katlanılmaz oluşu, sanırım, bireyin düşünce ve standartlarında net olamaması. Bir eksiklikten çok yaşamı kaçırmamıza, farkındalıktan uzaklaşmamıza ve gelişebileceğimiz her konuda bize ket vuran bir hale geliyor.
Sonsuz zaman içinde de, sonlusu kadar zevk vardır; yeter ki zevklerin sınırlarını akıl tam olarak çizmiş olsun.
Aforizmalar-Epiküros
Cibran’a yeniden söz vereceğim. Üzerinde duramamış gibi oldum sanırım.
Aslında sevgi ve haz kavramlarının tamamı bunun üzerinde geçiyor diye düşünüyorum. Her alanda, her düşüncede -sorgulama dışında.- olabileceği gibi, sevgi ve zevk kavramında da sınırların varlığı bilinçli ve korkusuz bir sevgiyi doğuracaktır.
Aşkın hatta sevginin yönetilemez, kontrol edilemez olduğu düşüncesine; şairaneliğine ben de uzun süre kapıldım. Uzun süre o etkinin içerisinde hayatı sürdürdüm. -anarşizm duygusu tüm yönetilemez durumlarda ortaya çıkıyor.- Ancak -belki duygusuz bir düşünce ile.- her kavram gibi yönetilemeyen duygu ve hislerin başa çıkılamaz bir son getirdiği, insanı olumsuz yönde etkilediği gerçekleri var. Sevginin paylaşımı, sürekliliği, zaman kavramı önemli hususlar haline geliyor.
Burada da bir kadın-erkek figürü sınırlaması değil asıl konu. Maddesel zevklerin çok kolay ulaşılabilir olduğu dönemde, gerçek arzuların ve mutluluğun nereden, hangi duygu ile, hangi bakış açısı ile gelebileceği bir sınırlama.
Muhafazakar bir çevrenin içerisinde yetişmek ile farklı bir çevre arasında yetişmek de bir sınır değil. Çevremizin etkisi ile aldığımız her bilgi bir gün çürütülmeye yahut gelişmeye ulaşıyor. Ya da yaşanılan bir an ile pekişiyor. Önemli konu; geliştikçe hangi kavramları hayatımda sürdürmeliyim hangisi ile yolumu ayırmalıyım oluyor. Irkçı bir düşünceden mi yoksa dinsizlerin sevilmemesinden mi? -her iki kavramın birbiriyle aynı olması acı değil, sadece bir gerçek.-
Sevginin yalnızca bir duygu olmadığını, bilgi de gerektirdiğini kendimden biliyorum. Sevgi savurganlığım yüzünden habire su vererek çürüttüğüm kaktüsler hâlâ aklımda. Bir dostum ‘İyi ki akvaryumda balık beslemiyorsun’ demişti, ‘Her halde havasız kalmalarına üzülür sudan çıkarırdın onları.’
Gündökümü-Bir Uyumsuzun Notları-Tomris Uyar
Teşekkürler Tomris Uyar.
Her seferinde anlatmak istediğim şeyleri kısa bölümlerle aktaran isimleri görmek hem hayranlık hem de mutluluk düşüncesini beraberinde getiriyor. Ancak buradaki acı gerçeklik de sanırım biraz düşünmemi gerektiriyor.
Sadece sevginin bir şeyleri düzeltebileceği düşüncesinin altında sanırım sadece aşk kavramı var. -sadece diyerek küçümsemedim aşkı, asla!- Çünkü düşünce; herkes sevebilir. Herkes kendi iyiliği yahut kötülüğü içerisinde sevebilir. Bir katilin aşkı da aşk iken bir yardımseverin aşkı da aşk. İkisi de sevebiliyor, pişmanlık duyabiliyor. Burada söz de; sevginin, zıt kavramlarını gerçekten öldürüp öldüremeyeceği düşüncesine geliyor.
Sevginin bilgi de gerektirdiği gerçeğini unutmamız gerekiyor. Sevginin içindeyken -ki mümkün mu bir gün?- bilge bir tavır, ilişkiyi yönetme isteği olarak değil -ki ikili ilişkide yönetmekten de bahsetmiyorum yalnızca.-; sevginin paylaşımı ve bize etkisini bilmeye dönüyor.
Sevgi kişisel bir eksiklikten doğmamalı; kendimizi severken, özgürce yaşayabiliyorken hiçbir şeyin bizim -ahlaki kavramlar içerisinde; hangi dinden ya da düşünceden olduğu önemsiz şekilde.- sınırlarımızı çizemeyeceği bir ilişkiyi arzulamaktan doğmalı. Bu kavram bir sevgili, arkadaş, meslek, çocuk, çiçek, müzik, diyet ya da hayatta istediğimiz herhangi bir şey için de geçerli
Peki kusur da geçiyordu başlıkta, nerede hani? Hemen her yerde, hemen her ilişkide, hemen her acıda var. Kurtulma ihtimalini her gün azaltıyoruz ondan. Kusurlarımızı kapatacak bir eş, iş, arkadaş arıyoruz. Kendimizde bulmama isteği ve düşüncesinden daha büyük bir kusur olamaz sanırım. -kandil yakar gibi aramamalıyız sevgiyi; ateşi de bizde cephanesi de.-
Aforizma ve eski kitap okumalarının yanında sözlük okuması çok keyifli oluyor. -durmaya pek niyetli değilim bu üçlü konusunda.- Haftalık seri ile ilgili de araştırmalar, karakter oturtma çabası ve isim bulma yolunda devam ediyorum. Belli birkaç metin oluştu, yavaş yavaş gelişeceği yönündeki piyasa tahminleri var. -ama merak edilmesin, belki de edilmiyordur, eylül ekimden, ekim kasımdan daha uzun sürmeyecek.-
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 13. gün ses kaydı da aşağıda. Okunmak ve dinlenmek üzere beklemekte. Bugüne yine sevgili Merve Kayserilioğlu’nun bir coverını bırakıyorum, ses olması ümidiyle. Teşekkürler sevgili, aşklı ve kusurlu okur. -hepimiz gibi.
yeni doğan
arzu,modern insan
haremin içerisi karartıldı
kanunların çelişmekte
serap, çok uzaktasın
çöl kumlarını azaltmakta
tabiat, yaşamak? zor
çalkantılı tarihin içine, kısır
samimiyetiyle bedenin
hududun yine olacak
ruhun
melek, helalliğin
mühürlenmiş ayakların, pamuk
ırkın olmadığı gün savaşacaksın
savaş, ırkı doğurmak
için