Ütopya ile tarihe karışmak arasında son ana dek kıl payı farkla ilerleyen bir bayrak yarışı olacak…
Buckminster Fuller
Bağımlı olmasam da belgesel içeriklerini takip etmek iyi geliyor, öğrendiğim ve bildiğimi geliştiren şeyler buluyorum Netflix’te. Henüz bir hafta oldu olmadı Sosyal İkilem belgeselinin de yayınlanması. İzlemeye başladıktan sonra da tahmin ettiklerimi, düşündüklerimi bizzat sosyal medya uygulamalarının, Google’ın gelişimini yapan insanlardan dinlemek de ne kadar farklı bir sürecin içerisinde olduğumuzu bir kez daha gösterdi. -netflix izleyecek vaktim var halen, gelişmemekte bir numarayım.-
Şu an yoğun olarak kullandığımız, dünkü yazıda kendimizi olmadığımız biri olarak gösterip pazarlama noktasına geldiğimiz, kitleleri harekete geçiren en büyük araç haline getirdiğimiz sosyal medya gücünün dezavantajlarını anlatıyor belgesel en kaba tabirle. Bunu da eski Facebook, Instagram, Twitter, Youtube, Pinterest ve Google çalışanları ile zenginleştiriyor. Sosyal ayaklanmadan kişisel gelişim eksikliğine, modanın algı değişiminden kişinin kendinden soğumasına kadar.
Girişteki alıntı da belgeselin içerisinde geçiyor. Hemen her icadın kolaylık ve insan gelişimi-iyiliği için yapıldığı hatırlatılırken; artık sosyal medyanın bir algı yönetimine, kişileri ürün olarak kullanmasına, seçimi etkilemekten ırkçı protesto ve yalan haberlere nasıl evrildiğini aktarıyor. -sanırım nasıl olduğunu tam olarak onlar bile bilmiyor.-
Hemen her cümleye nasıl bu seviyeye geldi anlamak zor diye başlasalar da; şirket çıkarı, kâr çılgınlığı ve bizlerin hemen hiçbir olumsuz düşünceye kapılmadan kullanıyor oluşumuzun etkileri olduğu düşünülüyor. En ilgi çekici yanı da zaten bu; insanlık için hemen her şeyi inanılmaz derecede kolaylaştırabilen kavramların aynı zamanda bu kadar olumsuz etkisinin oluşu, zamanımızın çoğunu alması.
Zavallı gelecek! İnsanlar ona öyle çok umut besliyorlar ki, gerçekleştiğinde bütün çekiciliğini yitiriyor!
Arkadaş-Maksim Gorki
Bu durum bizler için -çoğu zaman- geçerli olan bir kavram sanırım. Hemen her yazıda bahsettiğim anı yaşamak, yarının felsefi oluşu ve ulaşılamaz gerçekliği gibi konularda gelişim göstermekle beraber; net adımımızı atmakta zorluk çekiyoruz. Halen başka insanları -ki bu insanlar hayranlık duyduğumuz, arkadaşlarımız, çevremiz de olabilir.- neler yaptıklarıyla daha çok ilgilenmekten kendimizi alamıyoruz. Herkesin yolunda bir payımız ya da bizim yolumuzda onların payları olabilir, ama ancak yola çıkarsak bunu görebiliriz.
İçinde bulunduğumuz süreçteyse hemen hiçbir şirket bu düşüncede değil. Geleceği de günü ve kârı düşünüyorlar. Bizim bile kendimizi arada sırada hatırladığımız bir zamanda onlar, bizi hiçbir adımlarında düşünmüyor. Şirketin çıkarı, reklam veren ile iyi ilişki, daha çok ekran süresi onlar için en önemli kavramlar. -ekran süresi deyince aklımdaki politik düşüncelere engel olamadım bir an.-
Elbette bir zaman öldürücü sayılabilecek Netflix’te izlediğim belgesel gerçeği varken kendimi sosyal medya kullanmayan biri olarak gösteremem; Netflix’in bu içeriği yayınlaması bile yine şirket çıkarları doğrultusunda onlar adına olumlu sonuçta. Ya da blog yazarken Google’ı kullanmadığımı, yazının reklamı ve daha çok insana ulaşması için Instagram ve Twitter’ı da kullanmadım diyemem. Hepsini yapıyorum ve görünen o ki bir süre daha devam edeceğim buna. -yalnızca bunlar için yapıyor olsam keşke.-
Ancak bilinçli kullanım kavramı -bu kavram hep en kötü kullanıcıların kullandığı bir avutma yöntemiymiş gibi gelir bu arada.- ve kendini geliştirmek adına yaptığın süreçleri kontrol edebilme yetisinin ne kadar önemli olduğunu aktarıyor belgesel. Buna daha çok yoğunlaşmamız gerektiğini, yapay zekanın bize sunduklarından çok bizim kendi irademizle seçtiklerimize bakmamazı, buna göre bir kullanımın daha doğru olabileceğini söylüyorlar.
Zihinsel bir uğraşı içermeyen boş zaman ölümdür ve diri diri gömülmektir.
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar-Arthur Shopenhauer
Karşılığının tam olarak bu cümle olmadığını biliyorum; asıl anlatılmak istenen sektörün sıkıntıları, verilerimize tamamen erişmiş durumda olmaları, bize robot ve ürün olarak bakılması, geliştirilmesi gerektiği, yasaların bireyleri savunmadığı, sistemin bizi yönettiği üzerine. Ancak bugün çoğumuz için geçerli olan boş zaman kavramının daha dolu geçmesini sağlamak da yine bizim elimizde. Kurulan düzene -anarşist olduğumdan değil- karşı gelebilmenin, hemen her konuda bilinçli kullanıcı olabilmenin tek yolu buna evriliyor sanırım.
Gerçekten çıkıp gidebileceğimiz, bir dağda sevdiğimiz hobi ve birkaç insan ile yaşayabileceğimiz maddi ve mental sağlığı elde edene kadar; eğer tamamen uzak durma ihtimalimiz de şu an mümkün değilse en olumlu sonuç doğru ve bilinçli kullanabilmek. Kitaptan telefona, oturduğumuz koltuktan buzdolabına kadar geçerli bu durum. Ancak işin içine daha fazla insan, daha fazla etkileşim ama daha az sosyallik girdiğinde bunun zorunluluğu çok daha fazla artıyor.
Sosyal İkilem, gerçekten hemen her yönüyle bu sıkıntıları ve yapılması gerekenleri güzel ve bilinçli bir yol ile aktarmış. Vakit var ise izlenebilir. -benden başka kimsenin vakti yoktur sanırım.- Yönetebileceğimiz tek şey bizken buna da izin verilmeyebileceğinin kanıtı. Kusurlarımız var; ancak onların değiştirmeyi ancak biz istersek yapmalıyız. Günlük kaygılar ile değil. -çok bilmiş bir son ile.-
Okuduğum kitaplar ve izlediklerimden devam ediyorum. Güncele de değinmeye çalışacağım ama o hıza yetişebilmek ve doğru bilgiye ulaşmak için 48 saate ihtiyaç duyuyorum bazen. Hemen her dakika bir sene boyunca konuşulabilecek gündemlerle karşılaşıyoruz ne yazık ki.
Aforizmalar ve sözlük okumaları yapıyorum bir yandan. Yanlarında daha önceden okuduğum kitaplara bir geri dönüş, selamlama yapmaya çalışıyorum. -bunun için ne kadar zamanım var, o kadar güzel ve okumak istediğim kitap varken mantıklı mı sorularını es geçiyorum ama eninde sonunda sıkışıp kalacağım.-
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 12. gün ses kaydı aşağıda beklenmekte. Okunmaya ve dinlenmeye hazır. Yarını bekliyorsanız mutluluğumu paylaştığınız için teşekkürler. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Bekliyor ve paylaşıyorsan.
depreme çanta
kapılır yolları cennetin
üzerinde hastalar, zor
kurtulur maskeleriyle
korkularından
havan, savaş ve mutfak
kutsalıdır, çiğnenmeye erken
başlanır ruhu insanoğlu yahut
kızının
kuma gömülmediğiyle
kalır
nâr, yakmak için sigara
sonra evrenin yakıldığı, kurtulmak
bedeninden. Ağır
hayal bilim! tdk bazen
felsefi yaklaşıyor
Zaytung 12. Gün Ses Kaydı:
https://drive.google.com/file/d/1o9m_vl04dzMOoT6KgCn_F03WtuqQUCij/view?usp=sharing