Ofsayta Düşmek

Hayat her şeye ilgi beslenemeyecek kadar kısadır ama günlerimizi dolduracak kadar çok şeyle ilgilenmemiz iyi olur.

Mutlu Olma Sanatı-Bertrand Russell

Evet, bir futbol yazısı yazacağım. Aslında yalnızca futbol olmayacak; ilgi gören, popüler kültür kavramına evrilmiş ama zamanın kült birkaç çabasına da vakit ayırmak istiyorum. -çok boş zamanım var halen.-

Sanırım 2016 yılında yayın hayatına nokta koyan, çok değerli abilerimin çıkardıkları Müebbet Edebiyat’ın son sayfa yazısında yer alıyordu ”Basit Goller Yedik…” asılı pankartın fotoğrafı. Edebiyata çokça konuk olmuş, samimi bir anlatının ürünü haline gelmiş bir kavram artık. -keşke her kavram böyle olabilse; içinde çirkinliklere karşın.
Ve artık günlük hayatta da kullandığımız sözlerden, günlük hayatı organize etmemizi belirleyen, katmanlı bir çaba haline geldi. -maçlara göre uyku düzenimiz var artık.-

Herkes için geçerli olmayan, bazen gerçekten takip edip etmediğinin sorgulanmasına yol açan bir kavram olsa da -kavram demek hoşuma gitmiyor ama bir metafor da değil; futbol işte.- içerideki her adımın büyük bir kitlenin düşünme şeklini etkilediği, insanımızın kavga-dostluk kavramlarını -siyasetle birlikte- bağdaştırdığı gerçeği de dahil oldu.

Evet, sorunları yahut sosyolojik etkilerinden daha fazla bahsetmemem daha doğru olur. Asıl durum ve hikaye; ne ile keyif aldığımız ve neler ile de o keyfin daha da anlamlı olduğunu anlamamız. Hobimize uzun zaman sonra yeniden başlamak ya da çok sevdiğimiz bir insanı uzun bir aranın ardından tekrar görmek gibi; futbol ve diğer popüler kültür kavramları da öz benliğimizdeki bize özgü uğraş ve çabalarımızın anlamını arttırıyor.

Stres atma mekanizması gibi. Kült olması ise günümüz şartlarından önce, daha çok bizden olan sporcuların maçlarına gidip aldığımız haz ve sadelikti. Şu an hemen hemen her mahalle kültüründe olan mahalle takımı kavramının ulusal hali.

Bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa, radyolardan naklen futbol maçları yayınlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek… İsterim hep.

Çocukluğun Soğuk Geceleri-Tezer Özlü

Tam olarak bu anlatıdaki bir kült uğraş, hobi, takip edilen bir spordu futbol. Zamanın oyun kültüründeki kültlük ile bugün benim dahi oyun oynuyor oluşum arasındaki zıtlık gibi; futbolun radyolardan, şifresiz kanallardan, kolaturka toplarından ibaret olduğu zamanlardı.

”Asıl futbol o zamankiydi canım!”’ deyip bir eski zaman övücü olmak değil niyetim. Günümüzün şartlarında, -kültür ve insanlık hariç- her şeyin geliştiği zamanlarda, elbette futbol da nasibini alacaktı. Kaçınılmaz bu durum, bugün bir yerlerde yazı yazmaya çalışan bir genci de etkilemişti. -ne acı ki kadın cinayetleri, çocuk ölümleri, ekonomik zorluk, siyasi kutuplaşma daha az ilgi çekiyor. hoş, ilgi çekmesi için yazmasam da kavramların ağırlığı bile olumsuz hissettiriyor.-

Erkekler futbol seyreder, bira içip bowling oynarken onlar, kadınlar, bizim hakkımızda düşünüyor, bizi inceliyor, karar vermeye çalışıyorlardı – bizi bıraksalar mı, atsalar mı, değiştirseler mi, öldürseler mi, yoksa sadece terk mi etseler?

Kadınlar-Charles Bukowski

Bir erkeğin Kadınlar başlığında yazmasını konuşmadan önce -bu yazıda değil de kitabı konuşurken değineceğim.- işin bu yönünü de konuşmak istedim. Elbette kadınların erkekler üzerinde düşüncesi üzerine değil; futbolun izleniyor ve bunun hem gençlikte hem erkeklikte olumsuz kavram, boş zaman olarak nitelendiriliyor oluşu üzerine. -evet, haklılar.-

Sanırım hepimiz, bir insan ile ilgili düşünürken yalnızca bir kavram üzerine okuma yapıyordur, futbol ya da bize boş gelen bir şey ile ilgileniyorsa başka bir kavramda bilgili değildir fikirlerine kapılıyoruz. Bu her alanda aynı aslında; bir öğretmenin yalnızca öğretmenlik üzerine ya da bir doktorun yalnızca tıp üzerine araştırma yaptığını düşünmek gibi.

Ben ya da ben demeyeyim, hiçbir zaman vereceğim örnekteki halde olamam sanırım; Aysar’ın tiyatro alanında profesyonelleştiğini, eğitimler verecek seviyeye ulaştığını ve sahneden inmediğini düşünelim. Ancak okuduğu onca şeye, aldığı tüm eğitime karşın; cahil olma ihtimali fazlasıyla olabilir. Anlamak, yorumlamak, faydalı kavramını ve sonrasında faydalı olanı anlamaktan uzak olabilir. Bu tüm meslek ve uğraşlar için de geçerli aslında. Bir alanda profesyonel olmak, insan olarak cahil olunmadığı anlamına gelmiyor. -sanırım daimen kalacağız cahillik içinde.-

Futbol maçı seyretmeyi seven, sevmeyenden daha üstündür. Okumaktan hoşlanan, hoşlanmayandan daha da çok üstündür.

Mutlu Olma Sanatı-Bertrand Russell

Aslında üstünlük açısından olmasa da tam olarak ifade eden kalıp bu. Hayatımızda ne kadar keyif alınacak öge olursa o kadar işimize odaklanan, farklı fikirlerin bilincinde, cahillikten uzaklaşabildiğimiz bir hale gelebiliriz.
Ülkemizdeki siyasi lig de yarın başlayacak ve zorlu psikolojik savaş başlayacak arkadaşlarımızla aramızda. -çok teknik direktör ve başkan çıkacak bu süreçte aramızdan.

Kusurlarımızın ömürlük olduğu ama yeni adımların, daha insan olabilmek için -iyi insan kavramı anlamsız; insan zaten iyi olmamalı mı?- çabalamanın kolay ve rahatlıkla ulaşılabilir olduğunu her zaman hatırlarız ve çabalarız umarım. Ne ile ilgilendiğimiz, neyi hobi edindiğimiz değil de tam başarılı olacakken ofsayta düşmediğimiz bir yaşam süreriz. -nasıl bağladım ama…- -çirkindi, özür dilerim.-

Yaratıcı yazmak üzerine okuyorum, Devlet Dersi bitmek üzere; sindirmeye çalışıyorum içindekileri. Şiir kitaplarına çokça düşüyorum. -ama halen iyi şiir yazamıyorum.- Her gün böyle bir uğraşa ayırdığınız vakit için teşekkürler. -bir kişi okuyor diye düzeltme.- Ayırdığın için.

Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 8. gün ses kaydı var aşağıda. Zaytung’un yazdığı burç yorumları bugünkü ses kaydında. -pek eğlenceli.-
Okulları açılmayan tüm üniversiteli arkadaşlarıma ayrıca kolaylıklar…

tuzak korkusu

harp meydanı, mektup
çiçekli namlusu silahların
ulaşmak içindir, kara toprağına
yurdunun

sosyal medya, kusur
kuyulara atılması hissedilen
duyguların
çıkılması sonra merdivenlerin
beğenilen görselleriyle yalanlarımızın

çekil artık, kulların sevmekte
adının olmadığı kuralları, emretmekte
çileleri, eksiklerini insanın
kulların sevmekte
senden olmayanı
artık

Zaytung 8. Gün Ses Kaydı:
https://drive.google.com/file/d/1x6cMSiraFR8bMZI9jfKcA6jIrj7KnPXc/view?usp=sharing

Yorum bırakın