ey yedi yaş
Senden Sonra Ey Yedi Yaş-Füruğ Ferruhzad
ey yola çıkmanın mucizevi an’ı
senden sonra ne varsa yok olup gitti, cehalet ve çılgınlık içinde
Yedi; kur’andan kıssalar, ilkokul yaşı, kutsalı inançların, haftanın -aslında hiç bitmeyen- sonu.
Gün saymayı bırakıyorum artık. -hayattaki kararlarım da bu kadar sade oluyor genelde.- Uzun soluklu çabanın ilk haftasını tamamlayacak ve yeni haftaya -sanırım- biraz daha mutlu gireceğim. Güncel olan-olmayan, herkesin yazdığı yahut kimsenin yazmadığı, hikayemden alıntılar ile sunmaya çalıştığım aysar; haftalık temizliğini yapıyor bugün.
Füruğ’un şiirinden gideceğim bugün; yedi yaşın kıymeti ve sonrasına değiniyor. En sevdiğim ifadelerinden biriydi ”Neden kadın şair? Neden şair sözcüğü yetmiyor?” sorusu. -ayrı bir yazıda derinlemesine incelenir, çabalanır.-
Yedinin hikayesi çok karakterli, çok mevsimli, çok mekanlıdır. Hemen hemen her inanışta, her kutsalda karşılaşılır yedi rakamı ile. Bu kutsallığın evrensel oluşu, onun kimliğini değiştirmiş; bir rakamdan fazlası, söylendiğinde inanışlardan düşüncelere iten bir hal almıştı. -makale yazıyorum galiba.-
Benim için bu hikayeyi Füruğ gibi daha özge hale getirmem de şu an bulunduğum durumlarla oldu. Sanki şu an benimle olan çoğu şey yedi yıldır benimle: Şiir ve yazma hevesi, tiyatro ile zaman geçirme ve seslendirme arzusu. -yedi yıldır yaşıyorum sanırım.-
Evet bir sene sonra sekiz olacak ve yedinin kutsalı yine inanışlarda bulunacak benim için de. Ancak bugün tadını çıkarabilirim, ancak bugün yedinin benim için kutsalını övebilirim. Aysara yedi gün oldu başlayalı ve yetmiş -abartılı olacak ama, umudum-, yedi yüzüne birden günlerin pekiştirmek için güzel bir adım. -kapı numaramı yedi olarak değiştirmek istiyorum.-
senden sonra birbirimizin katili olan bizler
Senden Sonra Ey Yedi Yaş-Füruğ Ferruhzad
aşkı yargıladık
ve öyle ki kalplerimiz
ceplerimizde endişeliyken
aşkın payını sorguladık
..ceplerimizde endişeliyken..
En az endişeli zamanlarımı hatırlatıyor bana yedi yaş. -maddi olarak hep orada kalmak isterdim.- Doların henüz televizyona çok da konuk olmadığı; kalemlerin sakız fiyatına, uçurtmaların bir günlük harçlık ile -ki bir liradan üstü lükstü bizim mahallede.- satın alınabildiği günlerdi. -satın almak bile denmiyordu o günlerde.
”Çocukluk aşkı kızamık gibi gelir, geçer.” dediğinde Özakman, aklıma aşkı değil de çocukluğun, kızamık zamanları geliyor. Birbirimize bir şeylerin bulaşacağı korkusunu ilk kez yaşadığımız anlar. -idealardan korkmadığımız kadar.- Şu günlerde yaşanılan krizin tatlı telaş olarak geçtiği günlerde yedi yaşındaydım; çok büyümedim halen.- yirmi birinde yazıyor ve sanki elli yıl öncesi hayat, çocuk işte.-
Yedi adam biri bir gün
Yedi Güzel Adam-Cahit Zarifoğlu
bir aşk gördü
gereğini belledi
ölüm girse koynuna
Ayırmaz aşkı yanından
Yedi düvele meydan okuyabilecek adamlar; yedi güzel adam. Tanıştığım şiirlerin ve öykülerin yanında hikayelerine duyduğum saygı; kendime bir yol, dava çizmeme teşvik ediyor. -nasıl olur yedi adam, yedisi de güzel? yanlış zamandayız.-
Çıktığı ilk zamanlarda -hikayeleri tam aktarmasa da- trtnin en iyi dizisi demiştim. Bu konuya yer açılması, uğraş verilmesi yanında; oyuncuların rollerine duyduğu saygı da diziyi çekici kılmıştı. Doğru yer her daim kitaplar, anılar olsa da boş kutunun içinde görmek mutlu ediciydi.
Yaşadıkları aşkın şairselliği, yaşadıkları hayatın -özellikle zariofoğlunda- deliliği; genç öğrenciye çok ütopik gelmişti. Kalemime etkileri -ki hiç arzu etmezlerdi sanırım.- ömürlük ilham niteliğinde kalacak.
1. İki bacaklı canlılar bizim düşmanımızdır.
Yedi Emir’in İlki-Hayvan Çiftliği-George Orwell
Yedi Emir. Bir hikayenin kutsalı, oluşturulan evrenin kanunlarından biriydi, ilkiydi bu emir. Yedisinden biri. Emir ve diktanın olduğu her yer gibi, -ülkemizde dikta yok ya hu! neden aklımıza hemen aynı şeyler geldi ki?- bu evrende de emirler çiğnenmeye; çiğneyen kişilerin emirleri belirleyenler olması hasebiyle -biraz farklı kelimeler. ki yine aynı şeyleri çağrıştırmasın.- çok da üzerinde durulmadığı, unutulmaz bir eser Hayvan Çiftliği. -ismi de manidar, değil mi?-
Bir araştırma olarak değil de kendi hayatımdan, etkilendiklerim yazıyorum yedi rakamını; çocukluğunu ve büyüyemiyor oluşunu. Her pazar -emirler yıldıramaz!- aynı çocuk telaşı ve heyecanıyla, her hafta başı bir an önce yedinci güne ulaşma gayretiyle -halbuki yedisi geçecektir üzerinden belki de.- yaşıyoruz ve kutsalımız her zaman bizimle olmaya devam ediyor.- yahut ben büyüyemedim henüz.-
Gülümsedim o sıra,
Ah’lar Ağacı-Didem Madak
Bazen sevinirim,
Sevinmek nedense hep yedi yaşında
Bir çocukluk hikayesine benzedi sanırım. Fakat yediyi çocukluğa dönmeden açıklamam zor olurdu. -hoş, ne zaman çocukluğa dönmesem zor oluyor.-
Nedenini bilebilir miyiz, özgürlüğümüz çocukluğumuzda mı saklı, yedi yaşında daha mı çok sevinir daha mı çok ağlardık, mahalle aralarında kale kurulurken koktuğumuz kimse olur muydu; şu zamanda komşularımızdan bile korkarken? Her biri öznel, anda kararlaştırılacak cevaplar aslında. Çocukluk travması yaşayan, unutmak isteyen onlarca hayat da var; onlar için yedi yaş yedi asırı andırır acılar içinde.
Böyle bağlamak ne kadar yedi yaş işi bilmiyorum ama Devlet Dersi ve Kardeşini Doğurmak kitaplarındaki gerçeklikleri -daha uzun yazılacak ama.- burada da belirtmek şart oldu.
Yılların çok şeyi değiştirdiği; evrimleştiğimiz, iktidarların devrildiği -sonuncusu sanırım bugda kaldı.-, teknolojinin doruklara çıktığı zamanda, halen ”Çocuklar öldürülmesin/şeker de yiyebilsinler.” nidalarını haykırmak gerekiyor.
Son kez günü saydık, aysar ve ben. Son kez yazamazsın dedi bana aysar. Son kez kurtardı beni yapamamaktan. -umarım.-
Artık her günü anı yaşayarak geçirip dolu dolu yazmaya evrilir kalemim umuduyla bitiriyorum. Kusursuz kalemleri okuyup bana rast gelmişseniz, iyilerin kıymetini gösteriyordur evren size. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Sana.
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 7. gün ses kaydı da aşağıda. Yarın burçlar gelecek, sanırım en eğlenceli anlar.
Elimde Devlet Dersi ve Cem Karaca-Fani Rübai var. Okunuyor, okunacak.
yedileme
çürük elma, cennet
kelimeler yan yana
çökmüş ahlakın, koyulmaz
heybeye kefeninle zıbının
kusur, aşk
jilet kesiği, üstelik tutulmakta
zaptı demirbaşların
çalınmaz denizden damla, su
şifasıdır balığın
entel, parfüm kokusu
taşlama kusurluları, çocuk
aklı yetiştirmiş sevildiğini
para babalarının
Zaytung 7. Gün Ses Kaydı:
https://drive.google.com/file/d/1HjAv84OJzEEvv6ojHSE2DqVhH3sCwJgE/view?usp=sharing