Çevre Kalemi

Çocukların boyama kitaplarında vardı; hatırlarım; benzer noktalar, birleştirilince oluşurdu resim. Artık her yerim nokta, her bir nokta sanki bir kıble, her kıble bir acı ve sekinet doğuruyor kalbimde.

Bir Katedralin Yıkımı-Emre Tan s.59

Altı; kusursuz bir kelime, ikinci elin sesini ilk kez duyduğumuz an, on katını yanlış yazma alışkanlığı, desteye parası yetmeyen aşığın aldığı gül sayısı. Biraz matrak olacağım, olacaktım bugün. Fakat beni yazmaya mayalayan çevremi kaleme almakta geç kaldığımı fark ettim. -topluma değindim, zamana değindim; ancak değinebiliyorum çevreme.-

Emre Ağabeyin kitabından çok sevdiğim bir bölüm ile giriyorum yeniden. Birkaç kez daha bulunacak bu yazıda. -fatihalarımı arttırması ümidiyle.- Vefatının ardından okuyabildim yazılarını, kitabı çıktı ve ben de noktalar haline geldim sonunda. Kusurlarımın olduğu noktaların üzerinden geçemiyordum. -ki kusurlarımın sayısını yanlış hesaplamıştım, iyimser bir matematik hatası.-

Yazının yazgıyla alakasını, paralelliğini -bir daha kullanmam umarım, devlet bozabilir paralelliğini.-, çocukluktan yetişen kabuğun sertleşmesini hissettiriyor çevrem ve anlatacaklarım bugün.
Ömrüm -henüz yirmi bir; belki de bütünü olacaktır.-, yazıdan ve şiirden aldığı tadı nadiren başka uğraşların içinde buldu. Daha tadımlık geldi her şey, daha öğretilmiş mutluluk, daha çok yaz kur’an kursları gibi. Zamanlı, süreli mutluluklar, tadımlar.

Yazı ve edebiyatın en büyük nimetleri de onun aracılığıyla tanıştığım arkadaşlarım, hocalarım ve çevrem oldu. Onların kalemine hayranlık duydum Nazımdan önce, Akif’ten önce. Bahanelerime saklandığım kuyulardan onların yazıları çıkardı, çıkarıyor ve çıkaracak. -ya da sen kal orada, çıkma diyecek.-

Kusursuz yazını değil de kusurlu yazıp kusurun, özgünlüğe ilk adım olduğunu anlatmak ve yazma özgüvenini katmakta o çevre. Daim bir kusurun var olacağı kalemim için daha büyük özgürlük olamaz. -kötü yazılarıma vakit ayırmaya devam edecekler, sağ olsunlar.-

İlk adımım lise sıralarında -ki konyanın lisesinde artılar çoktur.- okul kütüphanesinde, Raşit Hocamız ile yaratıcı yazarlık üzerine sohbetlerin ve çalışmaların olduğunu öğrenmem ile oldu. Önce kütüphaneyi, orada hocamız ile Konya’nın kalemlerini, önemli yazarları, daha sonra bir arada fanzin çıkaracak olan arkadaşlarımı ve Mektep’i tanıdım. -bin teşekkür.-

Mektebe şiirle adım atıp Ömer Ağabeyle tanışıp sohbetler etmeye başlamış, sonrasında öyküye, denemeye gönül veren ağabey ve hocalarım ile sohbeti derinlemesine devam ettirmiştik. Bugün şiirle halen daha uğraşıyorsam -belki de bitmeliydi bir yerlerde.- en büyük güzellik Ömer Ağabeyin, Ali Ağabeyin, Ebuzer Ağabeyin kazandırdıkları ve heyecanlarıdır.

Kusurlarım üzerine çabalamayı ilk öğrendiğim yerdir şiir. Kusuru farklı anlamlar ile birleştiren, çabanın ve yolun amaçtan elzem olduğunu hatırlatan kadim bir dost daha. -o kadar da yalnız değilmişim.-

Elimde bir Hali Cibran olsun
Elimde hikmetler kitabı olsun
Günahlarımı unutmuş olayım
Günahlarım unutulmuş olsun

Melek Kayıtları-Ritm Bozukluğu-Abdullah Harmancı s.37

Ömer Ağabeye ithafen yazdığı öyküsü Abdullah Hocanın. Her daim heyecanlı ve mutlulukla anmışımdır yazılarda, şiirlerde bir dosta, yazara, ustaya ithaf etmeyi, edilmeyi. Mektebin içerisinde mutluluk ile karşılaştıklarım, bu heyecanımı katlarken; bir gün ithaf eden yahut edilen bir kimse olabilir miyim sorusunu getiriyor aklıma. -seçkin bir kimse değilim. utanmadan, ismimin baş harfleri ma tutuyor.-

Kutuplara çıkıp; ”Aslında buradan da insanlara aynı uzaklıktayım.” dediğim bir günün hayali ile yaşıyorum bazı anlarda. Maddesel uzaklığın manevi uzaklıkla ilgisi yok, bilmekteyim. Ancak yine de o uzaklığın kurduğu mesafe derin bir hasret oluşturuyor. -her insana değil, insana.

Bu uzaklıkların en aza indirgendiği, bazen hiç hissedilmediği çevrelerden biri yazın çevresi. Her an aynı çay ocağında oturuyor, hocalara ve mekteptekilere çay demliyor -evet, çay sevilir.- yahut onların sözlerine arada katılıp, ben de düşünüyorum aslında dediğim oluyor. Aynı durumları arkadaşlarım ile de yaşıyorum. -onların yanında çaya pek düşkün değilim.-

Kattıkları maddi-manevi onlarca şeyin yanında, bir birey olarak yaşanılan, düşünceler zıtlaştığında birer çay daha doldurulup muhabbettin uzadığı, farklı dergilerin gelip gittiği, her gün yeni heyecanları, her gün Ulvi Hocanın durmak bilmeyen azmini yaşamaya devam ediyoruz üstelik. Ömürlük kitapları alıyoruz, ömürlük dergiler, ömürlük dostluklar. -çıkabilirsem bir gün ”bir kitap olarak mektepten çıkmak” başlığında yazım ile karşınızda olacağım.-

İki gözden fazlasına sahip değilsek, henüz kitap gibi adamlar tanımamışsak ve bol kahkaha atıyorsak, önce kendimize, dilimize düşman olmalı.

Bir Katedralin Yıkımı-Emre Tan s.19

Yazının bu ifade ile son bulmasını çok arzu ediyordum. -benim şiir karalaması ve son ekleme yapma çabam engel olacak ama.-
İki gözden fazlasına sahip olmak adına yazıyordum hep; bu bölümü bile tüm kitabın bundan önceki birkaç yazıma alan açmıştı. Bakalım nelere kadir olacak daha.

Mektebe ve bana etkisine hiçbir anlatımım yetmeyecek, biliyor ve hissediyorum. Anmadığım onlarca isim, yazıya aktaramayacağım anlara saygısızlık etmemişimdir umarım.
Çoğunluğun içinde birer azınlık değiliz aslında. Çok olmaya çalışan; bir yandan da az olmanın getirdiği samimiyeti seven bireyleriz. -sanırım çoğumuz.- Kusurlu bir gencin kusurlarından çıkması yolunu, öğrenenin herkes, öğretenin de herkes olduğu, çayları en ufakların getirdiği bir ütopya yalnızca. Kim kaybetmiş, ben bulayım? -ta içinden yazsam da biraz politik olmak gerekiyor. Yok, siyaseten değil.-

Mektepteki kaliteli yazılardan olmadı.- hoş, hiçbir zaman yazım çıkmadı zaten orası ayrı.- Ancak bir gencin kendini anlatma çabası, birey olma yolunda karşılaştığı kaliteli çevresine bir teşekkür.

Biraz şiir kitaplarına düştüm. Ancak başladım da Devlet Dersi’ne. Çocuk ölümleri ile ilgili kitabı bir yazıya da konuk etmeyi umuyorum. Altı gün olmuş sevgili okur. -hatırlatayım biraz değil mi?- Teşekkür ediyorum. Umuyorum ki hayatımda olan ya da hayatıma girecek olan bunun gibi nimetlerin de kıymetini bilebilirim.
Vetabii bir şiir karalaması daha var bugün. Ve Zaytung 6. gün ses kaydı. Beğendiyseniz dostlarınız da okusun diye, beğenmediyseniz de bak ne saçmalamış diyerek paylaşıp yorumlarsanız mutluluk duyarım. -bir kişi okuyor diye düzeltme.- Paylaşıp yorumlarsan.

tibetli keşiş ve ayna

konum, mobil iletişim
çağrılan yere ulaşmaz
ayağındaki postal, kandırma
çocuklar, günaydın dediğinde
yeni başlamıştı hicretin

tezgah, korsan kitap
bölünmemişti kanın, harp
meydanında silahı babanın
huzurlu olmaya
üç adım. Kolay aşılır
engelleri cennetin

ekmek, memurun yeni simidi
kolun ağır kalkar
çizilmez tuvale kendi
halin

sesleri çiçeklerin, kulak arkası
şimdi kaldır elleri, yeni
tuhumudur evrenin

Zaytung 6. Gün Ses Kaydı:
https://drive.google.com/file/d/1rmu9Ti5WMezO7Rgq6nsCVu8-OMpZnKxT/view?usp=sharing

Yorum bırakın