Yazma Protestosu

Kuşkusuz bu alıştırma ya da deneme, gerçekliğin sayısız anlatım yolu olduğunu belgelemeyi amaçlıyor.

Yazmak Eylemi-Ferit Edgü

Üçüncü gün. Bazı rakam ve sayılar kutsala, bazen de size hizmet eder. Üç onlardan biri. Kimi üç kez görsem, üç kez konuşsam, üç kez sevsem -ilklerini tutturamıyorum- daha da bağlanırım. Burası da öyle olur umuduyla devam ediyor, yedide kendimi biraz öveceğimi düşünüyorum. -kusur-

80’de yazdığı kitap Ferit Edgü’nün Yazmak Eylemi. Kitabı sahaftan almanın heyecanı ve sabrına bir de selamlama katıldı. 2000 yılında, 11 martta, Uğur Çatalsakal’ın elindeymiş kitap. Sevindim, Türkoloji yazıyor bir de. -zor iş.-
O dönemin devrimci (!) kanadından yapılan tehdit ile esnafın kepenk kapatması olayını 101 farklı üslup ile kaleme alıyor. Dediği gibi -ön söz okumanın faydaları; evet ayrı yazılıyor, korkunç- gerçekliğin hangi üslupla ne ifade ettiğini, kimi hangi yola ittiğini, yazarın -fikir dünyası siyaseten bozulmadıysa- üslubuna göre nerelere çekilebileceğini anlatıyor.

Çokça değinmeyeceğim kitaptan, başlangıç yapıp başlığa geri dönmeyi umuyorum. Fakat okumanız için birkaç sebep daha eklemem hoş olabilir: Notlama ile başlıyor ilk yazı, sakin, sadece gördüğünden ibaret bir sokak. Baba olan esnafla devam ediyor ve bilinçli olduğunu düşünen -tıpkı benim gibi- ve bence boş konuşan -sanırım tam olarak ben-, kitaba çeken karakterle devam ediyor. Şaşkın bir kimse ile, dükkanlar kapalıyken eve nasıl et alınacağını -açık olunca alınabiliyor mu?- sorgulayarak ilerliyor.
En sevdiğim yerlerden olan kesik başlığından -sanırım biraz hece kırmayı andırdı- ufak bir bölüm ile noktalayayım kitap bölümünü.
..Çok şadım bu uruma. Günlede Perşem. Zar olsa nese. Ama şembe. Dilor ki şistlerin iş iymiş..

Katmanlı bir yazı yazmayı, makalelere kadar derinlemesine incelemeyi ve başlığı ”Bir Protesto Aracı Olarak Yazın” diye düzenlemek istemezdim, sanırım. Böylesi daha üçüncü gün, daha 21 yaş gibi. -kendimi kandırmayı seviyorum, evet.
Çocukluk zamanlarımda bir masal kitabı vermişti Figen Hocam. -bu konu başka bir gün derinlemesine incelenecektir.- Kitapta her güne bir masal ile ilerleyen, çizimlerle zenginleştirilen bir tarz vardı. Hoşuma gitmişti ve sanırım iki günde bitirmiştim. -ve evet o günden beri yeterince okuduğumu düşünüyorum.- O kitaptan, ilk masallar dışında, etkilenmeyi öğrenmiştim. Bir fablda karganın yaptığından, söylediğinden, esprisinden etkilenip arkadaşlarımla paylaşıyordum. Eğlenmeseler de.

Günümüzde herkes yazmaya başlamışken -düşünün; ben bile- üslup ve etkilenme kavramı inanılmaz dağılmış durumda. Zafer Algöz’ün eşiyle yemek yemesi haber yapılarak, üstüne buna bir haber metni yazarak etkilemeye çalışanlar varken-sanırım asalak, tek hücreli yaratıklarız-, dolarla maaş almıyorken bir de bunun yüzümüze vurulup aşağılandığımız haberleri ”toner bitmiş ya!” diyerek yazmıyoruz. Ya da yazmak istemiyoruz. Belki mürekkebimizin firmasına kayyum atanmış da olabilir. Ya da kurumumuz içinden birisi ”Yalan Haber Hareketi” diye bir yola girmiş de olabilir. -daha fazla seçenek sunabilirim ama uyuyacağım yer için bana da daha fazla seçenek sunabilirler.-

Sansür ve engellemenin devam etmesi bir yana, çizgilerin sağ-sol diye ayrılması bile -halen- sorun yaratabiliyor. Yazarlarımız sanırım bunun bilinciyle harekete geçirici üslup ile hareket ediyor. Hakaret, aşağılama, ufak kelime şakaları… Liseler arası kavgaları ayırmaya gelmiş Çevik Kuvvet gibi gülüyoruz, tam burada.

Ancak protesto aracı olarak kullanılmıyor oluşu biraz üzücü. -umuyorum yazın dünyasını protestoya indirgedim olarak anlaşılmaz- Yazıyı harekete geçirici olarak kullanırken -ki çok işe yaradığı anlar oldu- onun etkisinin azalması için her türlü yolu deniyoruz. Okumaya çalıştığım hemen hemen her yazının kutuplaştırıcı tavrı kaliteyi parkeleştiriyor. -yine de taşa oturmuyoruz-

Sen yapıyor musun sanki? sorusu gelirse eğer -zannetmiyorum ama- uğraşıyorum diyebilirim. Yazdıklarımı okuyan birinin hareketi kendi evi içindeki kütüphaneye yönelmek olsun yeterli. Ben kaç kutup varsa onların uzağında, ekvator çizgisi üzerinde, mümkünse magmaya en uzak şekilde, oturduğum öğrenci evindeyim.
-evimizde bulaşık da birikmiyor hem-
Protestomu kendime karşı yapıyorum. Kutsallarımı, sevdiklerimi, sevmediklerimi, acı ve sevgilerimi, dilimi, kalemimi yeniden tanımak için.

Sinema için söylenen ”Senaryoda politik bir şey yoksa bile, o politik şeyin olmaması da bir mesaj içerir.” sözü gibi, söyleyip konuştuklarımızın yanında bir de çekindiğimiz, korktuğumuz, sakındığımız, belki de bizim bile unuttuğumuz mesajlar yer alıyor. En azından günlük gibi bir nimet var, en azından bu paylaşım alanları var.
Sunay Akın ile öğrendiğim, Yeni Türkü yayınları kurulurken çekilen kağıt sorunu, Kelebeğin Rüyası filminde işlenen yazın zorluğu sonrası böyle imkanların varlığı ve -tam olarak olmasa da- protesto özgürlüğü iyi ki var.

Hırsızlığı kendi zamanımızı çalarak yapmaktan uzaklaştırır belki protestoyu -tamam, abartmadan belki- hayatımıza yazıyla sokabilmek. Protestoyu yemek yemeyerek, su içmeyerek -sonuna kadar saygı duyarım-, küstüm oynamıyorum diyerek yapmak yerine yazarak kurmak -kim bilir- zenginleştirebilir bizi. Kaybetmeyiz kıymetli insanlarımızı.

Bu özgürlüğü arttırabilmek ümidiyle -hazırlanıyor, biraz zamanı var- kurmaca bir evrende, birkaç karakterin yer aldığı, ütopik ve distopik ögeler barındıran haftalık bir seri başlayacak. Vetabii öncelikle biraz daha işleyelim bu tezgahta.
Bugün de bir şiir karalaması ve Zaytung 3. gün ses kaydı sizlerle. -belki sadece bir kişi okur diye düzeltme- Seninle.

Sadık Hidayet’in dün de bahsettiğim Hidayetname kitabını okumaktayım. Aysar öyküsü ve yaşamı ile tekrar etkiledi. Protesto konusunda ayrıca kaleme alacağım bir isim ve dönem oldu. Mutluyum. -atma ziya-

kaptan bildirisi

yelken, tayfa selamı
fanusa kapalı kuşları, hem
denizde sorulmaz
dini, memleketi

Kum, gözlemci şarabı
İçmek yasak, aykırı karşılanıyor
yolcularca
Uzunluğu çekmeli
mektupları yetiştirmeli
sonraki sefer saatine

Ay, adem elması
çeliği oy, çevir dümeni
aykırı memleketlere
Şanssızlık! Denir mi
burası 80’ler
türkiyesi

Zaytung 3. Gün Ses Kaydı:
https://drive.google.com/file/d/1z33tL62NaCVOEwwERzIpxtv3WcmtAd4b/view?usp=sharing

Yorum bırakın