Zamanı Tanrı yaşar; insanoğlu ölmek için türemiş.
Bilge Kağan-Orhun Yazıtları
Öd Tengri Aysar, kişi oğlı ölgeli törimiş.
Değişken Karakter.
Aya (ayın hareketleri ile evrelerine ve belki de dünyaya olan mesafesine) bağlı olarak karakteri ve huyu değişen kişi ve onun yaşadığı psikolojik durum. Aysamak fiili de aynı şekilde bu değişken ruh halini ve sonuçlarını anlatmakta kullanılır. Batı mitoloji ve masallarında yer alan ve dolunayda kurda dönüşen Erbörü (Kurt adam) motifi bu anlayışın bir dışa vurumudur. Ayın hareketleri ve evreleri insanoğlunun daima ilgisini çekmiş ve bunlara değişik anlamlar yüklenmiştir. (Kaynak: Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt)
Büyük gün; bir şeye başlayıp ikinci günü getirdim. Üstelik uzun süredir hayranlık duyduğum bir kelimeyi, hasreti anlatma çabası ile.
Aysar*; hem ütopya hem distopya kurduran ve bunu değişimli yapmayı sürdüren bir hale geldi. Uzakları yakın eden ilk uçak seferi gibi ilk kez bir kelimeyle yüklenmişti sırtım. Arayıp bulamadıkça daha da artan, ”Fanzine isim mi olsan?” dedirten, yalnız anlarda ”Ben buradayım!” diye çıkış yapan kadim dost.
Orhun Yazıtlarıyla giriş yapmak cümlenin katmanlı olduğunu anlamamla esti aslında. Aysar kullanımının ”Zamanı yaşamak.” olarak kullanılması, bunun Tanrı’ya ithaf edilmiş olması derin bir boşluk oluşturdu. Ya da doldurdu biraz ”Doğru kadro bu mu? Sol bek yanlış bir kere!” gibi ifadelerle basitleşen kafamı.
Tanrı’ya yüklenen zamanı yaşamak ifadesi ve bu ifadenin Aysar ile aktarılması, günden güne, herkes için değişmekle beraber, basitleşen kavramları tekrar hatırlattı. Tanrının da düşünce ve davranışlarının değişkenliği üzerine. -haşa, annem okumaz umarım.-
Ütopya
Kim bilir, düzeni ütopyalarla kurarız.
Çoğulun teke çok zor indirgendiği ve insandır, yapar yerine ”Sanırım o partiye oy vermiş.. zaten sokak tenhaydı.. gençliği hep ocaklarda geçmiş.. babası imammış..” gibi kavramlara bağlanan bizlerin değişkenliğe ihtiyacını tamamlıyor Aysar.
Her gün olmasa da aydan aya değişmek, biraz daha insan olmak, sokağa bakmak-çıkmaktadır sokaktan yığınla ömür*- ve bunun bilinciyle adımlar atmaya başlamanın ilk adımıdır. Değişimi yapmalı ve aydan aya, en azından, gözlemlemeli.
Yazar okumaları misal, yönetmen ya da şair okumaları aylık. Bazen aylık bir hobi ve eğlence keşfetmek. Tanıştığı her insanı ay sonu tekrar tanımak. Ay sonu daha fazla sevdiğini söylemek; faturalara, maaş bitmesine, ikramiye beklemeye rağmen. Kuyudan ışığa bakmak. Umut var mı? Nefessiz bırakılabiliriz.
Distopya
Ve lakin, kuruluyor distopyalarla.
Biraz bireyselleşelim. -Evet kendimle ve sizinle konuşuyormuş gibi olsun diye böyle bir giriş yaptım.- Daha çok çocuklukta yaşadığımız o hızlı duygu değişimlerinin evrimleşmiş hali Aysar. Her daim olumsuz kullanılmış, duygu değişimlerinin ilişki ve kimlik kayıplarına yol açtığını belirtmiş -yenileme ücreti olmadan-.
Bir saati bir saatine uymayan, aysar bir kadınla; pervasız, tehlikeli bir derbederle işin neydi?
Hidayetname-Sadık Hidayet
Cevabını bulmak istemiyor sanırım kimse. -Buradaki kadın, erkek de olabilir, olur, olmuştur bir sevda içinde.- Neden sevdiği, bazen kimi sevdiği sorusu bile yemek yaparken unutulabiliyor. Daha benim haddim konulara geri döneyim; sosyolojik bir vakayken, başkalarıyla ilgili yorum yapmam hoş karşılanmayabilir.
Bu değişim duygusal olduğu gibi ülke ve dünya gündemi, ekonomik şartların aydan aya değişimi, maaşların her ay azalması -bekçiler hariç-, faturaların artması, her ay değişen meslek ve ikamet adresi ile daha da korkunç bir hale gelebilir.
Ancak Aysar değil, onun tanımı korkutabilir. Aşk da sanırım.
Benlik ne var peki bu Aysarda? Başlığı aynı olan şiirimden birkaç dize vereceğim. Kalemim pek anlatamaz, ancak kurtarabilir beni.
Aysar kapalı kutu
Çiçektir bir bakım, bir bakım çekiç
Çekildi mi soluğun,
soğuk mu kuytu?
Soytarı çekingenliği ülkemin insanında
Kralının eteği bile
Daha rahat uykuda
Şiirin poetik yermesine başlamadan önce bir kez daha okursanız pek sevinirim.
Aysar bir seri olarak -aydan aya olmasa da- yazılmaya devam etti. Kuru kuruya çiçek de denmedi çekiç de. Biraz üzerine düşünüldü.
Bu kadar koyu değildir aslında aysar. Ak kraterleri daha yoğun. -mümkünse-
ufak bir not: aysar altı kırmızı çizgili yazılıyor hep, düzeltmesi ise bu meretin ”ay-sarı” şeklinde. Ay-Sarı
Vetabii -bu şekilde kullanmaya başlayacağım bu iki kelimeyi, biraz özgürlük. Umarım abartmam.- hem üstte okunan hem de Aysarı kalemlerine almış her isme teşekkür ediyorum. Yalnız kalmadım, Hidayetname’yi tanıdım, ki okursanız zenginliktir, elbette Haydar Ergülen, Selim Temo ve Bilge Kağan! Var ise rastlanılan isimler bilgilendiriseniz güzel olur sanırım.
Beklediğimden uzun, beklemediğim kadar az bir yazı oldu. Umuyorum ki merak uyandırmış, dilimi eleştirmiş, yarıda çıkıp gitmiş yahut buralara kadar beni dinlemişsinizdir. Bir şiir karalaması da var sonda ve Zaytung 2. gün ses kaydı. Değerini anlasam da daha sonra zenginleşeceğim sanırım. -maddi konuda da aynı umudu yaşıyorum.-
Bugünün kitabı: Yazmak Eylemi-Ferit Edgü*
*ufak tefek de kendimi hatırlayayım, sizleri de.
ay-sarı
kızım, mektup başlangıcı
icat olunmuş posta
nöbeti kameradan
tutuyor kapıcı
kızım, kalp krizi
anatomik kurallarınca ömrüm
örgütümün ismine benziyor
kaçışım yok
sanırım
hanım, görücü selamı
kapın çalınmadı hırsız
kapıcı yahut dilencilerle
bilirler kimdedir para
yeşili sevdim fakat
diyemedim her aldığımda, yeşillik
gözlerin içindir
Zaytung 2. Gün Ses Kaydı:
https://drive.google.com/file/d/1SyZTzcK42PzirHfpMVewvNFvE5U_CVhc/view?usp=sharing