Zavallı gelecek! İnsanlar ona öyle çok umut besliyorlar ki, gerçekleştiğinde bütün çekiciliğini yitiriyor!
Arkadaş-Maksim Gorki
Haftanın son gecesi, günün ilk saatleri ve 4. kez burada olmanın hürriyeti ile. Onlarca seçeneğin içinden hem de. -okumak gibi.- Yaşamımın her saati için kurgulanan eylemler bir yerlerde gerçeğe dönüşüyor şu an. Dünyanın herhangi bir yerinde ben olmadığı için o anı yaşayabilen insanlar var. Hoş, kaçı şu an yazı yazmak için masa başında bilmesem de birkaçının dahi olsa aynı eylemde olduğu düşüncesi iyi hissettiriyor. Benden bir tane olsa da, paralel bir evren kurgusu daha distopik olduğu için gerçek dünyada yaşayan insanların eylemlerini görmek benim farklı versiyonlarımın eylemlerini gözlemlemek gibi hissettiriyor. -daha mesutlar ben olmadıkları için.- Yazın ile uğraşıyor olmak ,tekrar ve tekrar, yaşamın bana sunduğu ve onunla paylaşabildiğim en değerli anlarda olmamı sağlıyor. Yalnızca yazınca değil tekrar dönüp okuyunca da. Kötü yazdığım yerlerin olması mutlu ediyor. -acizlik, stop.- Ve dönüp dolaşıp geldiğim düşünce de; “Gelecek kaygım olsa idi bu yazdıklarımı kaleme alamazdım.” oluyor. Harika siyasi hicivler yapabildiğim yok, dokundurma en fazla. Fakat kötü yazacağım kaygısı yerine eylemde olduğumu hissettiriyor. -biraz olumlama ihtiyacı.-
Zamanın değil eylemin gelecekle bağlantısı olduğunu hemen her yazıda dile getirmeye çalışıyorum aslında. Yazılarda yeterince yazmıyormuşum gibi çoğu sohbet ortamında da -paşam hazret sanki.- bunu ifade ediyorum. Eyleme geçirme çabamın da iyice arttığı bir dönemdeyim. Gelecek ile ilgili bilinmezler silsilesinin içinde hareket ediyorum son bir yıldır da. Hayatımın en yoğun ve değerli zamanlarını geçirdiğim bu senenin en büyük katkısı da bilinmezin gücü oldu yeniden. -bu işi sevmeye başladı.- Eylemde ve çabada olmanın, doğru diyalog kurma çabasının kattıkları ile gelişmeye başladı her şey. Adım adım da değil bazen; kilometrelerce yol katettiğim de oldu. -manevi olarak değil elbette, zor.- Tüm bunlar hayal kurma anlarımın daha basite indirgenmesi ile mümkün oldu. Ve halen daha zorlansam da öğrendiğim en değerli şeylerden biri de hayallerin eylemler ile uyumsuz olabileceği. Çünkü hayal ve amaç arasındaki fark ile bir gerçeklik kurmaya başladım artık. Biliyorum ki hayallerimin hepsini gerçekleştirmek için ya 200 yıl ömür ya da 4 adet bana ihtiyaç var. Ki hepsi de aynı şeyleri yaşamış, hissetmiş ve düşünmüş olmalı. -zor, stop.- Gün sonunda gelecek yalnızca cümlelerde yarın bildirisi oluyor artık. Umudun bir tasavvuru değil.
Alıntının daha önceden kabullenemediğim tarafıysa geleceğin çekiciliğini yitirmesini yakıştıramamamdı kendi hayatıma. Çünkü gelecek için yaşayan birey olarak devam eden hayatımda ben, birey olmaktan uzaktım aslında. -karmaşık, doğru.- Günün ve anın karmaşası ile birlikte kendimi bilip bilmediğimden emin olmadığım anlar beni yalnızca hayal kurmaya itiyordu aslında. Güncelde her şey çözüme kavuşmuş ve eksikleri çokça azalmış bir birey olmasam da; gelecek için yaşamaktan öte kendim için adımlar atmaya başladım. Bireyin kurabildiği dünyada bir geleceğin tartışılabileceğini fark ettim/ediyorum. Çekici olmasaydı o dönem, sanırım buhran yaşayan bir genç olarak tüm eylemlerimden uzaklaşırdım. Kendimi de bir bilinmezin ,bu kez iyi olmayan, içine sürüklerdim. Geleceğin güzel yanı bilinmezliği ve bilinçli birey için de bilinmez gelecek fazlasıyla besleyici bir gerçeklik hali. -iyice soyutla beslenmeye başladık, sağ olsun baş.- Bu son dört yazıda biraz daha bireysel halimi ve yaşanmışlıkları anlatmaya başlamışım ve devam ediyorum onu da fark ettim. Sanırım bir rahatlama da burada yaşanmış. Kim okurdan çok okur için yazıyor olmak; daha doğrusu ileride okur olacak ben için yazıyor olmak biraz daha kalemi getirdi. -yahut olumlama çabası yeniden.-
Takvim yaprakları ile ilgili sanırım bir yerden okuduğum yahut bir zamanlar kendimle konuşurken duyduğum bir düşünce var, onu da aktarmak istiyorum. -neden olsun?- İlerideki herhangi bir takvim yaprağına yakıştırdığımız her şey için o takvim yaprağının da bir söz hakkı olduğunu düşünüyorum. Milyonlarca insanın kendisini iyi bir konumda görmek istediği bir günün de bizden beklentileri olmalı, umarım da vardır. İnsanın kendisi için eyleme geçmesini en çok zorlayan şey başka insanların beklentisi oluyor, gördüğüm kadarıyla. Beni o zamanlar beklentide olan bir kavram olduğu için çok çekmişti bu düşünce. Ki halen daha fazlasıyla makul geliyor. Bizim unuttuğumuz bir takvim yaprağının bizi görmek istediği şekilde göremediği için hayal kırıklığına uğraması diri tutuyor beni. Arayışlarım mı arttı, fazla mı yalnzılaştım bilmiyorum ama hangisi olursa olsun benim için akan zamanın tedirginlik duyması yahut hayal kırıklığı/gurur yaşaması iyi hissettiriyor sanırım. -yalnız bir arayış, stop.- Kurgu gelecek planları ile gerçek yaşamın birleşmesi gibi görüyorum bunu. Gelecek var mı yok mu o dahi net değilken anda kaygı duymak her an ölüm için yas tutmaktan farksız. -daha önce de aynı cümleyi kurmuş olabilir, stop.-
Gelecek önceden yazılıdır, ama biz bütün bunların yazılı olduğu sayfayı okumayı bilmiyoruz.
Kabil-Jose Saramago
İşte asıl konuşmak istediğim konulardan birisi. Herhangi bir din ya da inanış özelinde gitmeden yorumlama gayretinde olacağım. -yeniden orta yol, daha iyi bir parti.- Aslında bu alıntıdaki düşünce için bir dine inanmaya da gerek yok. İnsanların bir kısmı inançlı olmasa da geleceğin yazılı olduğuna ve kadere oldukça inançlı durumda. Pozitif yahut negatif bir düşünce olup olmadığı da değil konu; bu düşüncenin bizde uyandırdıkları. Sanırım bu düşünceyi sürekli kafamda kurmuş olsaydım ya da olsam eylemlerim ben olmaktan çıkar-dı. Her eylemim için öncelediğim şeylerin olması ve tercih etmediklerimi yaşayamayacak olmam, benim birey olduğumu tekrar tekrar hatırlatıyor. Ve özgür olduğumu da. İhtimaller yine de vardır elbette ama bu dünyanın şu an için bilinen tek hayat alanı olduğu düşüncesiyle, benim ve kimsenin yönetilmediği -siyasiler hariç.- bir alan olarak kurunca kendimi özgür olarak hissetmek motive ediyor beni. Kaderin varlığını sorgulamadan düşünüyorum ve hissediyorum bunu da. Çünkü İslamiyet özelinde kişi iradesi de biraz bu kapıyı aralayan cinsten aslında. Yazılı olana direkt müdahale. Bir nevi pozitfi khk. -ki pek mümkün değildir pozitifi.-
Gelecek yazımızın varlığı da aslında kutsal kitaplar gibi. Varlıklarından haberdarız, kiminin insanlar tarafından değiştirilmiş olabileceği de mümkün ama bir yandan da değiştirilmemiş hali de mümkün. Yahut kiminin hiçbi önemi yokmuş gibi davranabiliyoruz da. Tam bir kader çıkmazı. Ve aynı şekilde de okuyunca dahi anlayamayacağımız yerleri olacaktır eminim. Kişi kendi kaderine hakim olsa değiştirmek için uğraşacağı çok garip bir gerçeklik. Sanırım olduğu gibi kabul edecek herhangi biri tanımadım hayatımda. Ben bile şu ana kadar yaşadığım -ki yalnız yirmiiki.- yıllar boyunca başıma gelecekleri okumuş olsaydım mutlak bir itirazım olurdu. Tanrı bize bu güzelliği de yapmış gibi hissediyorum. Bir isyandan kurtarmış bizi. -yahut bunu görmek istemiş. her an.- Gelecekte ne olacağını bilmek insanda eylemsizlik mi uyadırır yoksa daha çok azim mi sağlar da önemli bir soru. Ve her seferinde aklıma; neler yaşanacağı ve benim neler yapacağım saniye saniye gösterilse bile ezberimin bozulacağını düşünüyorum. Yaşamda trak yaşamak garip bir his olurdu sanırım. -denemek gerek.-
Kişi kurduğu her kurgunun eğer varlığına inanıyorsa Tanrı’nın kurgusundan daha başarılı olduğuna inanıyor. Matrix evreninin çok daha yaşanılabilir olduğu fikri, Marvel evreninde neden olmadığımız sorusu, bazı sanat filmlerinde gelen “Keşke şu an o dünyanın bir ürünü olsam, konuşan bir daktilo mesela.” düşüncesi gibi hemen her kurguda insan kendi fikrini yahut Tanrı’nın fikri dışındaki fikirleri olumluyor. İnançlı olması herhangi bir şey değiştirmiyor bir yandan da. Çünkü inançsız olanın isyanı doğayayken inançlı olanın her düşündüğü şirk ve isyanı inandığına oluyor. -zor bir ikilem.- Kurmacanın içinde yaşadığımız hissinin bir çekici yanı da sonunun ölümden farklı olması. Var olan hiçbir inanışa benzemiyor. Ölünce ne olacağı hemen hepsinde çok açık. -beyaz yahut alev.- Açık olmayanlar da e bitti işte, bekleme yapmamalı gibi bir dil ile sonlanıyor. Kurmaca dünyaların sunduğu ölümsüzlük, sonsuz bir evren ve sonsuz güç, çalışılmayan bir ebedilik ve daha nicesi insanın “Acaba mı?” sorusunu daha çok sormasına yol açıyor. Gelecek için kaygıların yoğunluğu ne kadarsa o kadar inançsız ve bir o kadar da aşırı inançlı kitleler ortaya çıkıyor. Bu da işin bulmacası sanırım. İnsanların var olduğu gerçeği. -ki iyi ki.-
Dehanın sırrı çocuk ruhunu ileri yaşlara taşıyabilmek yani heyecanını hiç kaybetmemektir.
Aldous Huxley
Bu dehanın bir sırrı mı bunu yaşamadan görmem mümkün değil elbette. Deha olup olmadığım da meçhul -genelde bu yaşa kadar belli olur.- Fakat adım atabilecek cesarette olmanın en önemli sırrı gerçekten o ruhu hiç kaybetmemek oluyor. İlerisi için en çok hayal kurduğumuz ama bir o kadar da anı yaşayabildiğimiz bir zaman dilimi çocukluk. Her gün mesleğimiz, çocuklarımızın adı, yaşayacağımız ev ve arabamızı değiştirebilecek kadar cesaretliydik. -ve paramız yoktu.- Şu an bunlardan herhangi birine dokumak demek yaşadığımız ömrü çöpe atmak olarak görülüyor. Elbette ev-araba için söylemiyorum bunu fakat bazen onlardan bile vazgeçmekte çokça zorlanıyoruz. Cesaretsizlik ve bilinçaltını dolduran her şeyin gün yüzüne çıkması sebep oluyor buna. Çocukça eylem ve düşüncelerden sakınmaya başlıyoruz. Benim bile son zamanlarda kurduğum cümleler benden sonra gelen nesille iletişim kurmamın zorlukları hakkında. -evet zor.- Çocuk olamadığım anlar olacak tabii ama eylem ve düşüncelerimin bilinçlenmesi yahut alışılagelmiş büyümek gerçekleştiğinden artık o anlar azalmaya başlıyor. Yaşamını baştan aşağı değiştiren insanların mutluluklarına gülen gözlerle bakıp yine mental olarak yorulduğumuz ve sürekli sıkıldığımız rutinlerimize geri dönüyoruz. Anın gelecek olduğu düşüncesinden sürekli uzaklaşıyoruz. -ezcümle.-
Gelecek kaygısında çocuk düşüncelerinde olmamamıza sebep olacak olaylar da var elbette, her an pozitif ve ayakta olamıyoruz. Sürekli gündeme maruz kalıyor olmak. Daha doğrusu; gündemi sürekli siyasilerin belirliyor olması. Bu kadar kopuk olup bu kadar hakim olmaya zorlandığımız başka bir şey olmamıştı şu zamana kadar sanırım. “Ben varım, bakın ben de. Ben de yeni parti kurdumi hadi bir destek.” Sürekli onlarla olmamız isteniyor adeta. Günün sonunda maruz kalıyorsak hele bunlara diğer günümüzün başlangıcı için de negatif hava sunuluyor. Özgür seçim hakkına sahip bireyler olarak bile bazen maruz kalmak istiyoruz çünkü geleceğimiz söz konusu hale geliyor git gide. Sistemin ayakta durması için var olan yapı, orada emekçi olması gereken kişiler ayakta olanı yıkıp emekçilerle oyun oynamaya başladılar çünkü. Her siyasi yapılanma daha fazla koltuk, daha fazla koltuk da sözde bilmiş siyasileri doğuruyor. Yarın Devlet İnsanı başlıklı bir yazı yazma düşüncesindeydim, daha net değinmeye çalışacağım ama devletin insanı olan herkese karşı güvensiz toplum oluşturuldu. Geleceğimiz için, ilerideki çocuklar için endişe edenlerin sadece bizler olduğunu fark ettikçe daha fazla maruz kalıyoruz ve her anımızda bu kaygıyı sürdürüyoruz. -kaygılar yeterince azmış gibi.-
İşte bu noktada da takvim yapraklarından beklentilerimize geri dönmek istiyorum. Her konuda olduğu gibi beklentilerin yorucu ve üzücü tarafı ile karşılaşmamız fazlasıyla mümkün. Siyasi olsun olmasın ülke gündemi ile ilgili her konuda konuşan her güruhtan ama aslında hepsi tek dile sahip konuşmalar ile umut yahut umutsuzluk yayınları yapılıyor. Bireyin zamanı kadar değerli olan bir şeyin olmadığını herkes öğrenmiş durumda artık. Bireyin geleceğini şu anki zamanını çalarak yok edebilirsiniz. Tüm siyasiler ve yayın organları da bunun için uğraşıyor gibi. -karşında tüm, stop.- Geleceğin günceli olmamız gerekiyor aslında. Güncel bir yaşam içinde hareket edip kaygılanmadan ilerlememiz gerekiyor. Korku zorbalık ile mümkün. Zorba olarak kabul edersek herhangi bir insanı da yenilmiş oluruz aslında. Mağlubiyet geliştirir, düşmana mağlup olmak motivasyon kırar. Zorbalık kabul edilir hale gelmeden, bilinçle hareket etmek en doğrusu sanırım. Güvenilirliği sarsılmış bir demokrasimiz olsa da atılacak bir oyun ounlar döndürmeden ülke yönetimi için atıldığından emin olmak yeterli. Sonrası kalır. -yahut biter.-
Ama beklediğim gelecek çoktan tükenmişti.
Doğu’nun Limanları-Amin Maalouf
Bu yüzden beklememeli. Yakıştığımız yerlerde olmak güzel ama yakışacağımızı bilmediğimi yerler için de adımlamalı. Gelecek bir mesele dahi değil. -başlık boşa çıkar.- Güzel günler gibi, bizim yürümemiz gereken an yahut anlar bütünü. Yalnız yaşamın bir bölümü. Onun için çabalamak değil kendim için çabalamak bir nimet. Onun bir parçası değiliz, bizim bir parçamız gelecek. Korkulan ve kaygı duyulan o olursa kendimizden duyduğumuz korkudan ve eylemlerimizin verdiği kaygıdandır. -fazla bireyci, nerede kaldı kader.-
Pozitiflik yaymıyorum. Var bir yaşam, iyi mi kötü mü burada olmamız net değil. Ne için buradayız? sorusu bile yanıtsız başlangıçtan beri. -ki hangi başlangıç.- Benim aktaracağım pozitifliğe de ihtiyacı yok kimsenin. Benim var yalnızca. Yaşam her anıyla ölüm için var. Gelecek de ondan ibaret. Düşünmek ve kaygılanmak yerine eylem, meydanda yahut yalnız.
Uzun gün. -üçüncü kez.- Hastane, sınav/lar, ufak hatıralar ve uykusuzluğun garip uyuşukluğu. Yarın iş. Biraz uyunabilecek vakitler. Sonra yazın yeniden. Umut varsa biraz fotoğraf. Seslendirme henüz yolcu değil. Değerli anların bolca yaşandığı bir yıl başlangıcı. Burada, aysarda da öyle. -?-
Vetabii bir şiir karalaması da aşağılarda okunmak üzere hazır-nazır. Sosyal medya paylaşımları da hazırlıyorum her gün için ve bunu dahi özlediğimi fark ettim. aysar güzel memleket. -?- Ulus Baker bırakmıyor sağ olsun, sohbetimiz pek derin. Katılın isterim, kabul eder herkesi. Beni bile. Gün yine erken başlayacak ve bu kez de Uyan ile ses olayım. Deniz Tekin, kıymetli. Gelecek bir gün değil her gün var oluyor. Kumarbaz olmak için doğru bir an.
üç bilge
sebat, baş önü buyruk
karanlık başlangıcı çağın, üstünde
izi yok yarin yurdunda. inanır
çocukluğuna, vardır, yaşanmıştır. sonu ile
arasında iki dudak arası. sözü çok sonra
duyulur olmuştur
vitrin, kayırma vatan
sonunda ışık; hicreti henüz ulaşmamış
doğu illerine. handa yalnız soytarı. eşik ardı
açık alnı. masada kirli meseleler ile çıplaklığı. sırtı
nasır yükünden ruhuna. kuru
gürültü; soytarılmaz ayrılmaz
vurulmadıkça
yüzük, nakit ve avans
çoğulun yönü demokrasi lakin sırat
ters köşe daim. boyalı elleri, liri
gizlemekte. yolda düzen çabası, kırılmaz
çocukluğu; halen inanışı. duayla
gelen dopum yahut
zıttı