Bilinçaltı korkunçluklarla, fesatla dolu bir lağım çukuru değildir. Kabuslarla kaynaşan karanlık bir lağım çukuru da değildir. Sağlığın, hayal gücünün, yaratıcılığın pınarıdır bilinçaltı.
Ursula K. Le Guin
Aydınlanmasını yeni yaşadığım, üzerine okumalar yapma isteği oluşturan bir kavram ile uyudum dün. Netflix’te yer alan Koleksiyoncu: Ruben Brandt animasyonunu izledim. Animasyon filmler hakkında inceleme ve araştırma yapma isteğimin ilk eseriydi. Anlamadığım o kadar çok yeri oldu ki, izlerken aklımda ”Tam benim kafada çekilmiş.” düşüncesi uyandı. -tabii ki daha kaliteli bir kafayla çekilmiş.- İçeriğin görsel sanatlar ile ilgili olması, ünlü tablolar hakkında detaylı bir eser olması, hakkında çok bilgi sahibi olmadığım animasyon tarzındaki detaylar beni çok etkiledi. Bir o kadar da boşluğumu hatırlattı aslında. -aslında unutmuyorum.- Hikayenin detaylarına girmeyeceğim, amacım; bana tekrar hatırlattığı bilinçaltı kavramı hakkında kıt olan bilgimle merakımı dile getirmek. -yalnızca dilde kalmamasını sağlamak bir yandan da.-
Uğraşlarım içinde ve kendime ayırdığım zaman içinde en az dikkat ettiğim kavramlardan biri olduğunu fark ettim bilinçaltımın. Filmin etkisi ile sorgulamalara girişsem de; bir anda ortaya çıkan değil, şu an beni oluşturan hemen her şeyin bütünü olduğunun farkındayım. Nelere düşkünüm, yalnızca okuduğum için mi bu alanda üretmeye çalışıyorum, küçükken yaşadığım hangi olay beni etkiledi? gibi sorgulamalar değil bunlar. Sorular ile de kolay kolay cevaplanamaz sanırım. Okuma ve araştırmaya itme sebeplerinden biri de; daha önce bahsettiğim meditasyona olan ilgim. Bilinçaltımı kontrol edebilme yetisine yakın bir deneyim yaşadığımı hissediyordum. -hislerim bazen güçsüzleşiyor.- Filmin içinde kaldığım süre boyunca uzaklaştım bu histen. Kendi bilincimin beni nereye yönelttiği sorgulaması açığa çıktı. -boşluğa sanırım.-
Bu kavram ve insanın etkilenme durumlarının daha çok araştırılması ve okunması ile bir yazı kaleme alma isteğim de var. Neden şu an yazdığım ise bir merak konusu benim için. Etkilendiğim bir filmin yalnızca senaryo yahut teknik olarak etkilemesi değildi bu. Onunla beraber bir araştırma isteği uyandı. Filmin semboller ile anlattıklarına çok odaklandım. Tekrar tekrar izlemek için okumalarımı ve tablolarla bağımı artırmam gerektiğini fark ettim. -her şeyi anlama isteğim korkunç.- Bu bilinç ile sorguluyorum artık bilinçaltımı. Gördüğüm birkaç rüyanın neden bu kadar etki ettiğini, halen unutamadığımı sorguladım hatta. Hiçbir zaman bitmeyeceğini düşünüyordum bu bilmeme halimin. Film ise bana psikoterapinin ve araştırmanın etki edebileceğini gösterdi. Kurgusal ve distopik ögelerle de olsa, izleyen tarafında bıraktığı etki bu yönde oldu. -yahut anlamadım.-
Alıntının gücünü ilk okuduğumdan beri çok seviyorum. Bir yandan da, okuduğum ilk anda neden araştırma yapmamışım ki daha fazla diye düşünüyorum. En etkilendiğim yazarlardan birinden, bilinçaltını merak ettiğim bir isimden bu sözleri duymak; bilinçaltıma daha çok yönelmem gerektiğini hissettirdi. Bilincimin dahi farkında değilim aslında tam olarak. Bilinçsiz bir tavır değil elbette, her düşüncenin haklı yanlarına olan düşkünlüğüm sorgulatıyor beni. Sonunda kendi doğrularımın nereye varacağı merak uyandırıyor. Heyecandan çok tedirgin bir merak. -gelecek için de geçerli aynı durum.-
Yalnızca organik hayatta değil, zekanın işlemesinde de bilinçaltı olayları büyük bir rol oynar. Zihnin bilinçli hayatı, bilinçaltı hayatının yanında pek az bir etkiye sahiptir.
Kitleler Psikolojisi-Gustave Le Bon
Okunacaklar listesine bir kitap daha eklenirken; bu alıntı ile de daha önce karşılaştığımı hatırladım. -çok şey kaçırmışım.- O kadar sorgulamanın içindeyken, bir kaçış olduğunu düşünüyorum bilinçaltı sorgulamasına girmemiş olmamı. Kaçışların verdiği zararları biliyorken bunu yapmış olmamın da bir anlamı yok. Ve sanırım, zararını da tam olarak araştırmaya başladıktan sonra göreceğim. -evet.- Neler kaçırdığımı görecek olmak heyecan uyandırsa da yeniden sorgulatacak beni. Üstelik, alıntıdaki ifadenin gücü ile daha da zorlanacağım. Şu an olduğum ya da olamadığım insanın bilinçaltına girme gayretinde olacağım. Nereye kadar gidecek? -daha doğrusu nereye kadar dayanabileceğim.-
Filmin içindeki sahnelerden biri ve çözüm bölümü ile daha da düştüm bu olaylara. 25. karenin etkisinin farkındaydım ancak, çoğu zaman olduğu gibi, sanat yolu ile bunun aktarılması çok daha etkili oldu kendi adıma. İzleme alışkanlıklarımın ciddi bir listesini oluşturma isteği uyandı içimde. Yalnızca filmler yahut diziler ile sınırlı değil şu dönemde. Hepimizin haftalık video izleme ortalamasında en önemli alanı sosyal medya içerikleri kaplıyor. Çoğu videonun süresi kısıtlı olsa da bıraktığı etki ve paylaşım alanı çok genişleyebiliyor. Bir paranoya ve her şeyden nem kapma durumunda değilim aslında. -yeterince kaptım sosyal ikilem ile.- Elbette günlük kullanım içinde çok fazla şey ile karşı karşıya geliyoruz. Ne yazık ki bu içeriklerin incelenme ihtimali de yok denecek kadar az. Sansüre bir istek de değil bu. -yanlış anlaşılmama çabam yoruyor.- İçeriklerin kimlerden geldiğini bilmeden düştüğümüz bir ortam olduğu bir gerçek yalnızca. Bilinçli kullanım durumuna geliyoruz yeniden. Bilinçli olmadıkça bilinçaltımız daha da etkilenecek. -hemen her konuda.-
Zihnimi zorladığımı düşünmüyorum uzun zamandır. -utanmaz.- Bu bir kara bağlama oluşturmasa da, yaptığım uğraşlara ayırdığım zaman dışında çok eksik kaldığım hissi oluşuyor. İçimde biriken gelecek kaygısını bastırmaya çalışsam da -ki hiçbir anlamı yok.-, zihnimin tamamını kapladığını daha da net fark ediyorum. Bilinçli olma isteği, her an aktif ve tüketimden çok üretim yapma çabası içinde olmanın artısı kendime kattıklarım. -uğraşıyorum yalnızca, gerçekler farklı olabilir.- Bu artının bilincindeyim ve huzurum yerinde. Gelecek kavramının gerçekten mümkün olmadığı fikrindeyken, ondan kaygı duymam düşündürüyor. Hislerim ile kurabileceğim bir yaşamım olamayacak sanırım. -çabam azalmayacak yine de.- Mutlu olduğum, en azından rahatsız hissetmediğim bir uğraşın içinde hayatta kalma isteği yalnızca. -her genç arzuluyor bunu.-
Aslında dış yaşantılarım çok fakir olduğu için, herkesin büyük bir titizlikle sakladığı bilinçaltı zenginliklerimi açıkça ve utanmazca kullanarak bitirdim.
Tehlikeli Oyunlar-Oğuz Atay
Kullandığımın bilgi olduğunu umuyorum halbuki ben. Daha doğru ifadeyle; utanmazca kullandığım bir bilinçaltım var mı onu bilmiyorum. Kendi hissettiklerimin ve amaçlarımın karşılığını yaşadığım hissiyle hareket ediyorum. Biliyorum ki bunları besleyen bir bilinçaltım var ve hemen her şey orada. Saklı değil, apaçık. Çirkinliklerim, basitliklerim ya da başarılarım ve çabalarım. Hepsi orada. Bulma isteğim, bilmeden yaşamak istemememden sadece. Ki bu sadece çok dolu bir ifade. Titizlikle de sakladığımı düşünmüyorum. -saklıyorum.- İçimde yaşadığım şeylerin de sebebini ve başlangıç noktasını öğrenmek istiyorum. Bilinçaltımın ne kadar bilinçli olduğunu merak ediyorum aslında. -korkmuyor değilim.-
Bilinçaltının en güçlü üretim kaynağı olduğunu söyleyen de pek çok isim var. İlk alıntıdaki ifadeler ile ölçüşen, bir sorun değil kaynak olduğunu ifade eden çok ciddi yazılar mevcut. Bu detaylar beni daha da sürüklüyor araştırmaya. Bitecek bir kaynak olup olmadığı, yalnızca kendi tecrübe ve araştırmalarım ile mi geliştiği yoksa daha dışarıdan müdahaleye de açık olup olmadığını merak ediyorum. Tahminlerimin doğru çıkmasını bir yandan istiyorum aslında. Bir yandan da, dışarıdan müdahale ile var olması durumunu biraz garipsiyorum. İkinci el bir yaşam sürme durumundan kurtulmak daha yaşanılır geliyor artık. -hoş, hep böyle olmalı aslında.- Duraksadığım anların da harekete geçeceğim anların da seçicisi ben olmalıyım. Ki daha net görebileyim yolumu. Bilincim ile hareket edeyim. Ancak, bilincin de bilinçaltı ile oluştuğu gerçeği ile yüzleşiyorum. -yüzüm pek görülesi bir hal almıyor.-
Bazı gerçekleri erken fark etmek, büyüme hızına olan etkisiyle inanılmaz güçlü. Kimi için yaşamasaydım düşüncesi oluşsa da, hayatımda yaşadığım hemen her olayın erken başıma gelmesi mutlu ediyor. -kayıplar dışında. ki değiller kayıp.- Bilinçli bir birey olduğum düşüncesine götürüyor beni. Olaylara bakış açımdan yaptığım uğraşlara kadar da genişliyor bu durum. Bunlar övgü de değil. -zaten olamazlar.- Kendi farkındalığımın geldiği yerleri merak ediyorum bu yüzden. Merak ifadesini çok kullandığımı biliyorum ancak, beni en çok harekete geçiren his olduğunu da unutamıyorum. Çizgisel olarak ilerlediğim bir plan ve düzenim var; bu düzenin nereden geldiği, bir film ile neden beni kendime getirdiği, yaptıklarımın nereye evrileceği… Hepsi merak. -öğrenilmesi çok da mühim olmayan.-
Düşünce bahçemizde hakimiyet kurmadıkça bilinçaltı zararımıza çalışacaktır.
%100 Düşünce Gücü-Jack Ensign Addington
Ne zaman kurmaya başladım tam anlamıyla bir hakimiyet? Düşüncemin ifadesini doğru yapabiliyor muyum? Bilinçaltım zararlı çalıştığı için mi şu anki uğraşlarım ile hemhalim? Sorgulamalarım sebebi olduğunu bilsem de; beni tam anlamıyla nasıl etkilediğini bilmemek etkiliyor. Zihinsel olarak yorgunsam sebebini daha net fark etmek, rüya kavramının özgürlüğüne daha da kapılmak isteğindeyim.
Dünü de yarın edebiliyorsun. Günün anlamlandırılması için dilinden dökülenler ile eylemlerin çok çatışıyor. Bilincin kontrol mekanizması içinde korkaklık içinde yaşam. Devreye giren bir de bilinçaltı olduğu zaman, kendini kontrol edemediğini daha da net fark edeceksin. Ya korkacaksın yahut ayak uyduracak. -ikinci el yaşam, fiyatları dolara rağmen makul.-
Uzun bir gün, bolca okuma, güzel müzikler, birkaç güzel sohbet. Filmin etkisi ile haftalık seri ile ilgili yeni düşünceler geldi. Seslendirmeye ayırdığım bir vakit olamıyor, üzüntüm çok. Düzenlemem gereken ses kayıtları beni dinliyor sadece. Videolara için de durum aynı, heyecanım artsa da biraz odak eksikliğim oluşuyor.
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 53. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Bugün için Denizdeyim ile ses olmak istiyorum. Güçlü bir ekipten güçlü ve naif bir şarkı. Peyk, dinlenir, çokça. Bilinçli bir birey olmanın yetersizliği ile üzülmeyin. Bilinçli olmanın kurallarından sanırım. -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Üzülme.
seven yahut kör
çınar, kesime uygun
çocukluktu. sessizlik ürkütücü karanlık
kabus. yoktu çevresinde aydınlık, yüzler
asılı duvarda. ağlamak ölümcül. çok
sonra ölüm doğmaz ağlayınca
anlaşıldı
fırça, gereksiz sanatçıya
huzursuz saflığı, kalmadı göğün
renkleriyle düşünceli. karşısında hep
yumrukları. elleri açık, olmaz düşünceleri
sırasıyla yaşama isteği. vurulmakta
sevdiği. yazılmamışken tek satır
duyardı
gelir, gider hemen
parmaklarında maviliği, değil sanki
uçurtma. evrenin gerçeği çok
izlenen sansürlü. asılı fotoğrafında
seçilmez güzelliği. neden kavga, neden
sevda? cevapları
kusurlu
Birisi “Bilinç/Altı ve Koleksiyoncu” üzerinde düşündü