Ona mutlu bir dünya yaratan, ama aynı zamanda da altında ezilmesine neden olan güçlü bir hayal gücü.
Genç Werther’in Acıları-Johann Wolfgang Von Goethe
Hayal ile başlamadı mı zaten her şey? Ailemiz bir çocuğumuz olsa ne güzel olur diye başlamadı mı serüven? Hayattaki şansımı sürekli ailemin bunu söylemesi ile doldurduğumu düşünüyorum. -benden tamamen bağımsız.- Çünkü o an ile birlikte hemen her şey hayal ile devam etti. Ondan kurtulmak istemedim, ayrılmadım. O da benden ayrılmadı üstelik. -bunu pek sık yaşamam.-
İç dünyamızda oluşturduğumuz evrenin en önemli parçası oldu hayal. İyisiyle-kötüsüyle. Her an onu yaşamak, kabuğa çekildiğimiz zamanlarla onun heyecanı ile tekrar açtık kendimizi. Hiçbir hayalin belki ile kurulmadığı bir aidiyet duygusu yaşıyoruz. Belki çok vurucu bir söz, hayal onun için çok güçlü. Susmayan, her an bizimle olmaya devam eden, başarılı olduğunda sonrasını araştıran, tatmin olmayan bir içbenlik. -korkutucu, bir yandan heyecan.-
Aslında onunla yapabildiğimiz tek şey rehavete kapılmak da olabilir. Kurtuluş yolu bulamadan -ki kurtuluş neyden, kimden, nereden? her yerde biz varız bir defa.-, yalnızca sığındığımız dal olarak kalması da mümkün. Ki rehavete kapıldığı an insan; olduğu yeri, dünyanın yuvarlaklığını -herkes başa dönebilir bir gün, eğer ilerlediyse.-, adımızı, paramızı unutabilir. Kazancını yalnızca hayaline harcayabilir; kimliğini.
Tüm bu zıt kavramlara rağmen hayal kurmadan geçen günler sıkıcı ve boş zaman kavramlarına uymaktan başka bir şey olamıyor benim için. Eve her gittiğimde tüm sorunları unutacağımı, saat on ikiyi geçtiğinde yeni günün başlamayacağını, kitapların sihirli annemdeki gibi okunabilir olacağını -ki daha fazlasını okuyabileyim- ve daha nicesini kurmaktan aldığım keyif -boş bir adamım, unutmayın.- bambaşka hissettiriyor.
Yazıp durmak, kafasını ve ruhunu önemsiz şeylere harcamak, inançlarını değiştirmek, zekasını ve hayal gücünü satmak! Doğasını zorlamak, sürekli heyecan ve karmaşa içinde olmak, dinlenmek nedir bilmemek, devamlı koşturup durmak…
Oblomov-İvan Gonçarov
Beni ve benim gibileri eleştiriyor Gonçarov bu bölümde. Sürekli, her gün yazmayı. -ben tutundum bir dala işte.- Ne zaman dinleneceksin diyor. Mümkün değil.
Aslında asıl aktarmak istediğim; benim değil ama hemen her sanatçı, düşünürün yazdıkları ve ortaya koyduklarıyla zaten bir hayal gücünü sattığı ile ilgili. Sanatı zanaatten ayıran en önemli unsur sipariş üzere yapılmıyor oluşu; aslen maddi bir beklentinin olmaması. -zanaatkarlar iyi ki varlar, mükemmel içerikler oluşturuyorlar, benden kat kat iyi.-
Hayal gücü, hayal ve düşünce pazarlamayı sanatçıların üzerine yıkacak değilim. Bu düşüncem de yalnızca, bu insanların var olan yetenekleri ile oluşturdukları eserlerin değerli olması. Asıl hayal satma kavramı daha önce bahsettiğim şekliyle meydana geliyor. Kendimizi kandırarak, kandırılarak, hayallere inanarak.
Çünkü hayalin inanılacak tek tarafı bizim ile meydana geliyor oluşu. Çoğunluğu gerçekleşmeyecek şeyler dahi olsa onlar, bizim düşüncemizden geliyor, istek ve arzularımızı, heyecanlarımızı, korkularımızı içeriyorlar. Değişmeyecek de bu durum. Varlığımız ona bağlı değil elbette. Ancak sahip olmadığımız hemen her şeye düşkünlüğümüz ile insanlık tanımını tamamlıyoruz. -tanım olarak değiştirmek mümkün görünmediğinden.-
Gerçekçi, hem dünyayı hem hayallerini bilen kişidir. Sizinse aklınız başınızda değil, üstelik binde biriniz bile hayal kurmayı bilmiyorsunuz.
Dünyaya Orman Denir-Ursula K. Le Guin
Evet sanırım öyle. Gerçekçi bir yaşam sürme çabasında olsam da hayallerimin içeriğindeki garipliklerden bahsettim. -her gün yazmak gibi.- Hayal ile amaç arasındaki farkı bilmiyoruz belki de. Amacın kudreti bizi etkiliyor ve hayal kırıklığı olarak nitelendiriyoruz onu. Halbuki hayal, kendi içinde tutarlı olmasa da bizi o an farklı dünyalara götürmekte. Evet geri dönmemiz ve yaşadığımız yeri bilmemiz gerekir muhakkak. Yine de o evrenin içi belki dünyadan daha ilgi çekicidir. -hayali düşünceler.-
Amaç ise kendi içerisinde tutarlı olmak zorunda. Yolumuzdaki engellere rağmen ayakta kalmalı ve bir anlık dünya değişimi hissi değil her an o amaç uğrunda çabalamayı gerektirir. -ne zaman bu kadar net konuşur oldum, kim inanır?- Arasındaki farkı anlayamadıkça, yolda geçirdiğimiz tüm zaman bir hayal ürünü, yolun sonu ise hayal kırıklığına dönüşebilir. -yolun sonunda kitap var ise vay halime.-
Aklımız başımızda olsun olmasın, hayal ile yaşamaktan daha çok onu hayatımızın bir parçası olarak kabul etmek özgürlüğünde olmamız gerekiyor sanırım. -hem hayalim hem amacım her gün yazmak, garip. Hayalimiz ve hayallerimiz -içerisinde gerçekliğimizi de barındırır.- satılabilir, ihtimal dahilinde. Ancak amacımız uğrundaki yolu yalnızca biz çizebiliriz.
Herkesin hayal gücü köreldiğinde, artık hiç kimse dünya için bir tehdit olmayacak.
Ninni-Chuck Palahnuik
Hayal gücü olmasaydı, hayal etmek olmasaydı yalnızca bir tehdidin yokluğu değil sağlıklı insan yokluğu dahi çekebileceğimizi düşünüyorum. -sosyolog olarak galiba.- Onun içerisindeki bizi hayata bağlayan gücün devamlılığı amacımıza sürüklüyor aslında.
Elbette sanatçıların bu içgüdü sayesinde hayatımıza -kimilerimizin hayatına. -dahil oluşu da bu güzelliği zenginleştiriyor. Onların olmadığı bir dünya içerisinde konuşulacak sığ şeyler artacak ve hem birbirimizi hem de kendimizi anlamak adına çok daha fazla efor sarf edecektik. -yahut daha güzel şeyler olurdu, olmadı.-
Hayalimizi kendimize inandırmak zorunda değiliz. Amacımızı da. Biri ile mutlu olmayı öğrenip, zenginleşebilir; diğeri ile günümüzü aydınlatacak uğraşların kapısını aralayabiliriz. Günümüz yarın olmayacaksa amacımız için daha çok uğraşmalıyız. -ajandalarda sürekli bugün yazmalı.-
İş devam etmekte, yazıları olumsuz etkilememesi en büyük isteğim ve amacım. Çetin ve zorlu diyemeyeceğim, her iş kadar işte. Soluklanmak için güzel bir yol. Haftalık köşe biraz ertelendi bu yüzden. Ancak taslak ve isim hazır. Kısa zamana açıklanacak. -müjde için basını davet edeceğim.-
Ece Ayhan ve dün bahsettiğim isimler ile devam ediyorum. Güzel gidiyor okumalar, dinlenmeme vesile. Bugün okuyan herhangi biri var ise yirminci gün hatrına ondan yahut onlardan talep ediyorum günün sesini. Mutluluk duyarım
Vetabii bir şiir karalaması ve Zaytung 20. gün seslendirmesi de aşağılarda. Okunmak ve dinlenmek üzere hazır-nazır. Kısa bir molada, vapurda, olmayan zamanda, belki bir gün yaparsınız, kim bilir? -tek kişi okuyordur diye düzeltme.- Yaparsın.
masa başı
incir, mitolojik tatlılık
çalıntı bilmişlikler ile sürünmekte
dili, kızıl damarı
kanı akan, üstüne giydiği
kapitalizm
karşıtı
çekirdek, günebakan hasadı
hanesine evrilmiş insanları
mabetlerin gelir
gider. çalkantı dönemleri
memleketin, bir oda ayrılmış
devrimine -bir oda.-
yaprak, kum çölde
özgürlük. hem henüz kararlaştırılmış
düşlerinden uyandırılacağı, ekmek.
kumarın galibi? olmayacak masasında
müridin