İhtimaller Vardır

Milyarda bir ihtimal… Milyarda bir. Ben altı milyarda birdim. Milyarda bire inanabilirdim.

Ziyan-Hakan Günday

Kaçınılmaz bir başlangıçtı artık buraya yeniden gelmem. -gidecek yerin yok zaten başka.- Bir sene olacak 3 ay kadar sonra ve ben 22 marttan bu yana aysar ile fotoğraf üzerinden buluşuyorum. -hoş onu da süreki yapıyorsun sanki!- O yazıda da bundan sonra sürekli burada olacağıma dair vaatler vermişim kendime. Ki yazı iktidarlar üzerine. Bu kadar sevmeyip halen hayal satıyor olmak biraz yordu tekrar okuyunca. -bir tek seni yıruyor gibi, siyasiler memnun.- Fakat dilimin ne hale geldiğini görmem gerek. Okurun nabzını ölçeceğim kadar tıp ve yazın bilgim yok; yalnızca kendi dilimi biraz tartabilirim. -kötü espriler devam ediyor, güzel.-

Kendimden uzaklaştıkça kendime ne kadar yakın olmam gerektiğini daha net anlamaya başladım ama son zamanlarda. Fikirlerimin ve eylemlerimin muhatabı ben olsam da ve başkaları için adım atmamayı kendime öğütlesem de; -ki sadece kendine öğüt verebilir.- halen başkalarının dile getireceği ihtimalleri anımsıyorum ilk. Her an ayakta olma hissine karşın “Neden ayakasın ki?” sorusunu soruyorum kendime. Kendimi birey olarak tanımlarken bulaştığım hatalardan biri de herkes gibi bir birey olduğumu düşünmem. Evet seçimlerde geçerli bu durum fakat herkes gibiysem neden benliğim ile başbaşa kalabiliyorum? Diğer bireyler mi daha çok kalıyor yoksa? Çünkü onlar çok daha bireyde düşünerek söylemlerini yönetirken ben bu yazıyı yazarken bile -az okunduğunu söylemeye getiriyor.- etik kuralların benden bağımsız hareket ettiğinin bilincinde olmaya çalışıyorum.

Çok okuyan ya da çok uğraşan bir birey olsam da bunu dile getirmekten kaçıyorum mesela. -ki şu an kaçmadı, hafif bir narsizm seziliyor.- Beni ileriye götürecek tek şey, ki eğer varsa öyle bir yer, ihtimallerin olması. Eylemde oldukça artan ihtimaller diri tutuyor aslında. Kötü, aciz bir anda ya da ruh halinde olsam da -ki ne kadar konuşuyor olsam da hiçbir insan her anında böyle değildir, çıkarımını kendin yap.- biliyorum ki adımlarımın geçtiği yollarda birkaç ihtimal vardır. Bugün zor, yarın pek güç, seneye kim bilir dolar kaç. Yine de ihtimallerin varlığı tüm ahlaki değerlerim ile hayat görüşüme saygımı arttırıyor. Tanrının yahut tanrıların -annem bilmiyor halen yazdığım şeylerin sorgulayıcı yanını.- olmadığı bir düzende ayakta olmaya alıştırıyorum kendimi aslında. İnançsız damgası yiyecek olsam da -ki yiyorum muhtemelen.- bu durum inançsızlıktan değil kendi yolumda daim bir dirilik olması için. Pohpohlayacak kimse ve hiçbir idea olmayınca ne kadar emek verebilir insan? -hadi deneyelim.-

Benim inanmam dediğim çok az şey var. Bu yüzden 6 milyarda bire daha rahat inanabilirim sanırım. -bu bir zayıflık aslında.- Kimliğimin sınırlarını belirleyen her şey gibi ölümüm de sınırlanıyor. Doğumdan ölüme yalnızca ihtimaller ile yaşıyor insan. Tanrının varlığı, dinlerin yahut fikirlerin, savaşların hatta tarihin olup olmadığı tartışılıyor. Eğer ihtimalleri erken çözmüş olsaydım sanırım ya bir köşede deliren bir birey yahut bir düşünür olurdum. -evet herkes düşünür. bir sen yapmazsın.- Takıldığımız şeyin ihtimallerin bize düşündürdükleri değil hayalimizi zenginleştiren pozitif ihtimaller olduğunu düşünüyorum. Daha doğrusu takılmadığımız şeyin. Eğer olumsuz olanlar -ki genelde daha çoktur.- yer etmiş olsaydı en çok kaçacağımız şey eylemlerimiz olurdu. Halen birçoğumuzun öyle, belki benim de. -belki?- Fakat yine de adımladığımı yollar “İhtimaller Vardır!” dediğimiz anlarda ilerliyor.

Bazı ihtimaller, ihtimal olarak kalmaya mahkumdurlar.

Korkma Ben Varım-Murat Menteş

Elbette gerçekler de var. İhtimallerin varlığı kadar gerçek olanlar. Ömrümüz boyunca gördüğümüz hemen her şeyden fikir, düşünce, ideoloji, tarz, moda, eylem olarak etkileniyoruz. Etkilenme ile kalsa şekillendireceğimiz bir karakter oluşumuna gidebilir fakat bazen her etkileyen detay bir ihtimal olarak etki alanımızı işgal etmeye başlıyor. -kime benzetiyorum acaba?- İşte bu an bizi eyleme itecek olan ihtimal gücünü pasifleştiren en büyük sorun haline geliyor. Nasıl ki çok istediğimiz her şeyin bizim olması mümkün değilse her etkilendiğimiz şeyin yani ihtimali olan her şeyin gerçekleşmesi de pek mümkün değil. -halen optimist.- Fakat bir güzelliktir ki ihtimal insanı yolda tutabilir. Önemli olan ,sanırım, birden çok ihtimalin varlığı ile yalnızca birinden çokça beklentiye girmemek. Beklenti kabuklardan oluşuyor; sürekli ne çıkacağını bilmeden ilerletiyor.

Çağın getirdiklerinden biri de ihtimalin yanılgıya dönüştüğü anların artması. Beklentilerimiz, eylemsiz farkındalığımız o kadar arttı ki kendimize vakit ayırmamız gereken anlarda bile elimize ihtimaller tutuşturuluyor. “Fikrim kitleleri etileyebilir, adımlarım adaleti sağlar, faiz caizleşebilir, dış güçler vardır, ideolojilerim karşısında babamı tanımam, telefon bir zenginlik göstergesidir.” Dalga geçebileceğim şeyler değil bunlar, fazlası da var ve ben de onların içinde kaybolmuşumdur bir zamanlar. -belki halen.- Fakat tamamı birden bağımsız hale gelen detaylar. Hep bir değişken unsur arayışı var. Biz yeterince değişken değilmişiz gibi. Bu da beklentiyi bizden uzaklaştırıyor. Fazla bireyci düşüncelere sahip olabilirim, ki böyle de söyleniyor genelde. Fakat bireyin içinde olduğu durumu yönetebileceği bir ruh halinde olması kadar önemsediğim çok az şey olmaya başladı. Çünkü ayakta kalmalı insan; bazı ihtimaller sadece ihtimal olarak kalacak. -aa, ne yaptın şimdi sen? basit.-

İlkokulda kasap olarak ünlenmiştim müsamerede elimdeki satırdan dolayı. Polis ve profesör olmayı isteyen bir çocuktum. İkisinin aynı anda olamayacağını biliyordum, ikisinin de ileride bu kadar garipleşeceğini tahmin edemedim sadece. -sanki hemen profesör olarak alındım.- Polis olamayacağım gözlüklerim ile açığa çıktı. Profesör olamayacağımsa üniversiteye başlamam ile. -güzel, kasap halen ihtimaller dahilinde.- Bu düşüncelerin ne faydası oldu metne bilmiyorum ama hayatımda 15 yıl önce de en az iki ihtimal arasında duran biri olarak olumlamaya çalışıyorum kendimi. O iki ihtimal de mümkün görünmüyor şu an ve artık yüzlerce ihtimalin içinde olan biri haline geldim. Bu ihtimallerin de eylemsiz bir düşünce haline gelmesi sanırım 15 yıl dahi sürmeyecek. Fakat eylemlerimi kuran ihtimaller ile mutlu olma çabasındayım. -umarım politika ihtimali öylece kalır, şu an.-

Hayatta her türlü ihtimal mevcuttur; hatta insan yaşarken bile ölmüş olabilir.

Milena’ya Mektuplar-Franz Kafka

Bu düşünceyi yaklaşık iki yıl önce ilk kez okumuştum. O zamandan bu zaman değişmeyen tek sorum; “Eğer şu an ölsen ne kadar tatmin ayrılmış olursun hayatından?”. Fakat bu yazıda bu soruya çok değinmeden -neden yazdın ki o zaman bunu?- aklımda oluşanları aktarmaya çalışacağım alıntının ışığında. Bir evrenin içinde olduğumuz kesin fakat bu biri nasıl yorumlamamız gerekiyor? Tek olan evren mi yoksa evrenlerin yalnız biri mi? Ben bu yazıyı hangi evren için yazıyorum? Şu an bana yazdıran düşüncelerim dünyadaki kişinin mi yoksa yönetilen bir ideanın ürünü mü? Sorular saçma yahut gereksiz olabilir. -ki bir kısmı öyle.- Fakat gerçeklik kavramının karşısına koyacağımız her yalan için ispat gerekiyor. Hatta artık gerçekler için ispat gerekiyor. Çünkü ihtimaller vardır ve bazen daha yorucu kılabilir yaşamayı. -yine de iyi ki var.-

Çoğu inanış arayışı ve yolcuğuluğu bir öğreti olarak sunsa ve desteklese de yolda karşımıza çıkan, aklımıza gelen sorgulamaların şirk yahut büyük günah olduğunu bildiriyor. İnanışlar da doğru olamaz mı? Olabilir. Belki de benim yalnızca okul-iş ve ibadet ile zamanımı geçirmem gerekiyordur. Kendini bulma çabası gereksiz olabilir. İhtimaller. Fakat önlenemez bir gerçek olarak sorgular ve ihtimaller ile yaşıyorum. Vicdanımı bir din öğretisi ile mi yoksa genel ahlaki kurallar ile mi oluşturdum; oluşmasında gerçekten benim bir payım olabilir mi? Her sorgu bir ihtimali daha doğuruyor. Hepsi doğru olabilir mi? -abartma.- O da bir ihtimal ama pek olası değil. -neye göre?- Bir tanesi ya da bir kısmı doğru olacak. Ve bu ihtimallerden bir kısmı bizim hiçbir zaman hangisinin ya da hangilerinin doğru olduğunu göstermeyecek eğer gerçekleşirlerse. İhtimaller yorucu da olsa varlıkları biraz yaşam belirtisi sunuyor. Eyleme sürüklüyor. Çünkü hangisi gerçek diye düşüneceğimiz vaktimiz yok. Yalnızca yaşamak için var. -o da en fazla 80, dolar gibi de artmıyor üstelik.-

Korkumuz da ihtimallerin dengesi ile alakalı aslında. Ya gerçekse, ya gelirse, ya ölürsem, ya sevmezse, ya giderse? Korkularımız bilmediklerimiz üzerine kurulu. Gelecekte ne olacağını bilmemek bir kaygıya sürüklüyor. İyi ihtimaller yok mu? Var elbette. Fakat negatife olan düşkünlüğümüz, kendimize inançsızlığımız kavramlara olan bağımızı arttırıyor. Adımlarımızı belirleyen ihtimallerin korkuyla değil hiç olmazsa her iki ihtimalin varlığı ile olması daha doğru değil mi? -öyle mi?- Yolculuğun sonunda çoğumuz oraya ulaşacağımızı düşünüyoruz. Daha doğrusu düşünmeyecek kadar anda olabiliyoruz. Ki bu çok büyük bir güzellik. Fakat kaza, çlüm, kaçırılma, khk, iç savaş ihtimalleri yok mu? Var. Adımlarımızı belirleyen ihtimaller korkular üzerine kurulmamalı. Eylemlerimiz kadar güçlü hissedebiliriz. Yahut onlar kadar güçsüz. -belli oldu.-

Acaba ışık saçan bir adım atabilmek için alın yazımızda bir ihtimal var mı?

Bi Değirmendir Bu Dünya-Cahit Zarifoğlu

Kararsızlık içinde adımlar. Işık saçan bir adım? Adımsızlık içinde ışığı aramaya gerek var mı? Bu denli ihtimaller varken eylemsizlik hali, kusursuzluk çabası, pesimist hava hangi evreni beslemekte? Adını koyabildiğin herhangi bir gerçeklik var mı dünyada? Dünyada gerçekleri savunan kimse kaldı mı? Bunu sormaya hakkın var mı? -neye hakkın var ki!- Kaç yaşında bir dizi başarın olacak? Yahut yaptıklarının başarı olduğunu kaç yaşında görmeye başlayacaksın? İnanışını gerçekten savunabilir durumda mısın? Değilsen bu senin sorunun mu yoksa inanışın mı sorunlu? -herkesinki mükemmel.-

Adını en son kimden duymak isterdin? Sevmediğin son kişi de göçecek mi bu dünyadan senden önce? Yahut sevmediğin son kişi var mı gerçekten? Çoğulun içinde misin yoksa çoğulu oluşturan mısın? Var mı elinde seni öldürecek kanıtın? İhtimaller vardır; doların düşmesi de onlardan biri. -.mümkünse.-

Bir seneyi anlatmak mümkün, zamanla. Anatmayayım hemen ki anlatmadığım yıllar kalsın kendime. Tiyatro, fotoğraf, yeni yılın bolca yazı ve hayal getirmesi;;; bunlar için de daha çok eylemde olma çabası ile. Yapılmamış çok şey kaldı, ötelendi kimi. aysar onlardan olmasın çabası ile. -çoktan olmadı mı?- Her güne bir fotoğraf kapağı ile bundan sonra. -onu da bırakma?-

Vetabii bir şiir karalaması da aşağılarda. Okunmak üzere hazır-nazır. Zaytung seslendirmesi bir süre sessizde, yakında podcast olarak var olacak. Ulus Baker okumaları ile günüm dün olmakta, artması ümidiyle. Geçen yılın güzelliklerinden That Funny Feeling ile ses olayım. Inside izlenmediyse izlenmeli, Bo Burnham kaliteli insan. İhtimaller daim vardır; biz orada olmak için uğraşalım.

sağır

sicil, harcanmış kağıt
asılı yüzü tanınmamış duvarlarına
memleketin. ucuz görünür yüzüğü. hem
taş koymaz yoluna, çıkmış toprağın
zulmünden. laik, üstelik gelmekte
fermanı kulunun

tufan, eşitliği doğanın
çehresi benzemekte mürşidine. sesi
unutulmuş. çıkmıyor dilinden başka
yemişler. çantası kalabalık, duyulmamış
fikirleri ile ölümü. medrese renkli
pandomimde

şüphe, daim doğru
kabuğu halen taze, doğumunda aldı
isimsizliği. biçimsiz yüzü, elleri tutmuyor
dilekçe. yazık, ülkesi sizin gibi. sığ
kalmış tarikatlar, hem yol sola
çekmekte

İhtimaller Vardır” için 2 yorum

  1. Geri bildirim: Şipşak Foto – aysar

Yorum bırakın